Başınız ağrıdığında ilk olarak Google’a mı yazıyorsunuz?
Vücudunuzda küçük bir değişiklik fark ettiğinizde birkaç dakika içerisinde onlarca hastalığın belirtilerini mi okuyorsunuz?
Başlangıçta:
“Ne olabilir diye bir bakayım.”
diyerek başladığınız araştırma bir süre sonra:
“Ya ciddi bir hastalığım varsa?”
düşüncesine mi dönüşüyor?
Bir internet sitesini okuduktan sonra rahatlamak yerine daha fazla araştırma ihtiyacı hissediyorsanız yalnızca sağlık bilgisi edinmeye çalışmıyor olabilirsiniz.

Günlük dilde “internetten hastalık arama hastalığı”, “Google hastalığı”, “hastalık araştırma takıntısı” veya “internetten belirti arama hastalığı” gibi ifadelerle tanımlanan bu örüntü literatürde çoğunlukla siberkondri kavramıyla ele alınır.
Siberkondride temel problem internette sağlık bilgisi okumak değildir.
Problem, kişinin kaygısını azaltmak amacıyla yaptığı araştırmanın bir süre sonra daha fazla belirsizlik, daha fazla hastalık ihtimali ve daha fazla araştırma ihtiyacı oluşturmasıdır.
Örneğin:
Baş ağrısı → Google’da araştırma → ciddi hastalıkları görme → kaygının artması → bedeni daha fazla kontrol etme → yeni belirtiler fark etme → yeniden araştırma
şeklinde bir döngü oluşabilir.
Bu nedenle internette hastalık araştırma davranışını yalnızca:
“Çok fazla Google kullanıyorum.”
şeklinde değerlendirmek yeterli değildir.
Daha önemli soru şudur:
“Araştırma yaptıkça gerçekten bilgi mi ediniyorum, yoksa kaygımı yönetmek için sürekli yeni bir güvence mi arıyorum?”
İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nedir?
İnternetten hastalık arama hastalığı, kişinin bedensel belirtilerini veya sağlıkla ilgili endişelerini tekrar tekrar internet üzerinden araştırması ve bu araştırmaların kaygıyı azaltmak yerine zaman içerisinde artırması şeklinde görülebilen bir örüntüdür.
Kişi başlangıçta oldukça makul bir nedenle araştırma yapabilir.
Örneğin:
“Baş ağrısının nedenleri nelerdir?”
diye aratabilir.
Arama sonuçlarında:
uykusuzluk,
susuzluk,
stres,
migren
gibi yaygın nedenlerin yanında çok daha nadir ve ciddi hastalıklar da görülebilir.
Kaygısı yüksek olan kişinin dikkati özellikle en ciddi ihtimale gidebilir.
Bir süre sonra araştırma:
“Baş ağrısı neden olur?”
sorusundan:
“Beyin tümörü belirtileri nelerdir?”
sorusuna dönüşebilir.
Sonra:
“Beyin tümörü ilk belirtileri”
“Beyin tümörü baş ağrısı nasıl olur?”
“Beyin tümörü göz belirtileri”
gibi giderek daha spesifik sorgular başlayabilir.
Böylece kişinin amacı bilgi edinmekten çok:
“Bende kesin ciddi bir hastalık olmadığını kanıtlamaya çalışmak”
haline gelebilir.
Siberkondri Nedir?
Siberkondri, internette sağlıkla ilgili bilgileri yoğun ve tekrarlayıcı biçimde araştırmanın sağlık kaygısını artırdığı örüntüyü açıklamak için kullanılan bir kavramdır.
Kelime, “siber” ve sağlık konusunda aşırı endişeyi ifade eden “hipokondri” kavramlarının birleşiminden türetilmiştir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Siberkondri tek başına internetten sağlık bilgisi araştırmak anlamına gelmez.
İnsanların:
ilaçlarını,
doktorlarının söylediği bir kavramı,
laboratuvar sonuçlarında geçen bir terimi,
bir hastalık hakkında genel bilgiyi
araştırması son derece olağandır.
Problem araştırmanın:
kontrol edilmesi zor,
tekrarlayıcı,
yoğun kaygıyla ilişkili
ve günlük yaşamı etkileyen
bir hale gelmesidir.
Siberkondri Bir Hastalık mıdır?
“Siberkondri hastalığı” şeklinde kullanımlar yaygın olsa da siberkondriyi tek başına bağımsız bir psikiyatrik tanı gibi değerlendirmek doğru değildir.
Daha çok:
internetten sağlık bilgisi arama,
sağlıkla ilgili yoğun endişe,
belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma,
bedensel duyumlara yoğun dikkat,
güvence arama
gibi süreçlerin bir araya geldiği bir örüntü olarak düşünülebilir.
Bazı kişiler açısından sağlık kaygısı daha belirgin olabilir.
Bazı kişilerde panik belirtileri eşlik edebilir.
Bazı kişiler ise özellikle belirli bir hastalığa yakalanmaktan endişe duyabilir.
Dolayısıyla yalnızca çok fazla sağlık araştırması yapmak üzerinden kişinin kendisine psikolojik tanı koyması doğru değildir.
İnternetten Hastalık Araştırmak Her Zaman Sorun mudur?
Hayır.
Sağlık konusunda bilgi edinmek faydalı olabilir.
Örneğin kişinin doktorunun kullandığı bir terimin anlamını araştırması veya güvenilir bir kurumdan hastalık hakkında genel bilgi edinmesi oldukça farklı bir davranıştır.
İnternetten sağlık araştırmasının problemli hale gelip gelmediğini anlamak için araştırmanın miktarından çok işlevine bakılabilir.
Sağlıklı bilgi aramada kişi:
merak ettiği bilgiyi öğrenir,
güvenilir birkaç kaynağa bakar,
gerekirse sağlık profesyoneline danışır
ve araştırmayı bırakabilir.
Kaygı tarafından yönlendirilen araştırmada ise kişi:
bir cevap bulur,
kısa süre rahatlar,
sonra başka bir ihtimal fark eder,
onu araştırır,
yeni bir ihtimal bulur
ve yeniden araştırmaya başlar.
Bilgi miktarı artar fakat güven hissi artmaz.
Neden Google’da Hastalık Araştırdıkça Daha Fazla Kaygılanıyorum?
Çünkü arama motorlarının görevi size tanı koymak değildir.
Bir belirtiyi arattığınızda o belirtiyle ilişkili olabilecek çok sayıda içeriği karşınıza çıkarabilir.
Örneğin:
“baş dönmesi”
arama sonucunda oldukça yaygın ve geçici nedenlerle birlikte çok daha ciddi hastalıkların içerikleri de görülebilir.
Ancak arama motoru sizin:
yaşınızı,
tıbbi geçmişinizi,
muayene bulgularınızı,
belirtinin süresini,
eşlik eden diğer bulguları
bir hekim gibi birlikte değerlendirmez.
Bu nedenle:
“Arama sonucunda karşıma çıktı.”
ile:
“Bende bu hastalık olma ihtimali yüksek.”
aynı şey değildir.
Google Neden En Kötü Hastalıkları Gösteriyor?
Burada sıklıkla yanlış bir çıkarım yapılabilir.
Kişi arama sonucunda ciddi bir hastalık gördüğünde:
“Google bunu gösterdiğine göre belirtilerim buna uyuyor.”
diye düşünebilir.
Oysa arama motorlarının sıralaması kişinin hastalığa sahip olma olasılığının klinik sıralaması değildir.
Bir sayfanın üst sıralarda bulunması:
o hastalığın sizde daha olası olduğu
anlamına gelmez.
İçerik popüler olabilir.
SEO açısından güçlü olabilir.
Çok ziyaret ediliyor olabilir.
Konuyu kapsamlı ele alıyor olabilir.
Bu nedenle internet araması:
“Hangi hastalığım var?”
sorusuna güvenilir bir tanı yöntemi değildir.
Küçük Bir Belirti Nasıl Büyük Bir Hastalık Korkusuna Dönüşür?
Süreç bazen birkaç dakika içerisinde gerçekleşebilir.
Örneğin kişinin boynunda hafif bir ağrı vardır.
İlk düşünce:
“Herhalde ters yattım.”
olabilir.
Sonra internette araştırır.
Ciddi bir hastalığın belirtilerinden biri olarak boyun ağrısını görür.
Bu kez:
“Ya bende de varsa?”
diye düşünmeye başlar.
Ardından aynı hastalığın diğer belirtilerini okumaya başlar.
“Yorgunluk.”
Kendini kontrol eder.
“Ben de son günlerde yorgunum.”
“Baş ağrısı.”
“Geçen hafta başım ağrımıştı.”
Birkaç dakika içerisinde başlangıçtaki tek belirti artık birçok belirtiyle birleşmiş gibi hissedilebilir.
Burada kişinin bedeni değişmemiş olabilir.
Değişen şey, bedensel duyumların yorumlanma biçimidir.
Belirtileri Okudukça Kendimde Hissetmek Normal mi?
İnsan dikkati belirli bir bedensel duyuma yöneldiğinde o duyumu daha fazla fark edebilir.
Örneğin şu anda normalde fark etmediğiniz:
nefesinizi,
dilinizi,
omuzlarınızdaki gerginliği,
kalp atışınızı
düşünmeye başladığınızda bu duyumlar daha görünür hale gelebilir.
Benzer şekilde kişi bir hastalığın belirtilerini okuduğunda bedenini bu belirtiler açısından taramaya başlayabilir.
“Uyuşma var mı?”
“Kalbim hızlı mı?”
“Gözüm bulanık mı?”
“Başım dönüyor mu?”
Bedeni tekrar tekrar kontrol etmek, daha önce önem verilmeyen küçük duyumların daha fazla fark edilmesine neden olabilir.
Bu da:
“Demek ki belirtiler gerçekten bende var.”
şeklinde yorumlanabilir.
İnternetten Sürekli Hastalık Araştırma Döngüsü
Siberkondriyi anlamanın en kolay yollarından biri araştırma döngüsüne bakmaktır.
Bedensel belirti → kaygı → internetten araştırma → ciddi hastalık ihtimali → daha fazla kaygı → bedeni kontrol etme → yeni belirti fark etme → tekrar araştırma
Bu döngünün önemli özelliği şudur:
Kişi araştırmayı rahatlamak için yapar.
Fakat sonuçta daha fazla kaygılanır.
Buna rağmen tekrar kaygılandığında yine aynı yöntemi kullanır:
Google’a girer.
Bu nedenle davranış zamanla kendi kendisini sürdüren bir yapıya dönüşebilir.
Araştırma Yaptığımda Rahatlıyorum, O Zaman Neden Sorun Olsun?
Çünkü kısa süreli rahatlama ile uzun vadeli rahatlama aynı değildir.
Örneğin kişi:
“Kalp krizi geçiriyor olabilir miyim?”
diye düşünür.
İnternette araştırır.
Bir yazıda kendi yaş grubunda riskin düşük olduğunu okur.
Rahatlar.
Fakat yarım saat sonra:
“Peki ya istisnaysam?”
düşüncesi gelir.
Yeni bir araştırma yapılır.
Kişi tekrar rahatlar.
Sonra başka bir şüphe ortaya çıkar.
Bu durumda internet araştırması kişinin beynine şu bağlantıyı öğretebilir:
“Kaygı hissettiğinde araştırmalısın.”
Böylece kaygı geldiğinde araştırma ihtiyacı giderek güçlenebilir.
“Google’a Bakmadan Rahat Edemiyorum”
Bu cümle önemli bir işaret olabilir.
Sağlık bilgisi artık yalnızca bilgi edinmek amacıyla değil, duygusal rahatlama amacıyla kullanılıyor olabilir.
Kişi:
“Bir kez bakayım.”
der.
Ancak bir kez yeterli gelmez.
İkinci kaynağı açar.
Üçüncüyü açar.
Forumlara girer.
Videolar izler.
Yorumları okur.
Birkaç saat sonra başlangıçtan çok daha fazla bilgiye sahiptir.
Fakat kendisini daha güvende hissetmeyebilir.
Burada sorun bilgi eksikliği olmayabilir.
Sorun yüzde yüz kesinlik arayışı olabilir.
İnternetten Kendine Teşhis Koymak
Siberkondride dikkat edilmesi gereken alanlardan biri internetten edinilen bilgilerle kişinin kendisine doğrudan tanı koymasıdır.
Örneğin:
“Beş belirtiden üçünü yaşıyorum, kesin bu hastalığım.”
şeklinde bir sonuç çıkarılabilir.
Ancak birçok sağlık durumunun belirtileri birbirine benzeyebilir.
Örneğin:
yorgunluk,
baş ağrısı,
uykusuzluk,
çarpıntı,
mide rahatsızlığı,
kas gerginliği
çok farklı fiziksel veya psikolojik durumlarda görülebilir.
Bir belirti listesinden maddeleri kendinizde bulmanız, o hastalığa sahip olduğunuz anlamına gelmez.
Hastalık Testlerini İnternetten Çözmek
Bazı internet sitelerinde:
“Bu belirtilerden kaç tanesi sizde var?”
gibi testler bulunabilir.
Bu tür içerikler farkındalık amacıyla hazırlanmış olsa bile klinik değerlendirme yerine geçmez.
Özellikle sağlık kaygısı yaşayan biri test sonucunu:
“Yüksek çıktı, demek ki kesin hastayım.”
şeklinde yorumlayabilir.
Oysa bir tarama testi ile profesyonel tanısal değerlendirme aynı şey değildir.
Laboratuvar Sonuçlarını Google’da Aramak
Sağlık kaygısının sık görüldüğü alanlardan biri de kan veya laboratuvar sonuçlarını tek tek internette araştırmaktır.
Kişi sonucunda referans aralığı dışında görünen küçük bir değer fark edebilir.
Ardından:
“X yüksekliği hangi hastalıklarda görülür?”
diye arama yapabilir.
Arama sonucunda ciddi hastalıklar görülebilir.
Bunun üzerine kaygı hızla yükselir.
Ancak laboratuvar sonuçları çoğunlukla:
kişinin diğer sonuçları,
şikâyetleri,
yaşı,
öyküsü,
kullandığı ilaçlar
ve klinik değerlendirmeyle birlikte yorumlanır.
Tek bir değeri internet üzerinden bağımsız yorumlamak yanıltıcı olabilir.
İlaç Yan Etkilerini İnternetten Araştırmak
Bir başka yaygın davranış yeni başlanacak bir ilacın bütün yan etkilerini tekrar tekrar araştırmaktır.
İlaç hakkında bilgi edinmek önemlidir.
Ancak kişi oldukça nadir görülen bir yan etkiyi okuyup:
“Bende kesin bu olacak.”
diye düşündüğünde kaygı artabilir.
Kişi ilacı kullanmaya başlamadan önce bedenini sürekli takip etmeye başlayabilir.
Her değişiklik:
“Yan etki başladı.”
şeklinde yorumlanabilir.
İlaçlarla ilgili kişisel kararlar internet yorumlarına göre değil, ilacı reçeteleyen veya kişinin sağlık durumunu bilen uygun sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmelidir.
Sağlık Forumlarında Hastalık Araştırmak
Forumlar ve sosyal medya grupları özellikle kaygıyı artırabilir.
Çünkü insanlar çoğunlukla:
“Hiçbir problem çıkmadı.”
deneyimlerini yazmaktan çok sıra dışı veya problemli deneyimlerini paylaşabilir.
Kişi yüzlerce normal deneyimi görmez.
Ancak dramatik birkaç hikâyeyi görür.
Sonra:
“Aynısı benim de başıma gelebilir.”
diye düşünür.
Bir kişinin internette anlattığı deneyim, sizin sağlık durumunuz hakkında klinik bilgi sağlamaz.
Sosyal Medyadaki Sağlık Videoları Siberkondriyi Artırabilir mi?
Bazı kişiler sağlık içeriklerini özellikle aramaz.
Ancak sosyal medya akışında:
“Bu 5 belirti sizde varsa dikkat.”
“Bu belirtiyi sakın hafife almayın.”
“Vücudunuzun size verdiği tehlike sinyalleri.”
gibi içeriklerle karşılaşabilir.
Bu tür başlıklar dikkat çekmek için hazırlanmış olabilir.
Ancak sağlık kaygısına eğilimli bir kişi bunları kendi bedeni üzerinden değerlendirmeye başlayabilir.
Bir videoyu izledikten sonra benzer içeriklerle daha fazla karşılaşılması da kişinin sanki aynı hastalık her yerde karşısına çıkıyormuş gibi hissetmesine neden olabilir.
Bu nedenle sosyal medya akışının sıklığı ile hastalığın gerçek hayattaki görülme sıklığını birbirine karıştırmamak gerekir.
Yapay Zekâya Sürekli Belirti Sormak da Benzer Bir Döngü Oluşturabilir mi?
Evet, çevrimiçi sağlık araştırmasının yalnızca klasik arama motorlarıyla sınırlı olmadığı unutulmamalıdır.
Kişi:
“Başım ağrıyor, ne olabilir?”
diye başlayabilir.
Ardından:
“Baş ağrısı ve baş dönmesi birlikte ne anlama gelir?”
“Peki şu hastalık olabilir mi?”
“Bu hastalığın ilk belirtisi nedir?”
gibi giderek daha spesifik sorular sorabilir.
Yapay zekâ araçları genel sağlık bilgisi sağlamada yardımcı olabilir ancak bireysel muayene, fiziksel değerlendirme ve profesyonel klinik kararın yerine geçmez.
Özellikle amaç sürekli yeni ihtimaller üretmek veya:
“Bende kesin bir şey olmadığına beni ikna et.”
şeklinde güvence aramak haline geldiyse kullanılan aracın değişmesi döngüyü değiştirmeyebilir.
Google yerine yapay zekâ kullanılıyor olabilir ancak temel davranış yine:
kaygı → araştırma → geçici rahatlama → yeni şüphe → yeniden araştırma
şeklinde devam edebilir.
Sağlık Kaygısı Nedir?
Sağlık kaygısı, kişinin sağlığı veya ciddi bir hastalığa sahip olma ihtimali konusunda yoğun endişe yaşaması şeklinde görülebilir.
İnsanların zaman zaman sağlıkları konusunda kaygılanması olağandır.
Özellikle:
yeni bir belirti,
yakın çevrede yaşanan bir hastalık,
beklenen bir test sonucu,
geçmişte yaşanan sağlık problemi
gibi durumlarda kaygı artabilir.
Ancak sağlık kaygısı kişinin gününün önemli bir bölümünü kaplamaya başladığında daha zorlayıcı hale gelebilir.
Kişi:
bedenini sürekli kontrol edebilir,
hastalık araştırabilir,
yakınlarından güvence isteyebilir,
sık sık sağlık kuruluşlarına başvurabilir
veya tam tersine kötü bir sonuç duymaktan korktuğu için doktora gitmekten kaçınabilir.
Siberkondri ile Sağlık Kaygısı Aynı Şey midir?
Tam olarak değil.
Bu kavramlar birbiriyle yakından ilişkili olabilir.
Sağlık kaygısı, kişinin sağlığı konusunda yaşadığı yoğun endişeyi daha geniş biçimde ifade eder.
Siberkondri ise özellikle internet üzerinden yapılan tekrarlayıcı sağlık araştırmalarının bu kaygıyla ilişkili hale gelmesini anlatır.
Bir kişi sağlık kaygısı yaşayabilir ancak internette sürekli araştırma yapmayabilir.
Başka biri ise sağlıkla ilgili çok fazla içerik araştırabilir fakat bu araştırmalar hayatını belirgin biçimde etkilemiyor olabilir.
Bu nedenle iki kavramı tamamen eş anlamlı kullanmak doğru değildir.
Siberkondri ile Hastalık Hastalığı Aynı Şey midir?
“Hastalık hastalığı” günlük dilde uzun yıllardır kullanılan bir ifadedir.
Ancak psikolojik ve psikiyatrik değerlendirmede günlük dilde kullanılan bu tür ifadeleri doğrudan tanı gibi kullanmak doğru değildir.
Siberkondri daha spesifik olarak dijital sağlık bilgisi arama davranışı ile artan sağlık kaygısı arasındaki ilişkiye odaklanır.
Kişinin hangi psikolojik süreçleri yaşadığını anlamak için yalnızca internette ne kadar arama yaptığına değil, sağlıkla ilgili düşüncelerinin ve davranışlarının bütününe bakmak gerekir.
Siberkondri ile Panik Atak Aynı Şey midir?
Hayır.
Panik atağında yoğun korku veya rahatsızlığın kısa sürede yükselmesi ve belirgin bedensel belirtiler görülebilir.
Siberkondride ise kişi sağlıkla ilgili bir düşünce veya belirti nedeniyle saatlerce araştırma yapabilir.
Ancak bu iki süreç bazen birbirini etkileyebilir.
Örneğin kişi çarpıntı hisseder.
İnternetten araştırır.
Kalple ilgili ciddi hastalıkları okur.
Kaygısı yükselir.
Kaygı yükseldikçe çarpıntısı artar.
Daha yoğun çarpıntı:
“Demek ki gerçekten ciddi bir şey oluyor.”
şeklinde yorumlanabilir.
Bu nedenle bedensel belirti ile onun nasıl yorumlandığını birbirinden ayırmak önemlidir.
Sağlık Kaygısı Olan Kişinin Belirtileri Gerçek Değil midir?
Bu önemli bir yanlış anlamadır.
Bir kişinin sağlık kaygısı yaşaması, bütün fiziksel belirtilerinin “hayal ürünü” olduğu anlamına gelmez.
İnsanların gerçek bedensel belirtileri olabilir.
Aynı zamanda bu belirtiler konusunda yoğun kaygı yaşayabilirler.
Bu nedenle:
“Sen kaygılısın, hiçbir şeyin yok.”
şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Yeni, belirgin, devam eden veya endişe uyandıran fiziksel belirtiler gerektiğinde uygun sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.
Psikolojik değerlendirme gerekli tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez.
İnternetten Hastalık Araştırma Takıntısı Neden Olur?
Tek bir nedeni yoktur.
Bazı kişiler belirsizliği taşımakta zorlanabilir.
Bazıları bedensel belirtilere karşı daha hassas olabilir.
Bazıları geçmişte ciddi bir hastalık yaşamış olabilir.
Bazılarının yakın çevresinde beklenmedik sağlık problemleri yaşanmış olabilir.
Bazıları ise yoğun stresli dönemlerde bedenine daha fazla dikkat etmeye başlayabilir.
Ayrıca internetin her an ulaşılabilir olması da araştırma davranışını oldukça kolaylaştırır.
Eskiden kişinin sağlık bilgisine ulaşmak için kitap, doktor veya sağlık kuruluşuna ihtiyacı varken bugün birkaç saniye içerisinde yüzlerce farklı ihtimal görülebilir.
Bu erişilebilirlik faydalıdır.
Ancak kaygı tarafından yönlendirildiğinde kişinin sürekli yeni bilgi aramasını da kolaylaştırabilir.
Belirsizliğe Tahammül Etmekte Zorlanmak
Sağlık konusunda yüzde yüz kesinlik çoğu zaman mümkün değildir.
Örneğin doktor:
“Muayenede endişe verici bir bulgu görmüyorum.”
diyebilir.
Kaygılı zihin ise:
“Peki yüzde yüz emin misiniz?”
diye sorabilir.
Test yapılır.
Sonuç normal çıkar.
Bu kez:
“Test yanlış çıkmış olabilir mi?”
düşüncesi oluşabilir.
Başka doktora gidilir.
O da sorun olmadığını söyler.
Ardından:
“Ya ikisi de gözden kaçırdıysa?”
düşüncesi gelir.
Burada artık problem bilgi eksikliği olmayabilir.
Problem yüzde yüz kesinlik ihtiyacı olabilir.
Doktor “Bir Şey Yok” Dediği Halde Neden Rahatlayamıyorum?
Çünkü güvence bazen yalnızca kısa süreli rahatlama sağlar.
Kişi doktorun sözünü duyduğunda rahatlar.
Ancak birkaç saat veya gün sonra yeniden:
“Acaba gözden kaçan bir şey olabilir mi?”
diye düşünmeye başlayabilir.
Bu kez tekrar:
Google,
forum,
başka doktor,
yeni test
gibi güvence kaynaklarına yönelir.
Bu döngüde her yeni güvence kısa süre işe yarar.
Fakat kişinin:
“Belirsizlik olsa bile bunu taşıyabilirim.”
deneyimini geliştirmesini zorlaştırabilir.
Sürekli Doktor Değiştirmek Siberkondri Belirtisi midir?
Tek başına değildir.
İkinci görüş almak bazen tamamen gerekli ve uygun olabilir.
Ancak kişi birçok değerlendirme yapılmasına rağmen:
“Hiçbiri doğru teşhis koyamadı.”
düşüncesiyle sürekli yeni doktor, yeni tetkik ve yeni internet araştırması arıyorsa bunun altında devam eden sağlık kaygısı bulunabilir.
Burada amaç kişinin sağlık hizmeti almasını engellemek değildir.
Önemli olan tekrar eden başvuruların tıbbi ihtiyaçtan mı yoksa kaygıyı kısa süre azaltma ihtiyacından mı kaynaklandığını değerlendirebilmektir.
İnternetten Hastalık Araştırma Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Siberkondri bağımsız bir tanı olmadığı için aşağıdaki maddeler bir tanı listesi olarak değerlendirilmemelidir.
Ancak problemli çevrimiçi sağlık araştırmasına eşlik edebilen davranışlar arasında şunlar bulunabilir:
- Küçük belirtileri tekrar tekrar internette araştırmak
- Aynı belirti hakkında çok sayıda site okumak
- En ciddi hastalık ihtimallerine odaklanmak
- Araştırma sonrasında rahatlamak yerine daha fazla kaygılanmak
- Sağlık forumlarında uzun süre geçirmek
- Hastalık videolarını tekrar tekrar izlemek
- Kendi kendine tanı koymaya çalışmak
- Bedeni sık sık kontrol etmek
- Sağlık konusunda sürekli güvence istemek
- Doktor değerlendirmesinden sonra yeniden internetten araştırmak
- Laboratuvar sonuçlarını sürekli sorgulamak
- Nadir hastalıkların belirtilerini kendinde aramak
- İnternette okunan yan etkiler nedeniyle yoğun endişe yaşamak
- Araştırmayı bırakmakta zorlanmak
- Sağlık araştırmaları nedeniyle uyku, iş veya günlük yaşamın etkilenmesi
Bu maddelerin birkaçının bulunması tek başına siberkondri veya başka bir psikolojik tanı anlamına gelmez.
Önemli olan davranışın sıklığı, yoğunluğu, işlevi ve günlük yaşama etkisidir.
Gece Hastalık Araştırmak Neden Daha Kaygı Verici Olabilir?
Geceleri dikkat dağıtan uyaranlar azalır.
Kişi yatağa girdiğinde bedenini ve düşüncelerini daha fazla fark edebilir.
Hafif bir ağrı hisseder.
Telefonunu alır.
Araştırmaya başlar.
Bir saat sonra onlarca hastalık okumuştur.
Ayrıca yorgunluk ve uyku eksikliği düşünceleri daha dengeli değerlendirmeyi zorlaştırabilir.
Kişi gece:
“Kesin ciddi bir şey var.”
diye düşündüğü bir konuyu sabah daha farklı değerlendirebilir.
Bu nedenle özellikle yatakta yapılan uzun sağlık araştırmaları kaygı ve uyku sorunlarının birbirini beslemesine neden olabilir.
Hastalık Araştırdıkça Yeni Belirtiler Bulmak
İnternette bir hastalığın belirtilerini okuduğunuzda dikkatiniz otomatik olarak bedeninize dönebilir.
Örneğin:
“Yorgunluk.”
“Ben de yorgunum.”
“Baş ağrısı.”
“Geçen gün başım ağrıdı.”
“Kas ağrıları.”
“Omzum bazen ağrıyor.”
Bu süreçte çok genel belirtiler kişisel kanıtlar gibi algılanabilir.
Bir süre sonra kişi:
“Bu kadar belirti tesadüf olamaz.”
diye düşünebilir.
Ancak burada kişinin her bir belirtisinin:
ne kadar sürdüğü,
ne kadar şiddetli olduğu,
hangi koşullarda ortaya çıktığı
gibi klinik bağlam gözden kaçabilir.
“Bütün Belirtiler Bende Var” Hissi
Birçok hastalığın belirti listesinde oldukça genel deneyimler bulunabilir.
Örneğin:
yorgunluk,
baş ağrısı,
dikkat güçlüğü,
uyku değişiklikleri,
iştah değişiklikleri
çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.
Bu nedenle internetten uzun belirti listeleri okumak:
“Bunların çoğu bende var.”
hissini kolaylaştırabilir.
Ancak belirti benzerliği tanı anlamına gelmez.
Nadir Hastalıklara Takılmak
Siberkondride kişinin dikkati yaygın açıklamalardan çok nadir ve ciddi ihtimallere kayabilir.
Örneğin:
Dokuz yaygın neden okunur.
Bir tane ciddi ve nadir hastalık görülür.
Zihin:
“Ya bende o varsa?”
diye sorar.
Bu düşünce bir kez ortaya çıktığında kişinin dikkati diğer dokuz açıklamadan uzaklaşıp yalnızca nadir ihtimale yoğunlaşabilir.
Kaygı açısından problem şu olabilir:
Bir ihtimalin var olması ile o ihtimalin olası olması aynı şey değildir.
Sağlık Haberleri Kaygıyı Artırabilir mi?
Yeni hastalıklar, salgınlar veya sağlık riskleriyle ilgili yoğun haber dönemlerinde sağlık kaygısı artabilir.
Kişi kendisini sürekli:
“Bende de başladı mı?”
diye kontrol edebilir.
Özellikle aynı konunun:
haber sitelerinde,
sosyal medyada,
videolarda,
mesaj gruplarında
tekrar tekrar görülmesi riskin olduğundan daha yakın hissedilmesine neden olabilir.
Bilgiye maruz kalma sıklığı ile kişisel risk aynı şey değildir.
İnternetten Hastalık Aramayı Nasıl Bırakabilirim?
Amaç internetten sağlık bilgisi araştırmayı tamamen yasaklamak değildir.
İnternet doğru kullanıldığında değerli bir sağlık bilgisi kaynağı olabilir.
Daha gerçekçi hedef araştırmanın kaygı yönetme aracına dönüşmesini engellemektir.
Araştırmadan Önce Amacınızı Sorun
Google’ı açmadan önce:
“Şu anda gerçekten bilgi mi arıyorum, yoksa rahatlamak mı istiyorum?”
sorusunu sorabilirsiniz.
Bilgi arıyorsanız hangi sorunun cevabını aradığınızı netleştirin.
Örneğin:
“Doktorumun söylediği bu tıbbi terimin anlamını öğrenmek istiyorum.”
daha sınırlı bir araştırmadır.
“Bende kesin ciddi hastalık olmadığını kanıtlamalıyım.”
ise sonu olmayan bir araştırmaya dönüşebilir.
Aynı Belirtiyi Tekrar Tekrar Aratmayı Fark Edin
Dün:
“baş ağrısı neden olur?”
diye aradınız.
Bugün:
“baş ağrısı ciddi hastalık belirtisi mi?”
Yarın:
“baş ağrısı hangi durumlarda tehlikeli?”
Bir sonraki gün:
“baş ağrısı tümör belirtisi olabilir mi?”
Sorular değişiyor gibi görünür.
Ancak alttaki ihtiyaç aynı olabilir:
“Lütfen bana ciddi bir hastalığım olmadığının garantisini ver.”
Bu noktada yeni arama gerçekten yeni bilgi sağlamıyor olabilir.
Güvenilir Kaynak Sayısını Sınırlayın
Bir konuda onlarca farklı site okumak çelişkili bilgi miktarını artırabilir.
Sağlık araştırması yapılacaksa resmî sağlık kurumları, tanınmış sağlık kuruluşları ve bilimsel açıdan güvenilir kaynaklara öncelik verilebilir.
Forumlar, anonim yorumlar ve kaynağı belirsiz sosyal medya gönderileri kişisel tıbbi değerlendirme için güvenilir değildir.
Aramayı Bir Süre Ertelemeyi Deneyin
Belirti hissettiğiniz anda hemen telefona yöneliyorsanız araştırmayı kısa bir süre ertelemeyi deneyebilirsiniz.
Amaç:
“Bir daha asla araştırmayacağım.”
demek değildir.
Örneğin:
“Şu anda aramak yerine 20 dakika bekleyeceğim.”
denebilir.
Bu kısa bekleme bile kişinin:
“Kaygı geldiğinde hemen araştırmak zorunda değilim.”
deneyimini geliştirmesine yardımcı olabilir.
Bedeninizi Tekrar Tekrar Kontrol Etmeyin
Araştırmadan sonra kişinin bedenini test etmesi yaygındır.
“Nefesim normal mi?”
“Kalbim hızlı mı?”
“Kolum uyuşuyor mu?”
“Boynumdaki şey büyüdü mü?”
Sürekli kontrol etmek daha fazla bedensel duyum fark edilmesine neden olabilir.
Bu nedenle kontrol davranışının sıklığını fark etmek önemlidir.
İnternette Okuduklarınızla Kendi Kendinize Tanı Koymayın
İnternet sağlık bilgisi sağlayabilir.
Ancak tanısal değerlendirme değildir.
Bir belirtinin birçok farklı nedeni bulunabilir.
Bunların ayırt edilmesi gerektiğinde uygun sağlık profesyonelinin değerlendirmesi gerekir.
Doktora Soracağınız Soruları Not Alın
Belirsizlik nedeniyle sürekli araştırma yapmak yerine:
“Bunu bir sonraki görüşmede soracağım.”
diyerek soruyu not etmek yararlı olabilir.
Böylece kişinin bütün gün yeni kaynak araması yerine doğru kişiden bilgi alması kolaylaşabilir.
Forum Deneyimlerini Kişisel Prognoz Gibi Okumayın
Bir kişinin:
“Bende böyle başladı.”
demesi sizin de aynı süreci yaşayacağınız anlamına gelmez.
İnternetteki kişisel deneyimler bilimsel örneklem değildir.
Özellikle sağlık kaygısı yüksekken insan zihni kendisine benzeyen ayrıntıları olduğundan daha önemli görebilir.
İnternetten Hastalık Araştırma İsteği Geldiğinde Kendinize Sorabileceğiniz Sorular
Araştırmaya başlamadan önce şu sorular değerlendirilebilir:
- Şu anda yeni bir bilgi mi arıyorum?
- Bu konuyu daha önce araştırdım mı?
- Araştırma beni önceki sefer gerçekten rahatlattı mı?
- Yoksa birkaç dakika sonra yeniden mi araştırdım?
- Şu anda somut bir sağlık problemi mi var, yoksa bir ihtimalden mi korkuyorum?
- Aynı belirtiyi kaç farklı şekilde arattım?
- Yüzde yüz emin olmaya mı çalışıyorum?
- Okuduğum bilgi güvenilir bir kaynaktan mı geliyor?
- Bu bilgi profesyonel değerlendirme yerine geçebilir mi?
- Araştırmayı yapmazsam hangi duyguyla baş başa kalacağım?
Son soru özellikle önemlidir.
Çünkü bazen asıl kaçınılan şey hastalık değil, belirsizlik ve kaygı hissidir.
“Araştırmazsam Önemli Bir Hastalığı Kaçırırsam?”
Siberkondri döngüsünü azaltmaya çalışırken kişinin en sık yaşadığı endişelerden biri budur.
Amaç gerçek sağlık belirtilerini görmezden gelmek değildir.
Amaç:
“Her bedensel duyum mutlaka internetten araştırılmalı.”
kuralını sorgulamaktır.
Yeni, ciddi, kalıcı veya endişe uyandıran fiziksel belirtiler için uygun sağlık değerlendirmesine başvurmak farklıdır.
Aynı belirtinin onlarca farklı hastalık ihtimalini her gün internette araştırmak farklıdır.
Birincisi sağlık hizmeti aramaktır.
İkincisi bazı kişilerde kaygıyı sürdürme davranışına dönüşebilir.
İnternetten Hastalık Araştırmak Kaygıyı Nasıl Besler?
Süreç çoğunlukla üç mekanizma üzerinden ilerleyebilir.
Yeni İhtimaller Üretir
Kişi bir hastalıktan korkarak araştırmaya başlar.
Arama sırasında daha önce düşünmediği üç yeni hastalık öğrenir.
Artık tek korku yerine dört korku vardır.
Dikkati Bedene Yönlendirir
Belirtiler okundukça kişi bedenini daha yakından izlemeye başlar.
Daha fazla duyum fark eder.
Yeni duyumlar yeni araştırmalara neden olur.
Güvence İhtiyacını Güçlendirebilir
Her kaygı geldiğinde internetten rahatlayan kişi zamanla:
“Tek başıma bu belirsizliği taşıyamıyorum.”
şeklinde öğrenebilir.
Bu nedenle kısa süreli rahatlama uzun vadede araştırma davranışının sürmesine katkıda bulunabilir.
Sürekli Hastalık Düşünmek Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?
Sağlık araştırmaları yoğunlaştığında kişinin zihinsel enerjisinin önemli bir bölümü sağlığına yönelebilir.
İş yaparken bedeni kontrol edebilir.
Arkadaşlarıyla konuşurken aklında araştırdığı hastalık olabilir.
Gece uyumadan önce belirtileri okuyabilir.
Sabah uyandığında ilk olarak bedenini kontrol edebilir.
Böyle bir durumda kaygı yalnızca birkaç dakikalık araştırma değildir.
Günün önemli bir bölümünü kaplayan bir zihinsel uğraşa dönüşebilir.
Tekrarlayıcı düşünceler de belirgin hale geldiyse Zihnimi Susturamıyorum başlıklı içerikte zihnin sürekli aynı konulara dönmesinin farklı yönleri ele alınmaktadır.
İnternetten Hastalık Araştırmak İç Sıkıntısını Artırabilir mi?
Evet, bazı kişilerde araştırmanın ardından bedensel ve zihinsel gerginlik artabilir.
Kişi araştırmaya başlamadan önce yalnızca küçük bir merak yaşarken birkaç saat sonra:
“İçim daralıyor.”
“Kötü bir şey olacakmış gibi hissediyorum.”
“Bir türlü rahatlayamıyorum.”
diyebilir.
Burada araştırma kaygıyı çözmek yerine yeni kaygı senaryoları üretmiş olabilir.
Belirgin bir neden bulamadan yaşanan huzursuzluk ve iç sıkıntısını Sebepsiz İç Sıkıntısı Neden Olur? başlıklı içerikte ayrıca inceleyebilirsiniz.
Hastalık Araştırmayı Tamamen Bırakmak Gerekir mi?
Hayır.
Amaç internette sağlıkla ilgili hiçbir şey okumamak değildir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım şu üç soruya dayanabilir:
Kaynak güvenilir mi?
Gerçekten ihtiyacım olan bilgiyi mi arıyorum?
Araştırmayı bitirebiliyor muyum?
Kişi güvenilir bir kaynaktan ihtiyacı olan bilgiyi öğrenip hayatına devam edebiliyorsa bu davranış tek başına problem değildir.
Problem araştırmanın sürekli yeni korkular üreten ve bitirilemeyen bir döngüye dönüşmesidir.
Siberkondri Ne Zaman Daha Yakından Değerlendirilebilir?
İnternetten zaman zaman sağlık bilgisi araştırmak oldukça yaygındır.
Ancak kişi:
- her küçük belirtiyi internette araştırıyorsa,
- araştırmayı durdurmakta zorlanıyorsa,
- günde uzun süre sağlık içeriği okuyorsa,
- araştırma sonrasında kaygısı belirgin biçimde artıyorsa,
- doktor değerlendirmesine rağmen tekrar tekrar araştırıyorsa,
- bedensel belirtilerini sürekli kontrol ediyorsa,
- sağlık konusunda sık sık güvence arıyorsa,
- araştırmalar nedeniyle uykusu veya günlük yaşamı etkileniyorsa,
- ciddi bir hastalık korkusu zihninin büyük bölümünü kaplıyorsa,
- sağlık kaygısı nedeniyle günlük aktivitelerden kaçınıyorsa
bu örüntünün daha yakından değerlendirilmesi anlamlı olabilir.
Bu maddeler tek başına tanı koymak için kullanılmamalıdır.
Önemli olan kişinin yaşadığı kaygının süresi, yoğunluğu ve hayat üzerindeki etkisidir.
Psikoterapide İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nasıl Ele Alınabilir?
Psikoterapide amaç kişiye:
“Bir daha internette hiçbir hastalık araştırmayacaksın.”
demek değildir.
Daha çok araştırma davranışının kişinin yaşamındaki işlevi incelenebilir.
Örneğin:
“Sağlık araştırmasına hangi durumlarda başlıyorum?”
“İlk düşüncem ne oluyor?”
“En çok hangi hastalıktan korkuyorum?”
“İnternette aradıktan sonra ne kadar süre rahatlıyorum?”
“Rahatlamadığımda ne yapıyorum?”
“Bedensel belirtilerimi ne kadar sık kontrol ediyorum?”
“Doktorun söylediklerine rağmen neden tekrar araştırma ihtiyacı hissediyorum?”
“Yüzde yüz emin olmak benim için neden bu kadar önemli?”
“Belirsizliği taşıyamadığımda ne yapıyorum?”
gibi sorular değerlendirilebilir.
Bir kişi açısından bedensel duyumları felaketleştirmek ön planda olabilir.
Başka biri için geçmişte yaşanan bir hastalık deneyimi.
Başka biri açısından belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak veya sürekli güvence aramak daha merkezi olabilir.
Dolayısıyla çalışma kişiye göre şekillenir.
Online Psikoterapide Siberkondri Ele Alınabilir mi?
Uygun koşullarda online psikoterapi de sağlık kaygısı ve internette tekrarlayıcı hastalık araştırma davranışlarının ele alınabileceği bir çalışma biçimi olabilir.
Online görüşmelerde:
sağlıkla ilgili otomatik düşünceler,
felaketleştirme,
bedensel kontrol davranışları,
internet araştırmaları,
güvence arama,
belirsizlik,
kaçınma davranışları
gibi alanlar değerlendirilebilir.
Online veya yüz yüze psikoterapinin uygunluğu kişinin ihtiyaçlarına ve mevcut koşullarına göre belirlenmelidir.
İnternet Sağlık Bilgisi İçin Araçtır, Tanı Aracı Değildir
İnternetten sağlık bilgisine ulaşabilmek önemli bir imkândır.
Problem internetin varlığı değildir.
Problem internetin:
“Bende kesin bir hastalık olmadığından emin olmam gerekiyor.”
ihtiyacını karşılamak için tekrar tekrar kullanılmaya başlamasıdır.
Arama motorları size yüzlerce ihtimal gösterebilir.
Sosyal medya onlarca farklı hastalık hikâyesi sunabilir.
Forumlarda birbirinden farklı deneyimler okuyabilirsiniz.
Yapay zekâ sistemleri çok sayıda olası açıklama sıralayabilir.
Fakat bilgi miktarının artması her zaman belirsizliği ortadan kaldırmaz.
Hatta kişi yüzde yüz kesinlik arıyorsa her yeni bilgi yeni bir soru oluşturabilir.
Bu nedenle kendinize şu soruyu sormak yararlı olabilir:
“Bu araştırma gerçekten karar vermeme yardımcı oluyor mu, yoksa yalnızca birkaç dakika rahatlamamı mı sağlıyor?”
Eğer cevap sürekli ikinci seçenekse üzerinde durulması gereken konu artık yalnızca araştırdığınız hastalık olmayabilir.
Araştırma davranışının kendisi de kaygı döngüsünün bir parçası haline gelmiş olabilir.
İnternet üzerinde yer alan psikoloji ve sağlık içerikleri genel bilgilendirme amacı taşır. Kişiye özel psikolojik veya tıbbi değerlendirme, teşhis ve tedavinin yerine geçmez. Yeni, devam eden veya endişe uyandıran fiziksel belirtilerde uygun sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.