Başka birinin kariyerinde ilerlediğini, yeni bir ilişkiye başladığını, daha sosyal göründüğünü veya uzun zamandır istediğiniz bir şeyi başardığını görmek bazen kişinin kendi yaşamını değerlendirmesine neden olabilir. “Ben neden orada değilim?”, “Ben neden bunu başaramadım?” veya “Herkes ilerliyor, ben geride kalıyorum” gibi düşünceler zaman zaman ortaya çıkabilir.
Kendini başkalarıyla kıyaslamak, tek başına olağandışı veya psikolojik bir sorun olarak değerlendirilmesi gereken bir davranış değildir. İnsanlar kendileriyle ilgili bazı değerlendirmeleri yaparken çevrelerindeki kişileri referans noktası olarak kullanabilir. Ancak kıyaslama kişinin kendi değerini belirleyen temel ölçüte dönüşmeye başladığında yorucu bir döngü oluşturabilir.
Özellikle kişinin sürekli kendisinden daha başarılı, daha mutlu, daha güzel, daha sosyal veya daha ileride olduğunu düşündüğü kişilere odaklanması kendi yaşamındaki gelişmeleri fark etmesini zorlaştırabilir. Böyle bir durumda sorun yalnızca karşılaştırma yapmak değil, karşılaştırmadan sonra kişinin kendisi hakkında ulaştığı sonuçlar olabilir.
İnsan Neden Kendini Başkalarıyla Kıyaslar?
İnsanların çevresindeki kişilerle kendilerini karşılaştırması yeni bir durum değildir. Başkalarının davranışları, başarıları veya tercihleri zaman zaman kişinin kendi durumunu değerlendirmesi için bir referans sağlayabilir.
Örneğin yeni başladığınız bir işte performansınızı değerlendirirken çalışma arkadaşlarınızı gözlemleyebilir, akademik yaşamda kendi ilerlemenizi çevrenizdeki kişilerle karşılaştırabilir veya sosyal bir ortamda nasıl davrandığınızı başka insanların tepkilerine bakarak anlamaya çalışabilirsiniz.
Bu tür karşılaştırmalar her zaman olumsuz değildir. Bazen kişiye yeni bir hedef gösterebilir, kendi ihtiyaçlarını fark ettirebilir veya daha önce düşünmediği bir seçeneği görmesini sağlayabilir.
Kıyaslama daha çok kişinin kendi değerini sürekli dışarıdaki ölçütlere bağlaması durumunda zorlayıcı hale gelebilir.
“Onun işi benden daha iyi, demek ki ben başarısızım.”
“Onun ilişkisi var, benim yok; demek ki bende bir eksiklik var.”
“Benden daha genç ama daha ileride.”
gibi düşünceler yalnızca iki yaşamı karşılaştırmakla kalmaz; karşılaştırmanın sonucunu kişinin değeriyle ilişkilendirir.

Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslamak Neden Yorucu Olabilir?
Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamak, kişinin dikkatini kendi ihtiyaçlarından ve gelişiminden uzaklaştırabilir.
Karşılaştırmanın merkezinde sürekli başka insanların yaşamı olduğunda kişinin başarı ölçütleri de değişmeye başlayabilir. Daha önce yeterli görünen bir gelişme, başka birinin daha ileri bir noktada olduğu fark edildiğinde değersizleşebilir.
Örneğin kişi uzun süredir istediği bir işe girmiş olabilir. Ancak kısa süre sonra sosyal medyada daha yüksek pozisyona gelen bir arkadaşını gördüğünde kendi başarısının değerini sorgulamaya başlayabilir.
Bu noktada temel sorun diğer kişinin başarısı değildir. Kişinin kendi deneyimini yalnızca başkasının konumuna göre değerlendirmeye başlamasıdır.
Kıyaslama böyle devam ettiğinde hedef çizgisi de sürekli hareket eder. Bir noktaya ulaşıldığında karşılaştırılabilecek başka biri ortaya çıkabilir. Bu nedenle kişinin “yeterli hissetmesi” sürekli başka bir geleceğe ertelenebilir.
Yukarı ve Aşağı Yönlü Kıyaslama Nedir?
Sosyal karşılaştırmalar her zaman aynı yönde gerçekleşmez.
Kişi bazen kendisini daha başarılı, daha deneyimli veya daha avantajlı gördüğü biriyle karşılaştırabilir. Buna genel olarak yukarı yönlü sosyal karşılaştırma denir.
Bazen de kişi kendisini belirli bir konuda daha az avantajlı olduğunu düşündüğü biriyle karşılaştırabilir. Bu ise aşağı yönlü karşılaştırma olarak ele alınabilir.
Yukarı yönlü kıyaslama her zaman zarar verici değildir. Bir kişinin başarısı bazen ilham kaynağı olabilir ve “Ben de bunu yapmak istiyorum” düşüncesini oluşturabilir.
Ancak karşılaştırmanın ardından sürekli olarak:
- “Ben yeterli değilim.”
- “Ben hiçbir zaman bunu başaramam.”
- “Herkes benden daha ileride.”
- “Bende bir eksiklik olmalı.”
gibi sonuçlara ulaşılıyorsa karşılaştırma kişinin kendisine yönelik değerlendirmelerini zorlaştırabilir.
Bu nedenle önemli olan yalnızca kiminle kıyaslama yapıldığı değil, kıyaslamaya hangi anlamın verildiğidir.
Sosyal Medya Kendini Başkalarıyla Kıyaslamayı Artırabilir mi?
Sosyal medya, başka insanların yaşamlarından çok sayıda kesitle karşılaşmayı mümkün hale getirir. Tatiller, kariyer başarıları, ilişkiler, fiziksel görünüm, sosyal aktiviteler veya maddi kazanımlar gün içerisinde sürekli görülebilir.
Ancak sosyal medyada görülen içerik çoğunlukla bir kişinin hayatının tamamını değil, paylaşmayı tercih ettiği bölümünü gösterir.
Bir kişinin:
- aldığı terfiyi görebiliriz ama iş yaşamındaki zorlanmalarını bilmeyebiliriz,
- mutlu bir ilişki fotoğrafını görebiliriz ama ilişkinin gündelik dinamiklerini görmeyebiliriz,
- fiziksel görünümünü görebiliriz ama o kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerini bilmeyebiliriz,
- seyahatlerini görebiliriz ama yaşamındaki diğer koşullara ilişkin bilgimiz olmayabilir.
Bu nedenle sosyal medyada karşılaştırma yapılırken kişinin kendi yaşamının bütün ayrıntıları ile başkasının seçilmiş bir görüntüsü karşı karşıya gelebilir.
Araştırmalarda da sosyal medya ortamındaki sosyal karşılaştırmalar ile özdeğerlendirme ve psikolojik iyi oluş arasında ilişkiler bulunmuştur. Bununla birlikte sosyal medya kullanımının herkesi aynı biçimde etkilediğini söylemek doğru değildir; kullanım biçimi ve bireysel özellikler önemlidir.
Başkalarının Hayatı Neden Daha İyi Görünebilir?
Kişi kendi yaşamının hem görünen hem görünmeyen taraflarını bilir.
Başarısız olduğunu düşündüğü anları, kaygılarını, hatalarını, maddi güçlüklerini, ilişkilerindeki sorunları veya kendisiyle ilgili tereddütlerini yakından görür.
Başka insanların yaşamı hakkında ise çoğunlukla çok daha sınırlı bilgiye sahiptir.
Bu bilgi farkı karşılaştırmayı dengesiz hale getirebilir.
Kendi yaşamınızın bütün “kamera arkasını” biliyorken başka bir kişinin yalnızca dışarıdan görünen bölümünü değerlendiriyor olabilirsiniz.
Bu nedenle “Herkes benden daha mutlu” veya “Herkesin hayatı daha düzenli” düşüncesi, gerçekten herkesin yaşam koşullarını bildiğimiz anlamına gelmez.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak ve Yetersizlik Hissi
Kıyaslama sonrasında sık ortaya çıkan deneyimlerden biri kendini yetersiz hissetmek olabilir.
Özellikle kişinin kendisine yönelik değerlendirmeleri başarı, görünüm, ilişki durumu veya başkalarının onayı gibi dış ölçütlere yoğun biçimde bağlıysa karşılaştırmalar daha zorlayıcı hale gelebilir.
Bir başkasının başarılı olması doğrudan kişinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Ancak kişi başarıyı sınırlı bir kaynak gibi değerlendiriyorsa başka birinin ilerlemesi kendi eksikliğinin kanıtı gibi hissedilebilir.
Benzer bir durum fiziksel görünüm, sosyal yaşam ve ilişkilerde de ortaya çıkabilir.
Kişi zaman içerisinde kendi güçlü yönlerinden daha çok eksik olduğunu düşündüğü özelliklere odaklanmaya başlayabilir.
Bu durumun her kişide aynı psikolojik nedene dayandığı varsayılmamalıdır. Kendine yönelik değerlendirmeler kişinin yaşam deneyimleri, ilişkileri, beklentileri ve güncel koşulları içerisinde farklı anlamlara sahip olabilir.
“Herkes Benden Daha İyi” Düşüncesi Nasıl Oluşabilir?
“Herkes benden daha iyi” düşüncesi çoğu zaman nesnel bir karşılaştırmanın sonucu değildir.
Zihin karşılaştırma yaparken seçici davranabilir. Kişi belirli bir alanda kendisinden daha ileride gördüğü kişileri daha kolay fark ederken kendi güçlü olduğu alanları veya diğer kişinin zorlandığı konuları gözden kaçırabilir.
Örneğin kariyer konusunda kendisini yetersiz hisseden biri çevresindeki insanların özellikle mesleki başarılarına odaklanabilir.
İlişkiler konusunda zorlanan biri ise mutlu çiftleri daha fazla fark etmeye başlayabilir.
Bu durumda çevredeki bilgiler değişmemiş olsa bile kişinin dikkatinin yöneldiği alan değişmiş olabilir.
Psikoterapide bu tür düşüncelerin “doğru” veya “yanlış” olduğunu söylemekten ziyade nasıl oluştuğu, hangi durumlarda yoğunlaştığı ve kişinin günlük yaşamını nasıl etkilediği değerlendirilebilir.
Kıyaslama ile Kıskançlık Aynı Şey midir?
Kendini biriyle karşılaştırmak ile kıskançlık aynı psikolojik deneyim değildir.
Karşılaştırma, kişinin kendisi ile başka bir kişi arasında belirli bir özellik veya durum üzerinden değerlendirme yapmasını ifade eder.
Bu karşılaştırmanın ardından farklı duygular ortaya çıkabilir.
Bir kişi başkasının başarısından ilham alabilir. Başka biri aynı durum karşısında yetersizlik, üzüntü, öfke veya kıskançlık yaşayabilir.
Bu nedenle kıyaslama davranışını tek başına belirli bir duyguya bağlamak doğru olmaz.
Önemli olan karşılaştırmanın kişide nasıl bir deneyim oluşturduğudur.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak Özgüveni Etkiler mi?
Sürekli karşılaştırma kişinin kendisine ilişkin değerlendirmelerinde etkili olabilir.
Kişi kendi değerini giderek daha fazla başkalarına göre belirlediğinde özdeğerlendirmesi de dış koşullara daha bağımlı hale gelebilir.
Örneğin:
“Arkadaşım benden daha başarılıysa ben başarısızım.”
“Partnerim başkasını çekici buluyorsa ben yeterince güzel değilim.”
“Benim yaşımdaki insanlar evlendiyse ben geride kaldım.”
gibi düşünceler, iki durumu karşılaştırmanın ötesinde kişinin kendisine ilişkin genel bir sonuca ulaşmasına neden olabilir.
Burada kişinin yaşam koşullarındaki farklılıklar, değerleri, ihtiyaçları ve geçmiş deneyimleri çoğu zaman değerlendirme dışında kalır.
Yaşa Göre Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak
Karşılaştırmaların önemli bir bölümü yaş üzerinden yapılabilir.
“30 yaşında bunları başarmış olmam gerekirdi.”
“Arkadaşlarım evlendi, ben hâlâ yalnızım.”
“Benden küçük insanlar kariyerlerinde benden ileride.”
gibi düşünceler belirli yaşam dönemlerinde daha görünür hale gelebilir.
Toplum içerisinde eğitim, kariyer, evlilik, çocuk sahibi olma veya maddi başarı için belirli zaman çizelgeleri varmış gibi algılanabilir.
Ancak insanların yaşam koşulları, değerleri, fırsatları ve tercihleri aynı değildir.
Bir kişinin hayatındaki zamanlama başka bir kişinin yaşamı için standart oluşturmak zorunda değildir.
Kıyaslama kişinin kendi tercihlerini sorgulamasına yardımcı oluyorsa işlevsel olabilir. Ancak yalnızca “geç kaldım” düşüncesini güçlendiriyorsa bu düşüncenin hangi beklentiden kaynaklandığını değerlendirmek daha anlamlı olabilir.
İlişkilerde Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak
Kıyaslama romantik ilişkiler içerisinde de görülebilir.
Kişi kendi ilişkisini çevresindeki çiftlerle veya sosyal medyada gördüğü ilişkilerle karşılaştırabilir.
“Onlar sürekli birlikte seyahat ediyor.”
“Onların ilişkisi daha romantik.”
“Benim partnerim neden böyle davranmıyor?”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Burada yine görünen ilişki ile yaşanan ilişkinin tamamının aynı olmadığı unutulmamalıdır.
Aynı zamanda kıyaslama bazen kişinin kendi ilişkisindeki karşılanmayan ihtiyaçları fark etmesine yardımcı da olabilir.
Bu nedenle amaç her karşılaştırmayı tamamen ortadan kaldırmak değil, karşılaştırmanın kişinin kendi ilişkisi hakkında ne söylediğini daha gerçekçi biçimde değerlendirebilmektir.
Fiziksel Görünüm Üzerinden Kıyaslama
Fiziksel görünüm, sosyal karşılaştırmanın yoğun yaşanabildiği alanlardan biridir.
Beden, kilo, yüz görünümü, giyim veya yaşlanmayla ilgili değişiklikler başkalarıyla karşılaştırılabilir.
Sosyal medya bu karşılaştırmayı daha sık hale getirebilir. Fotoğraf seçimi, ışık, açı, filtreler ve düzenleme araçları nedeniyle görülen görüntüler her zaman gündelik fiziksel görünümü temsil etmeyebilir.
Kişinin kendi bedenini sürekli başkalarının görüntüsü üzerinden değerlendirmesi, dikkatini bedeninin yalnızca memnun olmadığı özelliklerine yöneltebilir.
Fiziksel görünümle ilgili düşünceler günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyor veya kişinin yeme davranışları, sosyal yaşamı ya da bedeniyle ilişkisi üzerinde ciddi zorlanmalar oluşturuyorsa konu daha kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir.
Kıyaslama Ne Zaman Yararlı Olabilir?
Karşılaştırmanın tamamen olumsuz bir davranış olduğu düşünülmemelidir.
Başka birinin yaptığı bir şey bazen kişiye kendi istediği yönü gösterebilir.
Örneğin bir arkadaşınızın mesleğini değiştirdiğini görmek sizde kıskançlıktan ziyade “Ben de uzun zamandır farklı bir alana geçmek istiyorum” düşüncesini ortaya çıkarabilir.
Bu durumda kıyaslama kişinin kendi ihtiyacını fark etmesine yardımcı olur.
Aradaki önemli fark şudur:
“Onda var, bende yok; demek ki ben yetersizim.”
ile
“Onun yaptığı şey bende hangi isteği fark ettirdi?”
aynı değerlendirme değildir.
İkinci yaklaşım odağı diğer kişiden tekrar kişinin kendi yaşamına taşır.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslama Döngüsü Nasıl Fark Edilebilir?
Kıyaslamayı azaltmanın ilk adımlarından biri ne zaman başladığını fark etmektir.
Kişi özellikle hangi ortamlarda karşılaştırma yaptığını gözlemleyebilir.
Örneğin:
- sosyal medyada gezinirken,
- belirli arkadaşlarla görüştükten sonra,
- aile içerisinde başarı konuşulduğunda,
- mesleki gelişmeleri gördüğünde,
- ilişkiler hakkında konuşulduğunda,
- fiziksel görünümle ilgili içeriklere maruz kaldığında
kıyaslamanın arttığını fark edebilir.
Sonraki adım karşılaştırmanın ardından ortaya çıkan düşünceyi incelemektir.
“Ben neden onun gibi değilim?” sorusunun altında bazen daha temel bir düşünce bulunabilir:
“Yeterince başarılı değilim.”
“Sevilmeye değer değilim.”
“Geride kalıyorum.”
“Başkalarının onayını almalıyım.”
Bu düşünceler her kişide aynı olmadığı için kıyaslama döngüsü de kişiye özgü biçimde değerlendirilmelidir.
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamayı Nasıl Azaltabiliriz?
Kıyaslamayı tamamen ortadan kaldırmak gerçekçi bir hedef olmayabilir. Daha işlevsel olan, kıyaslamanın kişinin kendi değerini belirleyen otomatik bir ölçüte dönüşmesini azaltmaktır.
Öncelikle karşılaştırmanın hangi alanlarda daha yoğun olduğunu fark etmek yararlı olabilir.
Ardından şu sorular düşünülebilir:
- Karşılaştırdığım kişi hakkında gerçekte ne kadar bilgi sahibiyim?
- Kendi yaşamımın tamamını onun hangi bölümüyle karşılaştırıyorum?
- Bu karşılaştırmada hangi farklı yaşam koşullarını göz ardı ediyorum?
- Başkasında gördüğüm şey aslında benim hangi ihtiyacımı gösteriyor?
- Başkasını değerlendirmeden kendi ilerlememe baktığımda ne görüyorum?
Amaç kendisine sürekli olumlu şeyler söylemek değildir. Daha gerçekçi ve daha bütüncül bir değerlendirme yapabilmektir.
Kendi İlerlemesini Takip Etmek Neden Önemlidir?
Başka insanların yaşamı sürekli referans noktası olduğunda kişinin kendi gelişimini fark etmesi güçleşebilir.
Oysa bugünkü durumun yalnızca başka bir insanla değil, kişinin kendi önceki deneyimleriyle de karşılaştırılması mümkündür.
“Bir yıl önce bu konuda neredeydim?”
“Daha önce yapamadığım hangi şeyleri bugün yapabiliyorum?”
“Benim için gerçekten önemli olan nedir?”
gibi sorular kişinin kendi gelişim çizgisine dönmesine yardımcı olabilir.
Bu yaklaşım da kişinin her zaman kendisini geliştirmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Bazen mevcut koşullar içerisinde sürdürülebilir bir denge kurmak da önemli bir hedef olabilir.
Psikoterapide Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak Nasıl Ele Alınabilir?
Kendini başkalarıyla kıyaslamak psikoterapide tek başına bir tanı veya hastalık olarak değerlendirilmez. Görüşmelerde bu davranışın kişinin yaşamındaki anlamı üzerinde çalışılabilir.
Örneğin:
- Kıyaslama en çok hangi alanlarda ortaya çıkıyor?
- Kişi karşılaştırmadan sonra kendisi hakkında hangi sonuca ulaşıyor?
- Başkalarının onayı ne kadar belirleyici?
- Başarı veya yeterlilik nasıl tanımlanıyor?
- Kişinin kendisine yönelik beklentileri ne kadar gerçekçi?
- İlişkiler içerisinde benzer bir değerlendirme biçimi bulunuyor mu?
- Kıyaslama davranışı hangi yaşam deneyimleriyle bağlantılı olabilir?
gibi farklı alanlar değerlendirilebilir.
Bu çalışma kişinin “bir daha hiç kimseyle kendisini kıyaslamamasını” sağlamayı hedeflemek zorunda değildir. Daha çok kıyaslamanın otomatik biçimde kişinin değerini belirlemesinin önüne geçebilecek farklı değerlendirme biçimleri üzerinde durulabilir.
Feneryolu ve yakın çevresinde yüz yüze psikoterapi hakkında bilgi edinmek için Feneryolu Psikolog sayfası incelenebilir.
Kendine yönelik yoğun eleştiri, yetersizlik düşünceleri, ilişkilerde tekrar eden örüntüler ve sosyal karşılaştırma gibi konuların bireysel görüşmeler içerisinde nasıl ele alınabileceğine ilişkin daha ayrıntılı bilgi Kadıköy Bireysel Psikoterapi sayfasında yer almaktadır.
Online Psikoterapide Kıyaslama ve Özdeğerlendirme Üzerine Çalışılabilir mi?
Kendini başkalarıyla kıyaslama, özdeğerlendirme ve ilişkilerle bağlantılı konular yalnızca yüz yüze görüşmelerde ele alınmak zorunda değildir.
İstanbul dışında yaşayan veya düzenli olarak kliniğe ulaşması mümkün olmayan yetişkinler için uygun koşullarda online psikoterapi değerlendirilebilir.
Online görüşmelerde de kişinin kıyaslama yaptığı durumlar, ortaya çıkan düşünceler, duygusal tepkiler ve bunların günlük yaşam üzerindeki etkileri ele alınabilir.
Görüşmenin online veya yüz yüze yürütülmesinden bağımsız olarak psikoterapi süreci kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenir.
Online görüşmelerde kişinin mahremiyet sağlayabileceği, başkalarının konuşmaları duymayacağı ve mümkün olduğunca kesintisiz bir ortamda bulunması önemlidir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Düşünülebilir?
Zaman zaman başka insanlarla kendini karşılaştırmak tek başına profesyonel destek gerektiren bir durum değildir.
Ancak kıyaslama kişinin günlük yaşamında sürekli tekrar ediyor, kendisine yönelik yoğun değersizlik veya yetersizlik düşüncelerini besliyor, sosyal ilişkilerden uzaklaşmasına neden oluyor veya yaşamındaki önemli kararları belirgin biçimde etkiliyorsa bu deneyim psikoterapi içerisinde değerlendirilebilir.
Önemli olan belirli sayıda “belirti” üzerinden kişinin kendisine tanı koyması değildir.
Kıyaslamanın ne kadar sık yaşandığı, hangi durumlarda ortaya çıktığı, kişinin kendisini nasıl değerlendirdiği ve günlük yaşam üzerindeki etkileri birlikte ele alınmalıdır.
Başkasının Hikâyesinden Kendi Yaşamına Dönmek
Kendini başkalarıyla kıyaslamak insanın kendisini değerlendirme yollarından biri olabilir. Bu nedenle amaç karşılaştırma davranışını bütünüyle ortadan kaldırmak değildir.
Asıl mesele, başka birinin başarısının veya yaşam biçiminin kişinin kendi değerini belirleyen temel ölçüte dönüşüp dönüşmediğidir.
Başkasının yaşamı kişiye ilham verebilir, yeni bir hedef gösterebilir veya kendi ihtiyaçlarını fark ettirebilir. Ancak her karşılaştırmanın sonucunda “Ben daha gerideyim” noktasına gelmek kişinin kendi deneyimini görmesini zorlaştırabilir.
Her insanın yaşam koşulları, geçmişi, değerleri, fırsatları ve öncelikleri farklıdır. Bu nedenle başka bir kişinin bulunduğu nokta, kişinin kendi yaşamının başarısını veya değerini belirleyen objektif bir ölçüt değildir.
Kıyaslama ortaya çıktığında yalnızca “O benden nerede ileride?” sorusuna değil, “Bu karşılaştırma bana kendi hayatımla ilgili ne söylüyor?” sorusuna da bakmak daha anlamlı bir başlangıç olabilir.