İlişkide Hep Aynı Sorunları Yaşıyorum: Neden Aynı Döngüler Tekrar Ediyor?

“Yine aynı konuyu tartışıyoruz.”

“Bu meseleyi kaç kez konuştuk ama hiçbir şey değişmiyor.”

“Tartışmanın konusu farklı olsa bile sonunda hep aynı yere geliyoruz.”

Bir ilişkide benzer sorunların tekrar tekrar ortaya çıkması zaman içerisinde yorucu hale gelebilir. Başlangıçta küçük görünen bir anlaşmazlık giderek tanıdık bir tartışma biçimine dönüşebilir. Taraflar bazen konuşmanın nasıl ilerleyeceğini daha başlamadan tahmin edebilir: biri bir konuyu gündeme getirir, diğeri savunmaya geçer, sesler yükselir veya taraflardan biri geri çekilir. Bir süre sonra ortam sakinleşir fakat benzer bir durumda aynı döngü yeniden başlayabilir.

“İlişkide hep aynı sorunları yaşıyorum” düşüncesi her zaman ilişkinin kötü olduğu veya ilişkinin mutlaka sona ermesi gerektiği anlamına gelmez. İlişkilerde tekrar eden sorunların nedenleri; iletişim biçimi, beklentiler, sınırlar, geçmiş deneyimler, güven, yakınlık ihtiyacı ve çiftin günlük yaşam koşulları gibi birçok faktörle bağlantılı olabilir.

Bu nedenle yalnızca tartışmanın ne hakkında olduğuna değil, tartışmanın nasıl başladığına, nasıl ilerlediğine ve nasıl sona erdiğine bakmak da önemli olabilir.

İlişkide Aynı Sorunlar Neden Tekrar Eder?

Bir ilişkide tekrar eden tartışmaların görünen konusu her zaman asıl zorlanmayı açıklamayabilir.

Örneğin bir çift sürekli:

  • ev işlerinin paylaşılması,
  • mesajlara geç cevap verilmesi,
  • birlikte geçirilen zaman,
  • ailelerle ilişkiler,
  • para,
  • sosyal çevre,
  • telefon kullanımı,
  • kıskançlık

üzerinden tartışıyor olabilir.

Fakat aynı konunun altında tarafların birbirinden farklı beklentileri veya duygusal deneyimleri bulunabilir.

Ev işleriyle ilgili bir tartışmada bir taraf:

“Bütün sorumluluk benim üzerimde.”

diye düşünürken diğer taraf:

“Ne yaparsam yapayım zaten yeterli bulunmuyor.”

şeklinde hissedebilir.

Bu durumda tartışmanın görünür konusu bulaşık, temizlik veya sorumluluk paylaşımı olsa da tarafların deneyiminde yalnız kalma, takdir edilmemek, yeterli görülmemek veya anlaşılmamak gibi farklı temalar yer alabilir.

Rakip içeriklerde de tekrar eden tartışmaların yalnızca görünen olay üzerinden değil, altında kalan ihtiyaçlar ve iletişim biçimi üzerinden ele alınması öne çıkıyor.

Tartışmanın Konusu Değişirken Döngü Aynı Kalabilir

Tekrarlayan ilişki sorunlarının dikkat çekici özelliklerinden biri, tartışmanın konusu değişmesine rağmen etkileşim biçiminin benzer kalabilmesidir.

Örneğin bir hafta para, başka bir hafta arkadaşlarla geçirilen zaman, daha sonra ev işleri konuşulabilir. Fakat her tartışmada benzer bir sıra oluşabilir:

Bir taraf bir sorunu dile getirir.

Diğer taraf bunu eleştiri olarak algılar.

Savunma başlar.

İlk taraf kendisini duyurabilmek için daha fazla konuşur veya eleştirisini artırır.

Diğer taraf daha fazla geri çekilir.

İlk taraf geri çekilmeyi ilgisizlik olarak yorumlar.

Böylece başlangıçta çözülmek istenen konudan uzaklaşılarak ilişkinin kendisi hakkında yeni bir tartışma başlayabilir.

Bu tür tekrar eden ilişki döngüleri, kişilerin bunu bilinçli biçimde planladıkları anlamına gelmez. Etkileşim zaman içerisinde alışılmış bir tepki biçimine dönüşebilir.

Bu nedenle “Kim başlattı?” sorusu kadar “Biz bu noktaya nasıl geliyoruz?” sorusu da açıklayıcı olabilir.

İlişkide Sürekli Aynı Konularda Tartışmak

Çiftlerin her konuda aynı fikirde olması beklenmez. İki kişinin değerleri, alışkanlıkları, aile geçmişleri ve beklentileri farklı olabilir.

Bu nedenle anlaşmazlıkların bulunması tek başına ilişkinin sağlıksız olduğu anlamına gelmez.

Daha önemli olan, anlaşmazlık ortaya çıktığında çiftin bunu nasıl ele aldığıdır.

İlişkide sürekli aynı konularda tartışmak, bazen tartışmanın sonlandırılmasıyla sorunun gerçekten ele alınmasının birbirine karıştırılmasıyla ilişkili olabilir.

Örneğin tartışma büyüdüğünde taraflardan biri:

“Tamam, artık konuşmayalım.”

diyebilir.

Gerilim sona ermiş olsa da tarafların ne yaşadığı veya neye ihtiyaç duyduğu konuşulmamış olabilir.

Bir süre sonra benzer bir olay ortaya çıktığında önceki kırgınlıkların da eklenmesiyle tartışma yeniden başlayabilir.

Bu nedenle bir tartışmanın bitmiş olması her zaman meselenin iki taraf açısından da ele alındığı anlamına gelmez.

“Beni Hiç Anlamıyor” Hissi

Tekrarlayan ilişki sorunlarında sık görülebilen deneyimlerden biri, taraflardan birinin veya her ikisinin anlaşılmadığını hissetmesidir.

Kişi söylediklerinin duyulduğunu fakat aslında ne hissettiğinin anlaşılmadığını düşünebilir.

Örneğin:

“Bütün gün seni bekledim, yine arkadaşlarınla çıktın.”

cümlesinin altında:

“Birlikte geçirdiğimiz zamanın senin için önemli olmadığını düşünüyorum.”

gibi farklı bir ihtiyaç bulunabilir.

Diğer taraf ise ilk cümleyi:

“Arkadaşlarımla görüşmemi istemiyor.”

şeklinde yorumlayabilir.

Böylece iki kişi aslında farklı konular hakkında konuşmaya başlayabilir.

Bir taraf yakınlık ihtiyacını ifade etmeye çalışırken diğer taraf kişisel alanının sınırlandırıldığını düşünebilir.

Bu tür yanlış anlamalar ilişkinin tek sorununun “iletişim eksikliği” olduğunu göstermez. İletişimin içeriği kadar tarafların birbirlerinin mesajlarını nasıl yorumladıkları da önemlidir.

Savunmaya Geçmek Neden Tartışmayı Uzatabilir?

Bir kişi eleştirildiğini veya suçlandığını düşündüğünde kendisini açıklama ihtiyacı hissedebilir.

“Ben öyle yapmadım.”

“Sen de geçen hafta aynısını yaptın.”

“Her şeyi benim üzerime atıyorsun.”

gibi ifadeler tartışma sırasında ortaya çıkabilir.

Savunmaya geçmenin kendisi her zaman bilinçli bir tercih değildir. Kişi kendisini haksız yere suçlanmış hissediyorsa doğal olarak kendi bakış açısını anlatmak isteyebilir.

Ancak her iki taraf da yalnızca kendisini açıklamaya başladığında birbirini anlamak zorlaşabilir.

Bir taraf:

“Beni dinlemiyor.”

diye düşünürken diğer taraf:

“Ne söylesem suçlu ilan ediliyorum.”

şeklinde hissedebilir.

Böylece eleştiri–savunma döngüsü ortaya çıkabilir.

İlişkilerde tekrarlayan tartışmaları ele alan güncel içeriklerde de savunmaya geçmenin ve tarafların birbirini dinlemek yerine kendi pozisyonlarını korumaya çalışmasının döngüyü sürdürebileceği vurgulanıyor.

Bir Taraf Konuşmak İsterken Diğeri Neden Uzaklaşır?

Bazı ilişkilerde tartışmaların tekrar eden biçimi yaklaşma ve geri çekilme şeklinde görülebilir.

Bir taraf problemi hemen konuşup çözmek isteyebilir.

Diğer taraf ise yoğun duygular sırasında konuşmanın daha da kötüye gideceğini düşünerek uzaklaşabilir.

Konuşmak isteyen taraf bu uzaklaşmayı:

“Beni önemsemiyor.”

şeklinde yorumlayabilir ve daha fazla iletişim kurmaya çalışabilir.

Geri çekilen taraf ise bu ısrarı:

“Bana hiç alan bırakmıyor.”

şeklinde değerlendirebilir ve daha fazla uzaklaşabilir.

Böylece iki kişinin de davranışı diğerinin kaygısını artırabilir.

Biri daha fazla yakınlaştıkça diğeri daha fazla uzaklaşır; diğeri uzaklaştıkça ilk taraf iletişim kurmak için daha fazla çaba gösterebilir.

Bu tür döngüler güncel çift terapisi içeriklerinde de tekrar eden ilişki problemlerinin önemli örneklerinden biri olarak ele alınıyor.

Geçmiş Kırgınlıklar Yeni Tartışmalara Taşınabilir mi?

Bazı çiftlerde tartışma yalnızca o gün yaşanan olayla sınırlı kalmaz.

Bir taraf:

“Bugün beni aramadın.”

dediğinde konuşmaya birkaç ay önce yaşanan başka bir olay da dahil olabilir.

“Zaten geçen yıl da aynı şeyi yapmıştın.”

“Sen hiçbir zaman beni düşünmüyorsun.”

gibi ifadeler tartışmanın geçmişteki birçok deneyimi kapsayacak şekilde genişlemesine neden olabilir.

Geçmişte yaşanan bir olayın bugün hâlâ önemli olması yanlış değildir. Bazı kırgınlıkların etkisi uzun süre devam edebilir.

Ancak geçmişteki çok sayıda olay aynı tartışmanın içine girdiğinde çiftin o anda yaşanan problemi ele alması zorlaşabilir.

Bu noktada hangi olayın bugün hâlâ duygusal anlam taşıdığı ve neden tekrar tekrar gündeme geldiği üzerinde durmak daha açıklayıcı olabilir.

İlişkide Güven Sorunları Aynı Tartışmaları Besleyebilir mi?

Güven yalnızca sadakat üzerinden değerlendirilmez.

Bir ilişkide güven;

  • söylenen sözlerin tutulması,
  • kişinin ihtiyaç duyduğunda karşısındaki kişiye ulaşabilmesi,
  • duygularını ifade ederken küçümsenmeyeceğini düşünmesi,
  • kişisel sınırlarına saygı duyulması,
  • ilişkinin öngörülebilir olması

gibi farklı deneyimlerle bağlantılı olabilir.

Güven konusunda yaşanan zorlanmalar bazen aynı olayların tekrar tekrar sorgulanmasına neden olabilir.

Bir kişi sürekli açıklama yapmak zorunda kaldığını düşünürken diğer kişi yeterince güvende hissetmediğini ifade edebilir.

Bu tür durumların her ilişkide aynı nedenle ortaya çıktığını söylemek doğru değildir. Geçmiş ilişki deneyimleri, çift içerisinde daha önce yaşanan olaylar ve kişilerin kendi duygusal deneyimleri birlikte değerlendirilebilir.

İlişkide Hep Aynı Şeyleri Yaşamak Geçmiş Deneyimlerle İlgili Olabilir mi?

İnsanlar ilişkilere yalnızca bugünkü kişilikleriyle değil, geçmişte öğrendikleri ilişki biçimleriyle de girerler.

Aile içerisinde çatışmaların nasıl ele alındığı, duyguların nasıl ifade edildiği, yakınlığın nasıl kurulduğu veya sınırların nasıl belirlendiği kişinin daha sonraki ilişkilerindeki beklentileriyle ilişkili olabilir.

Örneğin bir kişinin yetiştiği ailede sorunlar açıkça konuşulmazken başka bir kişinin ailesinde çatışmalar yüksek sesle yaşanmış olabilir.

Bu iki kişi bir ilişki kurduğunda tartışma anındaki beklentileri de farklı olabilir.

Biri sorunun konuşulmamasını olağan bulurken diğeri sessizliği reddedilme olarak değerlendirebilir.

Bu örneklerin kişiye özel değerlendirme yerine geçmediğini vurgulamak gerekir. Geçmiş aile deneyimlerinin her davranışı otomatik olarak açıkladığı veya kişinin ilişki biçimini değişmez şekilde belirlediği söylenemez.

Bağlanma Stilleri Her Tekrarlayan İlişki Sorununu Açıklar mı?

“Bağlanma stili” son yıllarda ilişkiler hakkında konuşulurken sık kullanılan kavramlardan biri haline geldi.

Erken dönem ilişkiler ve sonraki yakın ilişkiler arasında bağlantıları inceleyen bağlanma kuramı, bazı ilişki örüntülerini anlamak için bir çerçeve sağlayabilir.

Örneğin yakınlık ihtiyacı, reddedilme hassasiyeti veya ilişkide mesafe ihtiyacı farklı kişilerde farklı biçimlerde yaşanabilir.

Ancak internette kısa bir liste okuyarak kişinin kendisine veya partnerine:

“Kaygılı bağlanıyor.”

“Kaçıngan biri.”

gibi kesin etiketler koyması ilişkinin karmaşıklığını gereğinden fazla basitleştirebilir.

Tekrarlayan sorunlar yalnızca bağlanma eğilimleriyle değil; iletişim, geçmiş yaşantılar, güncel stres, beklentiler ve ilişkinin kendi geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Bağlanma ve tekrar eden ilişki sorunlarını birlikte ele alan güncel rakip içerikler de bu temayı yoğun biçimde kullanıyor.

Aynı Sorunu Konuşmak ile Aynı Tartışmayı Tekrarlamak Arasındaki Fark

Bir konunun ilişkide tekrar gündeme gelmesi her zaman problemli değildir.

Bazı meselelerin tek bir konuşmada çözülmesi mümkün olmayabilir.

Örneğin:

  • birlikte yaşama kararı,
  • maddi sorumlulukların paylaşımı,
  • ailelerle sınırlar,
  • çocuk sahibi olma,
  • kariyer kararları,
  • yaşanacak şehir

gibi önemli konuların defalarca konuşulması doğal olabilir.

Buradaki fark, konuşmanın her seferinde aynı çıkmaza girip girmediğidir.

Eğer taraflar zaman içerisinde birbirlerinin bakış açısını daha iyi anlayabiliyor, yeni bilgiler ekleyebiliyor veya farklı seçenekleri değerlendirebiliyorsa aynı konuyu konuşmak ilişki açısından işlevsel olabilir.

Fakat her konuşmada aynı suçlama, savunma ve geri çekilme biçimi ortaya çıkıyorsa asıl üzerinde durulması gereken şey konudan çok iletişim döngüsü olabilir.

İlişkide Sürekli Kavga Etmek Ne Zaman Yorucu Hale Gelir?

Her çift zaman zaman tartışabilir.

Tartışmanın varlığı tek başına ilişkinin niteliği hakkında yeterli bilgi vermez.

Ancak tartışmaların çok sık yaşanması, gündelik yaşamın önemli bölümünü kaplaması veya tarafların ilişki içerisinde sürekli yeni bir gerilim çıkacağını düşünmesine neden olması ilişki deneyimini zorlaştırabilir.

Özellikle:

  • küçük konuların hızla büyük tartışmalara dönüşmesi,
  • aynı meselelerin çözümsüz biçimde tekrar etmesi,
  • tartışmaların ardından uzun süre iletişim kurulmaması,
  • küçümseyici veya aşağılayıcı ifadelerin artması,
  • konuşmaktan tamamen kaçınılması,
  • güven sorunlarının giderek yoğunlaşması

gibi durumlar varsa ilişkinin iletişim biçimini daha kapsamlı değerlendirmek anlamlı olabilir.

Bununla birlikte ciddi tehdit, şiddet, kontrol, takip veya güvenlik riski bulunan ilişkiler yalnızca “iletişim sorunu” olarak ele alınmamalıdır. Kişinin güvenliği önceliklidir.

İlişkide Aynı Sorunların Tekrarlanmasını Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?

Tekrarlayan sorunlarda yalnızca “bir daha bu konuda tartışmayacağız” kararı almak çoğu zaman yeterli olmayabilir.

Öncelikle döngünün fark edilmesi yararlı olabilir.

Tartışma sonrasında şu sorular değerlendirilebilir:

Tartışma nasıl başladı?

İlk cümle veya olay neydi?

Ben o anda ne düşündüm?

Karşı tarafın davranışına hangi anlamı verdim?

Ne hissettim?

Öfkenin altında hayal kırıklığı, korku veya anlaşılmama hissi var mıydı?

Nasıl tepki verdim?

Savunmaya mı geçtim, geri mi çekildim, sesimi mi yükselttim?

Partnerim nasıl karşılık verdi?

Benim tepkim onun davranışını nasıl etkiledi?

Sonunda ne oldu?

Sorun gerçekten konuşuldu mu, yoksa yalnızca tartışma mı sona erdi?

Bu sorular “kimin suçlu olduğunu” belirlemek için değil, etkileşimin nasıl tekrar ettiğini fark etmek için kullanılabilir.

Haklı Olmak ile Anlaşılmak Aynı Şey Değildir

İlişkilerde tartışma sırasında amaç farkında olmadan haklı çıkmaya dönüşebilir.

Taraflardan biri olayın ayrıntılarını kanıtlamaya çalışırken diğer kişi kendi yaşadığı duygunun görülmediğini hissedebilir.

Örneğin:

“Ben sana saat sekizde geleceğim demedim, sekiz civarı dedim.”

ifadesi olgusal olarak doğru olabilir.

Fakat tartışmanın altında:

“Beni beklerken kendimi önemsiz hissettim.”

gibi başka bir deneyim bulunabilir.

Bu durum olguların önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Daha çok ilişkide hem olayların hem de tarafların yaşadığı duygusal deneyimlerin aynı anda bulunabileceğini gösterir.

İlişkide Sınırlar Neden Önemlidir?

Yakın ilişki iki kişinin tamamen aynı ihtiyaçlara sahip olması anlamına gelmez.

Bir kişinin yalnız kalmaya, arkadaşlarıyla zaman geçirmeye veya kişisel alanını korumaya ihtiyacı olabilir.

Diğer kişinin ise daha fazla birlikte zaman geçirmek veya daha sık iletişim kurmak istemesi mümkün olabilir.

Burada ihtiyaçlardan birinin otomatik olarak doğru, diğerinin yanlış olduğu söylenemez.

Sorun daha çok bu ihtiyaçların ilişki içerisinde nasıl ifade edildiği ve tarafların birbirlerinin sınırlarıyla nasıl müzakere ettiğiyle ilgili olabilir.

Sınır koymak karşıdaki kişiyi cezalandırmak değildir. Aynı şekilde yakınlık istemek de otomatik olarak bağımlılık anlamına gelmez.

Bu kavramların kişinin ve ilişkinin bağlamı içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Özür Dilemek Neden Her Zaman Sorunu Bitirmeyebilir?

Tartışmaların ardından özür dilemek önemli olabilir ancak sorun tekrar tekrar aynı biçimde yaşanıyorsa yalnızca özür yeterli olmayabilir.

Çünkü kişinin:

“Üzgünüm.”

demesi ile benzer durumda davranış biçiminin değişmesi farklı şeylerdir.

Burada amaç her hatanın bir daha hiç tekrarlanmaması değildir. İnsan ilişkilerinde aynı zorlanmalar farklı zamanlarda yeniden ortaya çıkabilir.

Daha anlamlı olan, tarafların döngüyü daha erken fark edip edemediği ve zaman içerisinde farklı bir tepki geliştirebilip geliştiremediğidir.

İlişkide Tekrar Eden Sorunlar Psikoterapide Nasıl Ele Alınabilir?

İlişkide tekrar eden problemler psikoterapide yalnızca “kim haklı?” sorusu üzerinden değerlendirilmez.

Çiftin nasıl iletişim kurduğu, bir tartışmanın nasıl başladığı, tarafların birbirlerinin davranışlarına hangi anlamları verdiği ve döngünün nasıl sürdüğü ele alınabilir.

Örneğin görüşmelerde:

  • tekrar eden tartışma biçimleri,
  • iletişim ve dinleme biçimleri,
  • yakınlık ve mesafe ihtiyacı,
  • güven,
  • sınırlar,
  • sorumlulukların paylaşılması,
  • beklentiler,
  • geçmiş kırgınlıklar,
  • yaşam değişikliklerinin ilişki üzerindeki etkileri

gibi alanlar değerlendirilebilir.

Anıl Hatipoğlu’nun sitesindeki mevcut Kadıköy Aile ve Çift Terapisi sayfasında da iletişim, güven, sınırlar, sorumluluklar ve tekrar eden ilişki örüntüleri temel çalışma alanları arasında yer almaktadır.

Çift terapisinin amacı taraflardan birini suçlu ilan etmek veya ilişki hakkında onların yerine karar vermek değildir. Görüşmeler, ilişkinin nasıl işlediğinin ve tarafların yaşadığı deneyimlerin profesyonel bir çerçevede değerlendirilmesine alan sağlayabilir.

Çift Terapisine Birlikte Gitmek Şart mı?

Çift terapisi ilişkiyi odağa alan ve çoğunlukla partnerlerin birlikte katıldığı bir çalışma biçimidir. Ancak ilişkiyle ilgili bir güçlük yaşayan kişinin bireysel psikoterapide kendi deneyimini değerlendirmesi de mümkündür.

Örneğin kişi:

  • ilişkilerinde tekrar eden kendi davranışlarını,
  • sınır koyma biçimini,
  • reddedilme veya terk edilme düşüncelerini,
  • yakın ilişkilerde yaşadığı duyguları,
  • partner seçimlerinde tekrar ettiğini düşündüğü örüntüleri

bireysel psikoterapi içerisinde ele almak isteyebilir.

Hangi çalışma biçiminin uygun olduğu kişinin ihtiyaçlarına ve içinde bulunduğu duruma göre değerlendirilmelidir.

Aynı İlişki Döngüleri Farklı Partnerlerle de Tekrar Edebilir mi?

Bazı kişiler yalnızca mevcut ilişkisinde değil, geçmiş ilişkilerinde de benzer sorunların tekrar ettiğini fark edebilir.

Örneğin kişi farklı ilişkilerde:

“Sonunda hep ben daha fazla çaba gösteriyorum.”

“Hep terk edileceğimi düşünüyorum.”

“Bir süre sonra duygusal olarak uzaklaşıyorum.”

“İlişkilerimde kendimi ifade etmekte zorlanıyorum.”

gibi benzer deneyimlerden söz edebilir.

Bu tekrarların tek bir nedeni olduğu varsayılmamalıdır.

Partner seçimi, kişisel sınırlar, ilişkiye yönelik beklentiler, geçmiş deneyimler ve kişinin kendisini ilişkide konumlandırma biçimi birlikte değerlendirilebilir.

Burada amaç kişinin kendisini:

“Demek sorun tamamen bende.”

şeklinde suçlaması değildir.

Bir ilişkinin dinamiği her zaman iki kişinin etkileşimi içerisinde ortaya çıkar. Bununla birlikte kişinin kendi tekrar eden örüntülerini fark edebilmesi, üzerinde çalışabileceği alanları daha görünür hale getirebilir.

İlişki Sorunları İçin Online Görüşme Yapılabilir mi?

İlişki ve iletişimle ilgili konular uygun koşullarda online psikoterapi görüşmelerinde de değerlendirilebilir.

Bu seçenek özellikle İstanbul dışında yaşayan veya düzenli olarak yüz yüze görüşmeye katılması mümkün olmayan yetişkinler açısından değerlendirilebilir.

Online çift görüşmelerinde her iki kişinin de rahat biçimde katılabileceği, konuşmaların başkaları tarafından duyulmayacağı ve teknik açıdan mümkün olduğunca kesintisiz bir ortam sağlanması önemlidir.

Görüşmelerin yüz yüze veya online yürütülmesinin uygunluğu çiftin koşullarına ve psikoterapi sürecinin ihtiyaçlarına göre ele alınabilir.

İstanbul Anadolu Yakası’nda yüz yüze görüşmeler ve klinik konumu hakkında bilgi için Feneryolu Psikolog sayfası üzerinden Klinik Psikolog Anıl Hatipoğlu’nun çalışma çerçevesi incelenebilir.

İlişkide Değişim Tek Bir Tartışmayı Kazanmak Değildir

“İlişkide hep aynı sorunları yaşıyorum” düşüncesi çoğu zaman tek bir tartışmadan değil, uzun süredir tanıdık hale gelen bir etkileşim biçiminden kaynaklanır.

Bu durumda yalnızca son tartışmaya odaklanmak yerine daha geniş bir çerçeveye bakmak yararlı olabilir:

Nasıl başlıyoruz?

Ne zaman birbirimizi duymamaya başlıyoruz?

Hangi noktada savunmaya veya geri çekilmeye geçiyoruz?

Aslında ne anlatmaya çalışıyoruz?

Birbirimizin davranışlarına hangi anlamları veriyoruz?

Sorun gerçekten ele alınıyor mu, yoksa yalnızca tartışmanın bitmesini mi bekliyoruz?

İlişkilerde değişim her tartışmanın ortadan kalkması anlamına gelmez. İki kişinin anlaşmazlık yaşadığında bu anlaşmazlığı nasıl ele aldığı, birbirlerinin deneyimlerini anlamaya ne kadar alan açabildiği ve tekrar eden döngüleri ne ölçüde fark edebildiği de ilişkinin önemli parçalarıdır.

Her çiftin ilişki geçmişi ve dinamikleri farklıdır. Bu nedenle internet üzerindeki genel bilgiler belirli bir ilişki hakkında değerlendirme yapmak veya kişilere tanı koymak amacıyla kullanılmamalıdır.

Benzer İçerikler
Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Ortada belirgin bir problem olmadığı halde içinizde açıklayamadığınız bir huzursuzluk mu var? Her […]

Devamını Oku
Çift Terapisinin İlişkilere Etkisi Nedir? İlişkide Neleri Değiştirebilir?

Bir ilişkide sorunların olması o ilişkinin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. İki farklı […]

Devamını Oku
Bağdat Caddesi Online Psikolog Randevusu: Online Psikoterapi Süreci Nasıl İlerler?

Bağdat Caddesi çevresinde yaşarken veya çalışırken psikolojik destek almak istiyor ancak kliniğe düzenli […]

Devamını Oku
Anlaşılmadığını Hissetmek Neden Olur? “Kimse Beni Anlamıyor” Hissi

Bir şey anlatırken karşınızdaki kişinin söylediklerinizi duymasına rağmen sizi gerçekten anlamadığını mı hissediyorsunuz? […]

Devamını Oku
İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nedir? Siberkondri ve Sağlık Kaygısı

Başınız ağrıdığında ilk olarak Google’a mı yazıyorsunuz? Vücudunuzda küçük bir değişiklik fark ettiğinizde […]

Devamını Oku
Maruz Bırakma Terapisi Nedir? Exposure Terapisi Nasıl Uygulanır?

Korktuğunuz bir durumdan uzak durduğunuzda kısa süreli olarak rahatlayabilirsiniz. Topluluk önünde konuşmaktan korkuyorsanız […]

Devamını Oku
RANDEVU OLUŞTURUN
Ön görüşme talebinizi iletin.

Randevu takvimi ve randevu detaylarını netleştirmek için sizinle iletişime geçeceğiz.

Diğer iletişim kanallarımız
WhatsApp Hattı

+90 532 346 27 60