Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi

Sosyal fobi olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi, sosyal ortamlarda olumsuz değerlendirileceği, küçük düşeceği, yetersiz görüneceği veya kaygısının başkaları tarafından fark edileceği düşüncesiyle belirgin bir zorlanma yaşayabilir.

Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi hakkında araştırma yapan kişiler; sosyal ortamlarda değerlendirilme, eleştirilme veya dikkatlerin üzerinde olduğunu düşünme ile ilişkili kaygı deneyimleri hakkında bilgi arıyor olabilir. Topluluk önünde konuşmak, yeni insanlarla tanışmak, toplantılarda söz almak veya günlük iletişim gerektiren durumlar bazı kişiler için diğerlerinden daha zorlayıcı olabilir.

Bununla birlikte sosyal ortamlarda zaman zaman heyecanlanmak, çekingen davranmak veya yeni bir ortamda kendini rahat hissetmemek tek başına sosyal fobi anlamına gelmez. Değerlendirmede yaşanan kaygının ne kadar süredir devam ettiği, kişinin yapmak istediği etkinlikleri ne ölçüde sınırlandırdığı ve iş, eğitim ya da ilişkiler üzerindeki etkileri birlikte ele alınabilir.

Kadıköy’de sosyal fobi ve sosyal kaygıyla ilişkili psikoterapi görüşmelerinde kişinin yalnızca kaygı yaşadığı durumlar değil; bu durumlar öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan düşünceler, bedensel deneyimler, kaçınma biçimleri ve kişinin kendisini nasıl değerlendirdiği de görüşmenin konusu olabilir.

Psikoterapinin amacı kişinin sosyal ortamlardaki performansını ölçmek değildir. Her kişinin sosyal yaşamı, ihtiyaçları ve zorlandığı durumlar farklı olduğundan süreç bireysel olarak değerlendirilir.

Sosyal Fobi Nedir?

Sosyal fobi; kişinin başkaları tarafından incelenebileceğini, değerlendirilebileceğini veya eleştirilebileceğini düşündüğü durumlarda yoğun kaygı yaşamasıyla ilişkilendirilen bir durumdur.

Kaygının odağında çoğu zaman yalnızca sosyal ortamın kendisi bulunmaz. Kişi o ortamda:

  • Yanlış bir şey söylemekten,
  • Konuşurken duraksamaktan,
  • Sorulan bir soruya cevap verememekten,
  • Sesinin titremesinden,
  • Yüzünün kızarmasından,
  • Terlediğinin fark edilmesinden,
  • Sıkıcı veya yetersiz görünmekten,
  • Başkalarının kendisi hakkında olumsuz düşünmesinden

endişe edebilir.

Bazı kişiler çok sayıda sosyal ortamda zorlanırken bazı kişiler yalnızca sunum yapmak, sahneye çıkmak, toplantıda konuşmak veya başkalarının önünde performans göstermek gibi belirli durumlarda yoğun kaygı yaşayabilir.

NIMH, sosyal anksiyete kapsamında yeni insanlarla tanışma, iş görüşmesine katılma, sınıfta bir soruyu yanıtlama, yardım isteme, telefonda konuşma ve başkalarının yanında yemek yeme gibi günlük durumların kaygı oluşturabileceğini belirtmektedir. Ancak bu örneklerin bulunması tek başına tanı anlamına gelmez.

Bağdat Caddesi Sosyal Fobi Tedavisi

Bağdat Caddesi Sosyal Fobi Tedavisi hakkında araştırma yapılırken sosyal kaygının yalnızca kalabalık ortamlarda ortaya çıkmadığını göz önünde bulundurmak önemlidir. Bazı kişiler bir sunum veya toplantıda konuşurken zorlanabilirken, bazı kişiler bire bir iletişimde, telefonda konuşurken, soru sorarken veya yeni biriyle tanışırken daha yoğun kaygı yaşayabilir.

Sosyal ortamlarda yaşanan kaygı bazen kişinin dikkatini konuşmanın kendisinden uzaklaştırıp nasıl göründüğüne, sesinin titreyip titremediğine veya karşısındaki kişinin kendisi hakkında ne düşündüğüne yöneltebilir. Ortamdan sonra yapılan uzun değerlendirmeler de sonraki sosyal durumlara ilişkin kaygının sürmesine katkıda bulunabilir.

Bağdat Caddesi Sosyal Fobi kapsamında yürütülen psikoterapi görüşmelerinde bu deneyimlerin kişinin günlük yaşamındaki yeri, kaçınma davranışları ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkileri değerlendirilebilir. Belirli bir davranış veya bedensel tepkinin bulunması tek başına sosyal fobi tanısı anlamına gelmez.

Feneryolu Sosyal Fobi Tedavisi

Feneryolu Sosyal Fobi Tedavisi hakkında bilgi araştıran kişiler için sosyal kaygı ile kişisel sosyal tercihlerin birbirinden ayrılması önemlidir. Bir kişinin daha az sosyal ortam tercih etmesi, yalnız kalmaktan hoşlanması veya geniş bir sosyal çevre istememesi tek başına psikolojik bir güçlüğün göstergesi değildir.

Değerlendirmede kişinin yapmak istediği halde kaygı nedeniyle kaçındığı durumlar, sosyal ortamlardan önce yaşadığı endişeler, ortam içerisindeki dikkat odağı ve sonrasında yaptığı değerlendirmeler birlikte ele alınabilir. Kaygının iş, eğitim, yakın ilişkiler veya günlük iletişim üzerindeki etkileri kişiden kişiye farklılaşabilir.

Feneryolu Sosyal Fobi kapsamında yüz yüze psikoterapi araştırılırken yalnızca lokasyona değil, psikoloğun çalışma alanlarına ve görüşmelerin profesyonel çerçevesine de bakılabilir. Yüz yüze görüşmeler Feneryolu’na yakın, Kadıköy Bağdat Caddesi üzerindeki sağlık meslek biriminde gerçekleştirilmektedir.

Sosyal Fobi ile Utangaçlık Aynı Şey midir?

Utangaçlık ve sosyal fobi aynı kavramlar değildir. Utangaçlık, kişinin yeni veya kalabalık ortamlarda daha temkinli davranmasıyla ilişkili bir kişilik özelliği olabilir. Utangaç bir kişi başlangıçta zorlanmasına rağmen zaman içinde ortama uyum sağlayabilir ve yapmak istediği etkinliklere katılabilir.

Sosyal fobi değerlendirmesinde ise kaygının:

  • Uzun süredir devam edip etmediği,
  • Kişinin yapmak istediği şeyleri engelleyip engellemediği,
  • Sosyal ortamlardan belirgin kaçınmaya yol açıp açmadığı,
  • İş, eğitim ve ilişkileri ne ölçüde etkilediği,
  • Ortamdan önce ve sonra ne kadar zihinsel meşguliyet oluşturduğu

dikkate alınır.

Kişinin içe dönük olması, yalnız zaman geçirmekten hoşlanması veya geniş sosyal çevre istememesi de tek başına sosyal fobi anlamına gelmez. Değerlendirmede kişinin yaşam tercihleriyle, kaygı nedeniyle yapamadıkları birbirinden ayrılmaya çalışılır.

NHS, sosyal anksiyeteyi gündelik sosyal kaygılardan ve utangaçlıktan ayırırken korkunun sürekliliğine ve kişinin öz güveni, ilişkileri, eğitimi veya çalışma yaşamı üzerindeki etkisine dikkat çekmektedir.

Hangi Sosyal Durumlarda Kaygı Yaşanabilir?

Sosyal kaygı yalnızca kalabalık bir topluluğa hitap ederken ortaya çıkmaz. Günlük yaşamın sıradan görünen birçok anında da yaşanabilir.

Psikolojik görüşmelerde ele alınabilecek durumlar arasında şunlar bulunabilir:

  • Yeni insanlarla tanışmak
  • Bir sohbet başlatmak veya sürdürmek
  • Topluluk önünde konuşmak
  • Sınıfta veya toplantıda söz almak
  • İş görüşmesine katılmak
  • Telefonda konuşmak
  • Tanımadığı bir kişiden bilgi istemek
  • Mağazada çalışanla iletişim kurmak
  • Bir restoranda sipariş vermek
  • Başkalarının önünde yemek veya içmek
  • Bir belgeyi doldururken ya da yazı yazarken izlenmek
  • Ortak alanları kullanmak
  • Davet, toplantı veya kutlamalara katılmak
  • Otorite konumundaki kişilerle konuşmak
  • Birine katılmadığını söylemek
  • Yardım istemek
  • Hata yaptığını kabul etmek
  • Duygusal veya romantik bir yakınlık başlatmak
  • Sosyal medyada paylaşım yapmak
  • Eleştiri veya geri bildirim almak
  • Tanıdığı kişilerin bulunduğu bir ortama sonradan girmek

Her kişi aynı durumlarda kaygı yaşamaz. Bir kişi sunum yaparken rahat olmasına rağmen bire bir konuşmalarda zorlanabilir. Başka biri yakın arkadaşlarıyla rahat iletişim kurarken tanımadığı kişilerle konuşmaktan kaçınabilir.

Bu farklılıklar değerlendirme sırasında kişinin yaşam koşulları içinde ele alınır.

Ayrıca Kadıköy Depresyon Tedavisi hakkında bilgi almak isterseniz sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sosyal Kaygı Öncesinde, Sırasında ve Sonrasında Neler Yaşanabilir?

Sosyal fobi yalnızca kişinin sosyal ortamdayken hissettiği kaygıyla sınırlı değildir. Kaygı, etkinlikten önce başlayabilir ve etkinlik sona erdikten sonra da devam edebilir.

Sosyal Ortamdan Önce

Kişi yaklaşan bir görüşmeyi veya etkinliği günler öncesinden düşünmeye başlayabilir. Zihninden şu tür düşünceler geçebilir:

  • “Konuşacak bir şey bulamayacağım.”
  • “Sesim titrerse herkes fark edecek.”
  • “Sorulan soruya cevap veremeyeceğim.”
  • “Beni yetersiz bulacaklar.”
  • “Ortama uyum sağlayamayacağım.”
  • “Kaygılandığım anlaşılacak.”

Bu düşünceler arttıkça kişi etkinliği iptal etmeyi veya katılımını ertelemeyi düşünebilir.

Sosyal Ortam Sırasında

Kaygı sırasında aşağıdaki bedensel ve zihinsel tepkiler ortaya çıkabilir:

  • Kalp atışlarının hızlanması
  • Terleme
  • Yüzde kızarma
  • Ellerde veya seste titreme
  • Ağız kuruluğu
  • Nefes alışverişinin değişmesi
  • Mide rahatsızlığı
  • Zihnin boşalmış gibi hissedilmesi
  • Sözcükleri bulmakta zorlanma
  • Çevrede konuşulanlara odaklanamama
  • Kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissetme
  • Göz temasından kaçınma
  • Bedeni gergin tutma
  • Çok kısa veya düşük sesle konuşma

Bu tepkilerin görülmesi kişinin mutlaka sosyal fobi yaşadığı anlamına gelmez. Bedensel belirtilerin başka psikolojik veya tıbbi nedenleri de bulunabilir.

NIMH, sosyal anksiyete yaşantısına kızarma, terleme, titreme, kalp atışında hızlanma, mide rahatsızlığı, zihnin boşalması ve göz teması kurmakta güçlük gibi tepkilerin eşlik edebileceğini bildirmektedir.

Sosyal Ortamdan Sonra

Kişi ortam sona erdikten sonra konuşmalarını ayrıntılı biçimde inceleyebilir. Söylediği bir cümleyi, yüz ifadesini veya yaşadığı kısa bir sessizliği tekrar tekrar düşünebilir.

Şu tür değerlendirmeler ortaya çıkabilir:

  • “Çok anlamsız konuştum.”
  • “Herkes ne kadar gergin olduğumu fark etti.”
  • “Beni sevmediler.”
  • “Daha farklı cevap vermeliydim.”
  • “Bir daha böyle bir ortama girmemeliyim.”

Bu değerlendirmeler çoğu zaman diğer insanların ne düşündüğüne ilişkin kesin bilgiye değil, kişinin kendi varsayımlarına dayanabilir. Olay sonrasında yapılan yoğun zihinsel inceleme, gelecekteki sosyal durumlara ilişkin kaygının sürmesine katkıda bulunabilir.

Kaçınma Davranışları Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?

Kaygı uyandıran bir durumdan uzaklaşmak kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak kaçınma sıklaştıkça kişi sosyal ortamlarda baş edemeyeceği düşüncesini sınama fırsatı bulamayabilir.

Kaçınma davranışları her zaman ortamdan tamamen uzak durmak şeklinde görünmez. Kişi etkinliğe katıldığı hâlde kendisini daha az görünür kılmaya çalışabilir.

Örnek olarak:

  • Toplantıda en arka sıraya oturmak
  • Soru sorulmasın diye göz temasından kaçınmak
  • Konuşmadan önce cümleleri tekrar tekrar hazırlamak
  • Yalnız görünmemek için sürekli telefonla ilgilenmek
  • Sosyal ortama yalnız gitmemek
  • Çok erken gelip dikkat çekmeden yerleşmek
  • Etkinlikten erken ayrılmak
  • Konuşurken kısa cevaplar vermek
  • Sesinin titrememesi için konuşmamak
  • Yemek yerken ellerini saklamak
  • Sunum sırasında yalnızca notları okumak
  • Kaygıyı azaltmak amacıyla alkol kullanmak

gibi davranışlar görülebilir.

Bu davranışlar bazen “güvenlik davranışları” olarak değerlendirilir. Kişi, olumsuz bir durumun yalnızca bu önlemler sayesinde gerçekleşmediğini düşünebilir. Psikoterapi görüşmelerinde kaçınma ve güvenlik davranışlarının kısa ve uzun vadeli etkileri incelenebilir.

NIMH ve NHS kaynakları, sosyal ortamlardan kaçınmanın veya bu ortamlarda yoğun biçimde yargılanma kaygısı yaşamanın günlük yaşamı, öz güveni, ilişkileri ve iş ya da eğitim hayatını etkileyebileceğini belirtmektedir.

Hangi Durumlarda Psikolojik Değerlendirme Düşünülebilir?

Sosyal ortamlarda zaman zaman kaygılanmak doğal bir deneyimdir. Bununla birlikte aşağıdaki durumlar psikolojik görüşmede ele alınabilecek başvuru nedenleri arasında bulunabilir:

  • Sosyal ortamlardan sürekli kaçınmak
  • Kaygı nedeniyle eğitim veya iş fırsatlarını değerlendirememek
  • Toplantılarda düşüncelerini ifade edememek
  • Yeni ilişkiler kurmakta belirgin biçimde zorlanmak
  • Telefonda konuşmaktan veya randevu almaktan kaçınmak
  • Başkalarının yanında yemek yemekte zorlanmak
  • Sosyal etkinlikleri son anda iptal etmek
  • Kaygının fark edilmesinden yoğun biçimde korkmak
  • Bir konuşmayı günler boyunca zihinde tekrar etmek
  • Eleştirilme veya reddedilme düşüncelerinin ilişkileri sınırlandırması
  • Sosyal ortamlarda panik atağa benzer belirtiler yaşamak
  • Kaygıyı azaltmak için alkol veya farklı maddelere başvurmak
  • Yalnızlık hissinin artmasına rağmen sosyal iletişimden uzaklaşmak
  • Öz güvenin ve kişinin kendisine yönelik değerlendirmelerinin belirgin biçimde etkilenmesi
  • Sosyal kaygıya çökkünlük veya umutsuzluk gibi farklı güçlüklerin eşlik etmesi

Bu örneklerden birinin bulunması sosyal fobi tanısı anlamına gelmez. Değerlendirme sırasında belirtilerin süresi, şiddeti, günlük yaşam üzerindeki etkisi ve başka psikolojik ya da tıbbi durumlarla ilişkisi birlikte incelenir.

İlk Görüşmenin Amacı Nedir?

İlk görüşmenin amacı, kişinin yaşadığı sosyal kaygıyı kendi yaşam koşulları içinde anlamaktır. Kişiden ilk seansta kalabalık bir ortamda konuşması, kendisini zorlayan bir uygulama yapması veya bütün sosyal deneyimlerini anlatması beklenmez.

İlk görüşmede şu konular ele alınabilir:

  • Hangi sosyal durumların kaygı oluşturduğu
  • Kaygının ne zamandır devam ettiği
  • Sosyal ortam öncesinde ortaya çıkan düşünceler
  • Yaşanan bedensel belirtiler
  • Kaçınılan ortamlar ve etkinlikler
  • Kaygıyı kontrol etmek için kullanılan yöntemler
  • Sosyal ilişkiler, eğitim ve iş yaşamındaki etkiler
  • Olay sonrasında yapılan zihinsel değerlendirmeler
  • Daha önce alınan psikolojik veya psikiyatrik destekler
  • Fiziksel sağlık durumu ve kullanılan ilaçlar
  • Alkol veya madde kullanımı
  • Kişinin psikoterapiden beklentileri
  • Yüz yüze veya online görüşmenin uygunluğu
  • Gizlilik ve mesleki sınırlar
  • Başka bir uzmana yönlendirme gereksinimi

Sosyal kaygı yaşayan kişiler için ilk görüşmeye başvurmak da zorlayıcı olabilir. Konuşurken heyecanlanmak, göz temasını sınırlı tutmak, sorulara cevap vermek için zamana ihtiyaç duymak veya ne anlatacağını bilememek görüşmenin olumsuz ilerlediği anlamına gelmez.

Değerlendirme kişinin iletişim performansını ölçen bir sınav değildir. Bazı durumlarda başvuru nedenini ve eşlik eden güçlükleri anlayabilmek için değerlendirme birden fazla görüşmeye yayılabilir.

NICE kılavuzu, sosyal anksiyete değerlendirmesinde korkulan durumların, kaçınma davranışlarının, işlev kaybının, kişinin beklentilerinin ve eşlik eden psikolojik ya da fiziksel durumların birlikte ele alınmasını önermektedir.

Sosyal Fobi İçin Psikoterapi Süreci Nasıl İlerleyebilir?

Psikoterapi süreci her kişi için aynı şekilde planlanmaz. Görüşmelerin içeriği; kaygının ortaya çıktığı durumlara, kişinin ihtiyaçlarına, yaşam koşullarına ve psikoloğun eğitim aldığı terapi yaklaşımına göre değişir.

Sosyal Kaygı Döngüsünün Anlaşılması

Kişinin sosyal ortamdan önce, ortam sırasında ve sonrasında yaşadığı düşünce, duygu, bedensel tepki ve davranışlar birlikte incelenebilir.

Örneğin kişi konuşurken yüzünün kızaracağını düşünüyorsa dikkatini sürekli yüzündeki sıcaklığa yöneltebilir. Bu odaklanma, bedensel belirtiyi daha yoğun algılamasına ve konuşulanları takip etmekte zorlanmasına neden olabilir. Yaşanan zorlanma da kişinin “Kaygım herkes tarafından fark edildi.” düşüncesini güçlendirebilir.

Psikoterapide genel açıklamalar yerine kişinin kendi deneyimine özgü döngü üzerinde çalışılır.

Olumsuz Değerlendirilme Beklentisinin Ele Alınması

Kişinin başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceğine ilişkin tahminleri değerlendirilebilir.

Bu çalışmanın amacı kişiye “Kimse seni yargılamıyor.” demek değildir. Sosyal ortamlarda insanların farklı değerlendirmeleri olabilir. Psikoterapide kişinin eleştirilme veya reddedilme olasılığına yüklediği anlam ve bu olasılıkla baş etme biçimi incelenebilir.

Dikkatin Kullanılma Biçiminin İncelenmesi

Sosyal kaygı sırasında kişi dikkatini konuşmadan ve çevresindeki kişilerden uzaklaştırarak kendi sesine, yüzüne, bedenine veya nasıl göründüğüne yöneltebilir.

Görüşmelerde kişinin dikkatini nasıl kullandığını fark etmesine yönelik çalışmalar yapılabilir. Amaç kaygıyı görmezden gelmek değil, dikkatin tek bir tehdit işaretine sıkışmasının etkilerini değerlendirmektir.

Olay Sonrası Zihinsel İncelemenin Değerlendirilmesi

Sosyal bir durumdan sonra konuşmaları tekrar tekrar düşünmek, kişinin yalnızca olumsuz olduğunu düşündüğü ayrıntılara odaklanmasına neden olabilir.

Görüşmelerde:

  • Olayın hangi bölümlerinin hatırlandığı,
  • Başkalarının düşüncelerine ilişkin hangi varsayımların yapıldığı,
  • Kişinin kendisini hangi ölçütlerle değerlendirdiği,
  • Bu incelemenin gelecekteki kaygıyı nasıl etkilediği

ele alınabilir.

Kaçınma ve Güvenlik Davranışları Üzerinde Çalışılması

Kişinin kaygıyı azaltmak için kullandığı davranışlar belirlenebilir. Bu davranışların hangilerinin gerçekten gerekli olduğu ve hangilerinin yaşam alanını daralttığı değerlendirilebilir.

Kişinin bir davranışı hemen bırakması beklenmez. Çalışma, kişinin hazır oluşuna ve belirlenen hedeflere göre aşamalı biçimde planlanır.

Kademeli Davranış Çalışmaları

Uygun görülen psikoterapi yaklaşımlarında kişinin kaçındığı sosyal durumlara yönelik kademeli çalışmalar planlanabilir. Bu çalışmalar kişinin hiçbir hazırlık yapılmadan kalabalık bir ortamda konuşmaya zorlanması anlamına gelmez.

Öncelikle:

  • Kişinin ulaşmak istediği hedefler,
  • Kaygı yaşadığı durumların güçlük düzeyi,
  • Kullandığı güvenlik davranışları,
  • Çalışmanın amacı,
  • Kişinin fiziksel ve psikolojik koşulları

değerlendirilir.

Daha sonra kişinin gönüllü katılımıyla küçük ve uygulanabilir adımlar belirlenebilir. Uygulamanın hızı kişiden kişiye değişir.

NICE, yetişkinlerde sosyal anksiyeteye yönelik psikolojik çalışmalarda sosyal kaygıyı sürdüren düşünce ve davranış örüntülerinin ele alınmasını ve uygun durumlarda aşamalı davranış çalışmalarından yararlanılmasını önermektedir.

Sosyal Beceri Eğitimi Her Zaman Gerekli midir?

Sosyal kaygı yaşayan her kişinin sosyal becerilerinin yetersiz olduğu varsayılmamalıdır. Bir kişi nasıl iletişim kuracağını bildiği hâlde yoğun kaygı nedeniyle bu becerilerini kullanmakta zorlanabilir.

Bu nedenle psikoterapide öncelikle güçlüğün:

  • İletişim becerisi eksikliğinden,
  • Olumsuz değerlendirilme korkusundan,
  • Yoğun öz eleştiriden,
  • Dikkatin aşırı biçimde kişinin kendisine yönelmesinden,
  • Geçmiş sosyal deneyimlerden,
  • Kaçınma davranışlarından

hangileriyle ilişkili olduğu değerlendirilir.

İletişim başlatma, düşünce ifade etme, sınır koyma veya geri bildirim verme gibi alanlarda gerçek bir ihtiyaç bulunuyorsa sosyal beceriler üzerinde çalışılabilir. Ancak amaç kişiyi daha dışa dönük bir kişiliğe dönüştürmek değildir.

Psikoterapi Kişiyi Sosyal Ortamlara Zorlar mı?

Psikoterapi sürecinde kişi hazır olmadığı bir sosyal ortama girmeye, topluluk önünde konuşmaya veya istemediği bir davranışı gerçekleştirmeye zorlanmamalıdır.

Kademeli çalışmalar planlandığında:

  • Uygulamanın amacı açıklanır.
  • Kişinin soruları yanıtlanır.
  • Çalışma birlikte belirlenir.
  • Zorluk düzeyi aşamalı biçimde düzenlenir.
  • Kişinin onayı alınır.
  • Uygulama sonrasında yaşananlar değerlendirilir.

Psikoterapide hedef kaygının hiçbir zaman ortaya çıkmaması olmayabilir. Kişinin kaygı yaşasa bile önem verdiği yaşam alanlarına daha fazla katılabilmesi ve kaçınma davranışlarını değerlendirebilmesi üzerinde çalışılabilir.

Seansların Süresi ve Sıklığı Nasıl Belirlenir?

Seansların süresi ve sıklığı; başvuru nedenine, sosyal kaygının günlük yaşama etkisine, eşlik eden güçlüklerin bulunup bulunmamasına ve kullanılan psikoterapi yaklaşımına göre değişebilir.

İlk görüşmede kesin seans sayısı veya sonuç tarihi verilmesi uygun değildir. Süreç boyunca:

  • Görüşme hedefleri gözden geçirilebilir.
  • Kaçınılan sosyal durumlar yeniden değerlendirilebilir.
  • Günlük yaşamda gerçekleştirilen çalışmalar incelenebilir.
  • Seans sıklığı ihtiyaçlara göre düzenlenebilir.
  • Psikiyatrik veya tıbbi değerlendirme gereksinimi ele alınabilir.
  • Psikoterapinin sürdürülmesi veya sonlandırılması birlikte konuşulabilir.

Psikoterapide belirli sürede sonuç alınacağı, sosyal kaygının tamamen sona ereceği veya tekrar etmeyeceği yönünde garanti verilemez.

İlaç Değerlendirmesi Gerekebilir mi?

Sosyal kaygıyla ilgili ilaç değerlendirmesi psikiyatri uzmanının veya ilgili hekimin yetki alanındadır. Psikolog ilaç reçete etmez, kullanılan ilacın dozunu değiştirmez ve ilacın bırakılmasını önermez.

Sosyal kaygıya depresif belirtiler, panik ataklar, yoğun uyku güçlüğü veya farklı psikolojik sorunlar eşlik ediyorsa psikiyatrik değerlendirme düşünülebilir. İlaç ve psikoterapi seçenekleri kişinin ihtiyaçları, tercihleri ve sağlık durumu dikkate alınarak ayrı ayrı veya koordineli biçimde değerlendirilebilir.

NIMH, sosyal anksiyete kapsamında psikoterapi, ilaç veya her iki yöntemin birlikte değerlendirilebileceğini; seçim yapılırken kişinin ihtiyaçlarının, tercihlerinin ve tıbbi durumunun dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir.

Online Görüşme Yapılabilir mi?

Sosyal fobi kapsamında psikoterapi görüşmeleri, kişinin koşullarının ve başvuru nedeninin uygun olması hâlinde online olarak gerçekleştirilebilir.

Online görüşme, sosyal kaygı yaşayan bazı kişiler için başlangıçta daha erişilebilir görünebilir. Ancak online formatın yalnızca kaygı uyandıran bütün yüz yüze durumlardan kaçınmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı da değerlendirilmelidir.

Online görüşmelerde:

  • Kişinin rahatça konuşabileceği özel bir alan bulunmalıdır.
  • Görüşme başkaları tarafından duyulmamalıdır.
  • Güvenli bir internet bağlantısı kullanılmalıdır.
  • Seans sırasında araç kullanılmamalıdır.
  • Görüşme izinsiz olarak kaydedilmemelidir.
  • Acil durumda izlenecek yöntem önceden konuşulmalıdır.

Kişinin bulunduğu konum gerektiğinde paylaşılabilmelidir.

NIMH, sosyal anksiyeteye yönelik psikoterapinin uygun koşullarda yüz yüze veya çevrim içi biçimde yürütülebileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte görüşme formatının uygunluğu kişi özelinde değerlendirilmelidir.

Gizlilik ve Mahremiyet

Psikoterapi görüşmelerinde paylaşılan bilgiler, mesleki etik ilkeler ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gizlilikle ele alınır.

İlk görüşmede kişiye:

  • Görüşmelerin amacı ve kapsamı,
  • Kayıtların nasıl tutulduğu,
  • Kişisel verilerin nasıl korunduğu,
  • Bilgilerin hangi koşullarda paylaşılabileceği,
  • Gizliliğin etik ve yasal sınırları,
  • Online görüşmelerde mahremiyet koşulları,
  • Başka bir uzmana yönlendirme gerektiğinde izlenecek süreç

hakkında bilgi verilmelidir.

Kişinin sosyal ortamlarda yaşadığı güçlükler, çalışma yaşamı veya ilişkileriyle ilgili paylaşımlar mahrem bilgi kapsamında ele alınır. Görüşmelerde başvuru nedenini değerlendirmek için gerekli olmayan ayrıntıların paylaşılması beklenmez.

Türkiye’de sağlık hizmetlerine ilişkin tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri; meslek etiğine uygun, doğrulanabilir ve ölçülü olmalıdır. Yanıltıcı yönlendirme, sonuç garantisi, diğer hizmet sunucularına karşı üstünlük iddiası ve doğrudan talep oluşturmaya yönelik reklam dili yönetmelik kapsamında sınırlandırılmıştır.

Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Kaygı

Çocuk ve ergenlerde sosyal kaygı yetişkinlerden farklı biçimlerde görülebilir. Okula gitmek istememe, sınıfta söz almaktan kaçınma, öğretmenden yardım isteyememe, akran ilişkilerinden uzak durma veya sosyal etkinliklere katılmama gibi davranışlar görülebilir.

Bununla birlikte bu davranışlar tek başına sosyal fobi anlamına gelmez. Çocuğun gelişim dönemi, aile koşulları, okul ortamı, akran ilişkileri ve farklı psikolojik ya da gelişimsel ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk ve ergenlerle yürütülecek psikolojik süreç, yaşa ve gelişim özelliklerine göre planlanmalı; gerekli durumlarda ebeveyn ve okul iş birliği değerlendirilmelidir. NICE kılavuzu, çocuklar, ergenler ve yetişkinler için değerlendirme ve psikolojik müdahalelerin gelişim dönemine göre uyarlanmasını önermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Bu sayfada yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır. Sosyal ortamlarda heyecanlanmak, konuşurken kızarmak veya zaman zaman bir etkinliğe katılmak istememek sosyal fobi tanısı anlamına gelmez.

Sosyal kaygının değerlendirilmesinde belirtilerin:

  • Ne kadar süredir devam ettiği,
  • Hangi durumlarda ortaya çıktığı,
  • Günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği,
  • Kişinin sosyal tercihlerinden nasıl ayrıldığı,
  • Farklı psikolojik veya tıbbi durumlarla ilişkili olup olmadığı

birlikte ele alınır.

Psikoterapi süreci her kişi için aynı biçimde ilerlemez. Belirli bir seans sayısında kesin sonuç, kaygının tamamen ortadan kalkması veya belirtilerin tekrar etmeyeceği yönünde garanti verilemez.

Sosyal Fobi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi için psikoterapi görüşmelerinde hangi konular ele alınabilir?

Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi kapsamında gerçekleştirilen psikoterapi görüşmelerinde kişinin sosyal ortamlarda yaşadığı kaygı, olumsuz değerlendirilme düşünceleri, bedensel deneyimler, kaçınma biçimleri ve sosyal durumlar sonrasında yaptığı değerlendirmeler ele alınabilir. Sosyal ortamlarda zaman zaman heyecanlanmak veya çekingen davranmak tek başına sosyal fobi tanısı anlamına gelmez.

Bağdat Caddesi Sosyal Fobi Tedavisi hakkında yüz yüze psikoterapi araştıran kişiler için görüşmeler Kadıköy, Bağdat Caddesi üzerinde bulunan sağlık meslek biriminde gerçekleştirilmektedir. Sosyal kaygının kişinin iletişimi, günlük yaşamı, iş veya eğitim hayatı üzerindeki etkileri görüşmeler sırasında değerlendirilebilir.

Hayır. Bağdat Caddesi Sosyal Fobi Tedavisi hakkında bilgi araştırılırken utangaçlığın tek başına sosyal fobi anlamına gelmediği göz önünde bulundurulmalıdır. Değerlendirmede kaygının ne kadar süredir devam ettiği, kişinin yapmak istediği şeyleri engelleyip engellemediği, kaçınma davranışları ve günlük yaşam üzerindeki etkileri birlikte ele alınabilir.

Utangaçlık, kişinin yeni ortamlarda daha çekingen veya temkinli davranmasıyla ilişkili olabilir ve tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. Sosyal fobi değerlendirmesinde kaygının sürekliliği, kaçınma davranışları ve iş, eğitim, ilişki ya da günlük yaşam üzerindeki etkileri dikkate alınır. Ayrım yalnızca kişinin utangaç olduğunu söylemesine bakılarak yapılamaz.

Hayır. İlk görüşmenin amacı kişinin sosyal performansını sınamak değil, yaşadığı kaygıyı ve destek ihtiyaçlarını anlamaktır. Kişiden ilk seansta topluluk önünde konuşması veya hazır olmadığı bir sosyal uygulamayı yapması beklenmez. Görüşmelerde yapılabilecek çalışmaların amacı ve biçimi önceden açıklanır.

Kişi istemediği veya hazır olmadığı bir uygulamaya zorlanmamalıdır. Uygun görülürse sosyal durumlara yönelik kademeli çalışmalar planlanabilir. Bu çalışmalar kişinin hedefleri, ihtiyaçları ve gönüllü katılımı doğrultusunda küçük adımlarla oluşturulur. Her danışan için aynı çalışma uygulanmaz.

Seans sayısı; sosyal kaygının kapsamına, günlük yaşama etkisine, kaçınma davranışlarına, eşlik eden güçlükler ve kişinin hedeflerine göre değişir. İlk görüşmede kesin bir seans sayısı veya sonuç tarihi verilmesi uygun değildir. Görüşme hedefleri ve sürecin ilerleyişi belirli aralıklarla kişiyle birlikte değerlendirilir.

Diğer Hizmetlerimiz
08
Kadıköy Yas Süreci ve Kayıp Danışmanlığı
Yas ve kayıp sürecine yönelik psikolojik görüşmeler, kişinin yaşadığı kaybı unutmasını veya belirli […]
Detaylı İncele
07
Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi
Sosyal fobi olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi, sosyal ortamlarda olumsuz […]
Detaylı İncele
06
Kadıköy Panik Atak ve Panik Bozukluk Tedavisi
Panik atak; yoğun korku veya rahatsızlık hissinin bedensel belirtilerle birlikte kısa sürede yükseldiği […]
Detaylı İncele
05
Kadıköy Depresyon Tedavisi
Depresyon kapsamında değerlendirilebilen yaşantılarda ise çökkünlük, boşluk hissi veya ilgi kaybı daha uzun […]
Detaylı İncele
04
Kadıköy Cinsel Terapi
Cinsellik; bedensel, duygusal, zihinsel, ilişkisel ve toplumsal birçok unsurdan etkilenebilen kişisel bir yaşam […]
Detaylı İncele
03
Kadıköy Bireysel Psikoterapi
Bireysel psikoterapi; kişinin duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, ilişkilerini ve yaşamında karşılaştığı güçlükleri bir psikologla […]
Detaylı İncele
RANDEVU OLUŞTURUN
Ön görüşme talebinizi iletin.

Randevu takvimi ve randevu detaylarını netleştirmek için sizinle iletişime geçeceğiz.

Diğer iletişim kanallarımız
WhatsApp Hattı

+90 532 346 27 60