İlişkide Sürekli Tartışmak Neden Olur? Aynı Kavgalar Neden Tekrar Eder?

Bir ilişkide fikir ayrılığı yaşamak olağandır. İki kişinin her konuda aynı düşünmesi, aynı ihtiyaca sahip olması veya olaylara aynı anlamı vermesi beklenmez. Ancak bazı ilişkilerde anlaşmazlıklar zaman içerisinde tekrar eden bir döngüye dönüşebilir.

Sabah küçük bir konu açılır.

Bir taraf kendisini anlaşılmamış hisseder.

Diğer taraf eleştirildiğini düşünür.

Ses tonu değişir.

Geçmişte yaşanan başka olaylar konuşmaya dahil olur.

İki taraf da kendi haklılığını anlatmaya çalışır.

Tartışmanın sonunda başlangıçtaki konudan oldukça uzaklaşılmıştır.

Birkaç gün sonra farklı görünen başka bir mesele üzerinden aynı süreç yeniden yaşanabilir.

“Biz neden sürekli tartışıyoruz?”

“Her konuşmamız neden kavgaya dönüşüyor?”

“Bu konuyu defalarca konuştuk ama neden hâlâ çözemiyoruz?”

gibi sorular bu noktada ortaya çıkabilir.

İlişkide sürekli tartışmak, tek başına ilişkinin kötü olduğu veya çiftin mutlaka ayrılması gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan yalnızca tartışmanın ne kadar sık yaşandığı değil; tartışmaların nasıl başladığı, tarafların birbirine nasıl davrandığı, konuşmaların bir çözüme ulaşıp ulaşmadığı ve çatışmaların ilişkinin genelinde nasıl bir etki oluşturduğudur.

Bazen sorun çiftin tartıştığı konu değil, tartışırken tekrar tekrar içine girdiği ilişki döngüsüdür.

İlişkide Tartışmak Normal mi?

Evet. Bir ilişkide hiç anlaşmazlık yaşamamak gerçekçi bir beklenti değildir.

Partnerler;

para,

aileler,

ev işleri,

sosyal hayat,

telefon kullanımı,

cinsellik,

çocuklar,

kariyer,

tatil planları,

birlikte geçirilen zaman

gibi birçok konuda farklı beklentilere sahip olabilir.

Dolayısıyla sağlıklı ilişkinin ölçütü “hiç tartışmamak” değildir.

Daha önemli olan çiftin anlaşmazlık sırasında ne yaptığıdır.

İki kişi farklı düşünebilir ve yine de birbirini küçümsemeden konuşabilir.

Öfkelenebilir ve sonrasında sakinleşip konuya geri dönebilir.

Birbirini yanlış anlayabilir ve daha sonra açıklama yapabilir.

Tartışma yaşayabilir ve konuşmanın sonunda ilişkinin güven duygusunu yeniden kurabilir.

Bu nedenle temel soru:

“Tartışıyor muyuz?”

değil,

“Tartışırken birbirimize ne oluyor?”

olabilir.

İlişkide Sürekli Tartışmak Ne Zaman Farklı Bir Duruma Dönüşebilir?

Bir tartışmanın varlığından çok, tartışmaların genel örüntüsü önemlidir.

Kişi zaman içerisinde neredeyse her konunun tartışmaya dönüştüğünü fark edebilir.

Örneğin partnerlerden biri yalnızca:

“Bu akşam biraz geç geleceğim.”

der.

Diğer taraf:

“Zaten hiçbir zaman beni düşünmüyorsun.”

diye karşılık verir.

Ardından:

“Sen de geçen hafta bunu yaptın.”

cevabı gelir.

Konuşma birkaç dakika içerisinde akşam eve geliş saatinden çıkarak ilişkinin tamamıyla ilgili bir değerlendirmeye dönüşebilir.

“Sen zaten böylesin.”

“Sen hiçbir zaman…”

“Sen her zaman…”

gibi ifadeler arttıkça konuşulan somut problem giderek görünmez hale gelir.

Bu durumda çift artık yalnızca belirli bir sorunu çözmeye çalışmıyor olabilir.

Birbirlerinin karakterlerini, niyetlerini ve ilişkideki değerlerini tartışıyor olabilirler.

Çiftler Neden Sürekli Tartışır?

Sürekli tartışmanın herkes için geçerli tek bir nedeni yoktur.

Bazı çiftlerde sorun ihtiyaçların açık biçimde ifade edilememesidir.

Bazılarında geçmiş kırgınlıklar bugünkü konuşmalara taşınabilir.

Bazı ilişkilerde bir taraf yakınlık isterken diğer taraf çatışma sırasında geri çekilebilir.

Bazılarında ise çift gerçek problemi konuşmak yerine küçük günlük olaylar üzerinden birbirine tepki verebilir.

Bu nedenle:

“Çiftler iletişim kuramadıkları için tartışır.”

açıklaması tek başına yeterli değildir.

Çift zaten iletişim kuruyor olabilir.

Ancak iletişim biçimi tarafların birbirini daha iyi anlamasına değil, daha fazla savunmaya geçmesine yol açıyor olabilir.

Aynı Konuyu Sürekli Tartışmak

Bazı çiftler tartışmalarının konusunun hiç değişmediğini fark eder.

“Yine para.”

“Yine ailesi.”

“Yine telefon.”

“Yine ev işleri.”

“Yine geç gelme.”

Ancak aynı konu defalarca konuşulmasına rağmen çözülmüyorsa yüzeydeki konunun altında başka bir ilişki meselesi bulunabilir.

Örneğin ev işleri üzerinden başlayan bir tartışma aslında:

“Bu ilişkide bütün sorumluluğu ben taşıyorum.”

hissiyle ilgili olabilir.

Telefonda geçirilen süre hakkındaki tartışma:

“Yanımdayken bile benimle ilgilenmiyorsun.”

deneyimine dönüşebilir.

Partnerin ailesiyle ilgili çatışma:

“Beni korumuyor ve öncelik vermiyor.”

şeklinde yaşanabilir.

Dolayısıyla tartışmanın görünen konusu ile kişinin tartışma sırasında hissettiği ilişki mesajı her zaman aynı değildir.

Tartışmanın Konusu ile Altındaki İhtiyaç Aynı Şey Olmayabilir

Bir kişi:

“Bana neden haber vermedin?”

dediğinde yalnızca bilgi istemiyor olabilir.

Aslında:

“Beni dikkate aldığını hissetmek istiyorum.”

demeye çalışıyor olabilir.

Diğer partner bunu:

“Yine beni kontrol ediyor.”

şeklinde yorumlarsa kendisini savunabilir.

“Her şeyimi sana bildirmek zorunda değilim.”

cevabı gelebilir.

İlk kişi bu cevabı:

“Beni gerçekten önemsemiyor.”

şeklinde değerlendirebilir.

Böylece başlangıçtaki ihtiyaç daha güçlü biçimde ifade edilir:

“Sen zaten beni hiçbir zaman düşünmüyorsun.”

Diğer taraf daha fazla eleştirildiğini hisseder.

Savunma artar.

Sonuçta çift:

“Bana neden haber vermedin?”

sorusunun çok ötesinde bir tartışmanın içerisinde bulabilir kendisini.

İlişkide Tartışma Döngüsü Nasıl Oluşur?

Bazı çiftlerde tartışmalar farklı konular üzerinden başlasa bile benzer sırayla ilerler.

Örneğin bir taraf rahatsızlığını dile getirir.

Diğer taraf bunu eleştiri gibi algılar.

Kendisini savunur.

İlk taraf anlaşılmadığını düşünür ve söylemini sertleştirir.

Diğer taraf daha fazla savunmaya geçer veya konuşmayı bırakır.

İlk taraf geri çekilmeyi ilgisizlik olarak yorumlar.

Daha fazla konuşmaya çalışır.

Diğer taraf daha fazla uzaklaşır.

Bir süre sonra çiftin tartıştığı ilk konu neredeyse önemsiz hale gelir.

Sorun artık:

“Kim kimi dinlemiyor?”

“Kim daha haksız?”

“Kim daha çok zarar gördü?”

haline dönüşür.

Bu nedenle tekrar eden ilişki çatışmalarında yalnızca tartışmanın içeriğine değil, tartışmanın sırasına bakmak önemlidir.

“Sen Hep Böylesin” Cümlesi Neden Tartışmayı Büyütebilir?

Bir davranış ile kişinin karakteri aynı değildir.

Örneğin:

“Bu hafta iki kez planımızı son anda değiştirdin ve bundan rahatsız oldum.”

belirli bir davranışı ifade eder.

“Sen zaten güvenilmez birisin.”

ise kişinin karakterine ilişkin genel bir değerlendirmedir.

Benzer şekilde:

“Bu konuda kendimi yalnız hissediyorum.”

ile:

“Sen hiçbir zaman beni düşünmüyorsun.”

aynı mesaj değildir.

İkinci tür ifadelerde kişi yalnızca davranışının değil, bütün kişiliğinin eleştirildiğini hissedebilir.

Bu durumda konuşmanın odağı sorunu anlamaktan kendini savunmaya kayabilir.

Eleştiri ve Savunma Döngüsü

Sürekli tartışan çiftlerde en sık görülebilecek örüntülerden biri eleştiri ve savunmanın birbirini beslemesidir.

Bir taraf:

“Sen hiçbir zaman beni dinlemiyorsun.”

der.

Diğer taraf:

“Sen de bana konuşma fırsatı vermiyorsun.”

diye cevap verir.

İlk taraf:

“Çünkü sen konuşsam da anlamıyorsun.”

der.

Diğer taraf:

“Sen zaten sürekli suçluyorsun.”

diye karşılık verir.

Her iki kişi de kendisini açıklamaya çalışmaktadır.

Ancak hiçbiri karşı tarafın anlatmak istediğini gerçekten duyamayabilir.

Bu noktada konuşmanın amacı:

“Birbirimizi anlayalım.”

olmaktan çıkıp:

“Benim hatalı olmadığımı sana göstereyim.”

haline gelebilir.

Sürekli Kendini Savunmak

Savunmaya geçmek her zaman kötü bir davranış değildir.

Kişi haksız biçimde suçlandığını düşündüğünde kendisini açıklamak isteyebilir.

Ancak her geri bildirim otomatik olarak saldırı gibi algılandığında konuşma zorlaşabilir.

Partner:

“Son zamanlarda birlikte daha az vakit geçiriyoruz.”

dediğinde:

“Ben zaten bütün gün çalışıyorum, daha ne yapmamı istiyorsun?”

cevabı gelebilir.

Burada ilk kişinin söyledikleri:

“Sen yeterince iyi değilsin.”

şeklinde algılanmış olabilir.

Oysa anlatılmak istenen:

“Seninle daha fazla bağlantı kurmak istiyorum.”

olabilir.

Tartışma sırasında yalnızca söylenen cümle değil, cümleye verilen anlam da önemlidir.

Bir Taraf Konuşmak İsterken Diğer Tarafın Susması

Bazı ilişkilerde çiftin çatışma biçimi birbirine zıt olabilir.

Bir taraf sorun ortaya çıkar çıkmaz konuşmak ister.

Diğer taraf sakinleşmek için yalnız kalmak isteyebilir.

İlk kişi:

“Şimdi konuşmazsak yine kaçacak.”

diye düşünür.

Bu nedenle partnerinin peşinden gider ve konuşmayı sürdürür.

Diğer kişi ise:

“Beni rahat bırakmıyor.”

diye hisseder ve daha fazla geri çekilir.

Geri çekilme arttıkça ilk tarafın kaygısı artar.

Daha fazla konuşmaya çalışır.

Böylece:

yaklaşma → geri çekilme → daha fazla yaklaşma → daha fazla geri çekilme

döngüsü oluşabilir.

Burada iki tarafın da amacı ilişkiye zarar vermek olmayabilir.

Biri sorunu çözmeye çalışırken diğeri ortamın daha fazla büyümemesini sağlamaya çalışıyor olabilir.

Ancak kullandıkları yöntemler birbirlerini tetikleyebilir.

Susmak ile Mola Vermek Aynı Şey Değildir

Tartışma sırasında konuşmaya ara vermek bazı durumlarda yararlı olabilir.

Ancak:

“Bu konuyu asla konuşmayacağım.”

şeklinde iletişimi kapatmak ile:

“Şu anda çok öfkeliyim. Yarım saat sakinleşip saat sekizde tekrar konuşalım.”

demek aynı şey değildir.

Mola vermenin önemli tarafı konuşmaya geri dönüleceğinin açık olmasıdır.

Aksi halde diğer partner sessizliği:

cezalandırma,

umursamama,

terk edilme

veya konudan kaçma

şeklinde yorumlayabilir.

Dolayısıyla tartışma sırasında mola alınacaksa bu molanın süresi ve konuşmaya ne zaman dönüleceği konusunda mümkün olduğunca açık olunması daha işlevsel olabilir.

İlişkide Sürekli Ses Yükseltmek

Bir tartışmada sesin yükselmesi kişinin duygusal olarak yoğunlaştığını gösterebilir.

Ancak sürekli bağırarak konuşmak karşı tarafın söylediklerini anlayabilmeyi güçleştirebilir.

Kişi kendisini tehdit altında hissettiğinde odak noktası:

“Partnerim ne anlatmaya çalışıyor?”

olmaktan çıkıp:

“Kendimi nasıl koruyabilirim?”

haline gelebilir.

Bu nedenle daha yüksek ses her zaman daha iyi anlaşılmayı sağlamaz.

Hatta bazen kişi:

“Beni duymuyor, daha yüksek söylemeliyim.”

diye düşündükçe karşıdaki kişi daha fazla kapanabilir.

Haklı Çıkmaya Çalışmak

Tartışmaların bir diğer önemli yönü kimin haklı olduğunun merkeze yerleşmesidir.

“İlk kim başladı?”

“Bunu önce kim yaptı?”

“Daha büyük hatayı kim yaptı?”

Bu sorular bazı olaylarda önemlidir.

Ancak çiftin her çatışmasında asıl hedef kimin kazandığını belirlemek olduğunda ilişkinin ihtiyacı geri planda kalabilir.

Bir tartışmada kişi gerçekten haklı olabilir.

Fakat karşı tarafın duygusal deneyimini anlamak için onun bütün düşüncelerine katılmak gerekmez.

Şu iki cümle aynı anda doğru olabilir:

“Ben bu konuda farklı düşünüyorum.”

ve

“Bunun seni neden etkilediğini anlayabiliyorum.”

Empati, karşı tarafı otomatik olarak haklı ilan etmek değildir.

“Ama Sen de…” Cümlesi

Partner rahatsız olduğu bir davranışı söylediğinde kişinin hemen:

“Ama sen de geçen hafta…”

diye cevap vermesi oldukça yaygındır.

Bazen getirilen konu gerçekten önemlidir.

Ancak her şikâyetin karşısına başka bir şikâyet getirildiğinde hiçbir konu tek başına ele alınamaz.

Örneğin:

“Dün bana söylediğin söz beni kırdı.”

cümlesine:

“Sen de geçen ay bana bunu yaptın.”

cevabı geldiğinde konuşma bugünkü olaydan uzaklaşır.

İki kişi de haklı olabileceği ayrı sorunları aynı anda çözmeye çalışır.

Sonuçta hiçbir sorun yeterince konuşulmaz.

Daha işlevsel bir yaklaşım:

“Bunu konuşalım. Benim de sonra konuşmak istediğim başka bir konu var.”

şeklinde olabilir.

Geçmişteki Hataları Her Tartışmada Gündeme Getirmek

Bazı ilişkilerde geçmişte yaşanan bir olay hiçbir zaman tam olarak kapanmaz.

Her yeni tartışmada tekrar gündeme gelir.

“Zaten üç yıl önce de aynısını yapmıştın.”

“Ben senin geçmişte ne yaptığını unutmadım.”

Bu durum bazen olayın gerçekten çözülmediğini gösterir.

Kişi affettiğini veya konuyu kapattığını söylemiş olabilir ancak güven hâlâ onarılmamış olabilir.

Dolayısıyla çözüm:

“Geçmişi bir daha asla konuşmayalım.”

demek değildir.

Bazı geçmiş olayların ayrıca ele alınması gerekebilir.

Fakat geçmiş yalnızca mevcut tartışmayı kazanmak için sürekli delil olarak kullanılıyorsa konuşmalar kolaylıkla çözümsüz hale gelebilir.

Aynı Sorunların Sürekli Tekrar Etmesi

Bazı çiftler tartışmanın konusunu çözmeye çalışırken ilişki örüntüsünü gözden kaçırabilir.

Örneğin pazartesi para konuşulur.

Çarşamba partnerin ailesi.

Cumartesi ev işleri.

Konular farklı görünür.

Ancak her üç tartışma da:

bir tarafın eleştirmesi,

diğerinin savunmaya geçmesi,

ilk tarafın daha fazla ısrar etmesi,

diğerinin uzaklaşması

şeklinde ilerleyebilir.

Bu durumda üç ayrı problem kadar tek bir ilişki döngüsü de söz konusu olabilir.

Sitenizde bu tekrar eden yapıyı daha geniş açıdan ele alan İlişkide Hep Aynı Sorunları Yaşıyorum: Neden Aynı Döngüler Tekrar Ediyor? başlıklı yazı da incelenebilir.

“Beni Anlamıyor” Hissi

Tartışmaların altında sıklıkla görülebilecek deneyimlerden biri anlaşılmama hissidir.

Kişi aynı şeyi defalarca söylediğini düşünüyor olabilir.

“Ben bunu kaç kez anlattım?”

Ancak partner:

“Ne istiyor hâlâ anlamıyorum.”

diye düşünüyor olabilir.

Bunun nedenlerinden biri kişinin ihtiyacını eleştiri üzerinden anlatması olabilir.

Örneğin:

“Sen benimle hiç ilgilenmiyorsun.”

cümlesi karşı tarafa ne yapılması gerektiğini net biçimde söylemez.

Daha somut ifade:

“Son birkaç haftadır birlikte baş başa çok az zaman geçirdik ve bunu özlüyorum. Bu hafta bir akşamı birlikte planlamak istiyorum.”

şeklinde olabilir.

İkinci ifade de karşı tarafın talebi kabul edeceğini garanti etmez.

Ancak ihtiyacın ne olduğunu daha anlaşılır hale getirir.

Tartışmanın Altında Görülme ve Önemsenme İhtiyacı

İlişkilerde bazı tartışmaların altında:

“Benim için önemli misin?”

değil,

“Ben senin için önemli miyim?”

sorusu bulunabilir.

Partner planı değiştirdiğinde kişi:

“Ben yine ikinci plandayım.”

hissedebilir.

Bir söz unutulduğunda:

“Benim söylediklerimin önemi yok.”

diye düşünebilir.

Bu yorumlar yoğunlaştığında günlük küçük olaylar kişinin ilişki içerisindeki değerinin ölçüsüne dönüşebilir.

Bu durumda tartışma yalnızca plan, telefon veya ev işi hakkında değildir.

Kişinin ilişkide kendisini nasıl konumlandırdığıyla da ilgilidir.

Bu konunun özdeğer boyutu İlişkide Kendini Değersiz Hissetmek Neden Olur? başlıklı yazıda daha ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Beklentileri Söylemeden Partnerin Anlamasını Beklemek

Yakın ilişkilerde:

“Beni gerçekten seviyorsa zaten anlaması gerekir.”

düşüncesi ortaya çıkabilir.

Kişi neye ihtiyacı olduğunu açıkça söylemeyebilir.

Partnerin kendiliğinden fark etmesini bekleyebilir.

Beklenti karşılanmadığında:

“Demek ki beni önemsemiyor.”

sonucuna ulaşabilir.

Oysa insanlar aynı duruma farklı anlamlar verebilir.

Bir kişi zor gün geçirdiğinde konuşmak ister.

Diğeri ise sevdiği insana alan bırakmayı destek olarak görebilir.

Niyet iyi olsa bile ihtiyaçlar farklı olabilir.

Bu nedenle yakınlık, her ihtiyacı konuşmadan anlamak değil; gerektiğinde ihtiyaçları açık biçimde ifade edebilmekle de ilgilidir.

Para Konusunda Sürekli Tartışmak

Para, çiftlerde tartışmanın sık görülebileceği alanlardan biridir.

Ancak para tartışmaları yalnızca rakamlardan oluşmayabilir.

Bir partner için para:

güvenlik,

gelecek planı,

kontrol

anlamına gelebilir.

Diğeri için:

özgürlük,

keyif,

bugünü yaşamak

anlamına gelebilir.

Bu durumda aynı harcama iki kişi için tamamen farklı anlam taşıyabilir.

Dolayısıyla:

“Bu kadar para neden harcadın?”

tartışmasının altında bazen:

“Geleceğimiz konusunda kendimi güvende hissetmiyorum.”

gibi daha temel bir endişe bulunabilir.

Ev İşleri Yüzünden Sürekli Tartışmak

Ev işleri de yüzeyde basit görünen ancak ilişkide farklı anlamlar taşıyabilen bir konudur.

Bir taraf:

“Bulaşıkları yine ben yıkadım.”

derken yalnızca bulaşıktan bahsetmiyor olabilir.

“Bu evin bütün sorumluluğu benim üzerimde.”

diye hissediyor olabilir.

Diğer partner ise:

“Birkaç tabak yüzünden bu kadar kavga etmeye gerek yok.”

diye düşünebilir.

Bu durumda biri iş yükünden, diğeri tartışmanın büyüklüğünden konuşmaktadır.

Asıl ihtiyaç görünür hale gelmediğinde çift aynı ev işi üzerinden tekrar tekrar tartışabilir.

Aileler Yüzünden Tartışmak

Partnerlerin aileleri ilişki içerisinde sık çatışma konusu olabilir.

Ne kadar görüşüleceği.

Ailelerin ilişkiye ne kadar dahil olacağı.

Bayramların nerede geçirileceği.

Maddi destek.

Çocuk bakımında ailelerin rolü.

Buradaki problem yalnızca aile üyelerinin davranışı olmayabilir.

Kişi partnerinden:

“Benim yanımda ol.”

“Beni koru.”

“Bizim ilişkimizi önceliklendir.”

gibi bir beklenti taşıyor olabilir.

Dolayısıyla aile çatışmalarında çiftin yalnızca dışarıdaki kişileri değil, kendi aralarındaki sınırları da konuşması gerekebilir.

Telefon ve Sosyal Medya Yüzünden Tartışmak

Telefon kullanımına ilişkin çatışmalar da ilişki içerisinde sık görülebilir.

Bir partner:

“Yanındayım ama sürekli telefondasın.”

der.

Diğer taraf:

“Bütün gün çalıştım, biraz telefonla ilgilenmem normal.”

diye düşünebilir.

Burada tartışma ekran süresinden çok:

birlikte geçirilen zaman,

dikkat,

yakınlık

ile ilgili olabilir.

Diğer taraftan telefon kontrolü, şifre isteme veya sosyal medya hesaplarını sürekli inceleme davranışları güven ve kişisel sınırlar açısından farklı biçimde değerlendirilmelidir.

Kıskançlık Nedeniyle Sürekli Kavga Etmek

Kıskançlık her ilişkide aynı biçimde yaşanmaz.

Kişi partnerinin belirli bir davranışından gerçekten rahatsız olabilir.

Ancak sürekli:

kimle konuştuğunu,

nerede olduğunu,

kime mesaj attığını,

sosyal medyada kimi takip ettiğini

kontrol etmeye çalışmak ilişkinin güven ve sınır alanlarını etkileyebilir.

Kıskançlık tartışmalarında yalnızca:

“Kıskanç olmamalısın.”

demek yeterli değildir.

Kişinin gerçekte neyi tehdit olarak algıladığı, ilişkide daha önce güveni etkileyen olayların bulunup bulunmadığı ve tarafların kabul ettiği sınırların ne olduğu birlikte değerlendirilmelidir.

Cinsellik Konusunda Tartışmak

Cinsel yakınlıkla ilgili beklentilerin farklı olması da çift çatışmalarına neden olabilir.

İstek sıklığı.

Yakınlık biçimi.

Reddedildiğinde verilen anlam.

Cinsellik hakkında konuşma güçlüğü.

İlişkinin diğer alanlarındaki kırgınlıklar.

Bu konular birbirini etkileyebilir.

Örneğin bir partner cinsel yakınlık talebinin reddedilmesini:

“Artık beni istemiyor.”

şeklinde yorumlayabilir.

Diğer partner ise duygusal olarak uzak hissettiği için yakınlaşmakta zorlanıyor olabilir.

Burada iki tarafın deneyimini tek bir açıklamaya indirgememek önemlidir.

Stres İlişkide Tartışmaları Artırabilir mi?

Evet, günlük yaşamın yükü çiftin tartışma biçimini etkileyebilir.

İş yoğunluğu.

Ekonomik sorunlar.

Uykusuzluk.

Çocuk bakımı.

Aile sorumlulukları.

Sağlık problemleri.

Kişinin duygusal kaynaklarını azaltabilir.

Normalde tolere edilebilecek küçük bir durum, yoğun stres döneminde daha kolay çatışmaya dönüşebilir.

Bu, tartışmaların yalnızca stres nedeniyle oluştuğu anlamına gelmez.

Ancak ilişkiyi değerlendirirken çiftin hangi yaşam koşullarından geçtiğini de hesaba katmak önemlidir.

Tartışmaların Sonunda Hiçbir Şey Çözülmüyorsa

Bazı çiftlerde uzun konuşmalar yapılır ancak konu hiçbir zaman kapanmaz.

Bunun nedenlerinden biri tartışmanın sürekli farklı alanlara yayılması olabilir.

Başlangıç:

“Bugün beni aramadın.”

Ardından:

“Geçen hafta da…”

Sonra:

“Senin annen de…”

Sonunda:

“Zaten ilişkimizin başından beri…”

Bir konuşmada beş farklı problem ele alınmaya çalışıldığında hiçbirine yeterince odaklanılamayabilir.

Bu nedenle tek konuşmada mümkün olduğunca tek ana problemi ele almak daha işlevsel olabilir.

Tartışma Sırasında Eski Defterleri Açmak

Geçmişte yaşanan konuların tamamen yok sayılması gerekmez.

Ancak her yeni anlaşmazlıkta eski problemlerin tamamının tekrar açılması tartışmayı büyütebilir.

Kişi bugünkü sorunla ilgili konuşurken bir anda yıllar önce yaşanan bir olaya geçebilir.

Bu noktada şu ayrım yapılabilir:

Geçmişteki olay bugün gerçekten bu problemin parçası mı?

Yoksa:

Bugünkü konuşmada üstünlük sağlayabilmek için mi gündeme geliyor?

İlk durumda geçmiş olay ayrıca konuşulabilir.

İkinci durumda ise çift mevcut konudan uzaklaşıyor olabilir.

Tartışma Sonrası Hiç Konuşmamak

Bazı çiftlerde büyük bir tartışmanın ardından konu tamamen kapatılır.

Bir süre kimse konuşmaz.

Sonra günlük hayat normale döner.

Ancak tartışmada ortaya çıkan mesele gerçekten çözülmemiş olabilir.

Bu nedenle birkaç gün sonra aynı problem yeniden tetiklenebilir.

Tartışmanın sona ermesi ile sorunun çözülmesi aynı şey değildir.

Özellikle:

“Boş ver, uzatmayalım.”

şeklinde sürekli kapanan konular zaman içerisinde birikmiş kırgınlıklara dönüşebilir.

Tartışma Sonrası Onarım Neden Önemlidir?

İlişkilerde yanlış anlaşılmalar ve kırıcı anlar tamamen ortadan kaldırılamayabilir.

Bu nedenle önemli becerilerden biri tartışma sonrasında ilişkiyi yeniden kurabilmektir.

Örneğin kişi sakinleştikten sonra:

“Az önce sesimi yükseltmem doğru değildi.”

“Ne söylediğini duymadan savunmaya geçtim.”

“Seni kırdığımı fark ettim.”

diyebilir.

Özür, tartışmada kişinin bütün görüşünden vazgeçmesi anlamına gelmez.

Kişi hâlâ aynı konuda farklı düşünüyor olabilir.

Ama konuşma biçimindeki kendi sorumluluğunu görebilir.

Özür Dilemek Tartışmayı Kaybetmek midir?

Hayır.

“Burada seni kırdım.”

demek:

“Bütün konuda sen haklıydın.”

anlamına gelmez.

İki kişi aynı tartışmada farklı alanlarda sorumluluk taşıyabilir.

Örneğin:

“Senin söylediğin şeye hâlâ katılmıyorum ama ben de sana bağırmamalıydım.”

şeklinde bir ifade mümkündür.

Bu ayrım önemlidir çünkü çiftler bazen özür dilemeyi bütün tartışmayı kaybetmek gibi algılayabilir.

Bunun sonucunda taraflardan hiçbiri kendi payını kabul etmek istemeyebilir.

Tartışma Anında Mola Vermek

Duygusal yoğunluk çok yükseldiğinde aynı konuşmaya devam etmek her zaman verimli değildir.

Bu durumda belirli süreli bir mola değerlendirilebilir.

Ancak mola:

telefonu kapatıp saatlerce ortadan kaybolmak,

karşı tarafı cezalandırmak,

konuyu bir daha hiç açmamak

anlamına gelmemelidir.

Daha açık bir yaklaşım:

“Şu anda sakin biçimde konuşamıyorum. Biraz ara verip saat dokuzda buna geri dönelim.”

şeklinde olabilir.

Burada hem kişinin kendi duygusal sınırı korunur hem de diğer tarafa konuşmanın tamamen terk edilmediği mesajı verilir.

Tartışma Sırasında Konuyu Nasıl Daha Somut Tutabiliriz?

Genel suçlamalar yerine belirli olaylara odaklanmak konuşmayı daha anlaşılır hale getirebilir.

“Sen beni önemsemiyorsun.”

yerine:

“Bu hafta yaptığımız iki plan son anda değişti ve bu beni hayal kırıklığına uğrattı.”

“Sen çok sorumsuzsun.”

yerine:

“Bu ay faturaları iki kez hatırlatmak zorunda kaldım ve bu konuda yükün bende kaldığını hissediyorum.”

Bu değişiklik, karşı tarafın mutlaka aynı fikirde olacağını garanti etmez.

Ancak tartışılan davranışın daha net hale gelmesini sağlar.

Duygu ve İhtiyacı Birbirinden Ayırmak

Tartışma sırasında kişi önce partnerinin neyi yanlış yaptığını söylemeye başlayabilir.

Ancak konuşmanın altında kendi duygusu ve ihtiyacı bulunabilir.

Örneğin:

“Sen sürekli telefonla oynuyorsun.”

yerine:

“Akşamları birlikteyken uzun süre telefonda olduğunda kendimi uzak hissediyorum. Birlikte daha dikkatli zaman geçirmek istiyorum.”

İkinci ifade kişinin deneyimini daha görünür hale getirir.

Bu yaklaşımın amacı bütün çatışmaları tek cümleyle çözmek değildir.

Ancak karşı tarafın yalnızca saldırı duyması yerine neye ihtiyaç duyulduğunu anlamasını kolaylaştırabilir.

Partneri Dinlemek Kabul Etmek Anlamına Gelmez

Dinlemek ile katılmak farklı şeylerdir.

Partner:

“Bu davranışın beni yalnız hissettirdi.”

dediğinde kişi:

“Ama benim öyle bir niyetim yoktu.”

diye cevap verebilir.

Bu doğru olabilir.

Ancak niyet ile etki aynı şey değildir.

Kişi kötü niyetli olmadan da partnerini incitebilir.

Bu durumda:

“Bunu böyle yaşadığını bilmiyordum.”

demek kişinin suçlu olduğunu kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Yalnızca karşı tarafın deneyiminin var olduğunu kabul etmektir.

Tartışırken Partnerin Zihnini Okumaya Çalışmak

Çift çatışmalarında varsayımlar önemli rol oynayabilir.

“Bunu bilerek yaptı.”

“Umurunda değilim.”

“Beni sinirlendirmek istiyor.”

“Bana üstünlük kurmaya çalışıyor.”

Bazı durumlarda bu yorumlar gerçeğe yakın olabilir.

Ancak bazen kişinin partnerinin niyetini kesin olarak bildiğini varsayması tartışmayı büyütebilir.

“Bunu neden yaptın?”

sorusu ile:

“Bunu beni sinirlendirmek için yaptın.”

cümlesi aynı değildir.

İlki bilgi toplamaya açıktır.

İkincisi karşı tarafın niyetini önceden belirler.

Her Sorunu O Anda Çözmek Zorunda mıyız?

Hayır.

Bazı konuşmalar için doğru zaman olmayabilir.

Taraflardan biri çok yorgun olabilir.

Çocuklar yanında olabilir.

Bir kişi işe yetişiyor olabilir.

Duygusal yoğunluk çok yükselmiş olabilir.

Bu durumda:

“Bu önemli bir konu ve konuşmak istiyorum ama şu anda iyi bir zaman değil. Akşam bunun için zaman ayıralım.”

denebilir.

Ertelemek ile kaçınmak arasındaki fark yine konuşmaya dönme niyetidir.

Tartışma Zamanını Seçmek

Önemli ilişki konularını sürekli uykudan hemen önce, işe giderken veya taraflardan biri çok yorgunken açmak tartışmanın yönetilmesini zorlaştırabilir.

Bazen içerikten önce koşulların düzenlenmesi gerekir.

Konuşmak için yeterli süre var mı?

İki kişi de nispeten sakin mi?

Başka insanlar yanında mı?

Konuşmanın amacı belli mi?

Bu küçük düzenlemeler bütün ilişki sorunlarını çözmez ancak tartışmanın kontrolden çıkma ihtimalini azaltabilir.

İlişkide Sürekli Tartışmak Sevginin Bittiği Anlamına mı Gelir?

Hayır.

Sürekli tartışma ilişkinin zorlandığını gösterebilir ancak doğrudan sevginin bittiğini kanıtlamaz.

Bazı çiftler birbirlerine duygusal olarak oldukça bağlı oldukları halde çatışma sırasında işlevsiz bir döngüye girebilir.

Diğer taraftan:

“Seviyoruz, o halde tartışmalar önemli değil.”

demek de doğru değildir.

Sevgi bulunurken ilişki aynı zamanda yıpratıcı hale gelebilir.

Bu nedenle ilişkinin yalnızca duygusal bağlılığına değil, güven, saygı, sınırlar ve çatışmaların nasıl yönetildiğine de bakmak gerekir.

Sürekli Tartışmak Ayrılık Sebebi midir?

Bu sorunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur.

Bir çiftin ilişkiyi sürdürüp sürdürmemesi kişisel ve ilişkisel bir karardır.

Psikolojik içerikten:

“Bu kadar tartışıyorsanız ayrılmalısınız.”

veya:

“Doğru yöntemlerle bütün ilişkiler kurtarılabilir.”

sonucu çıkarılamaz.

Daha anlamlı sorular şunlar olabilir:

Tartışmalar sonrasında onarım mümkün oluyor mu?

Taraflar davranışlarının sorumluluğunu alabiliyor mu?

Birbirlerinin sınırlarına saygı gösteriyorlar mı?

Sorunları konuşabilmek için karşılıklı istek var mı?

Aynı davranışların değişmesi konusunda çaba gösteriliyor mu?

İlişkide korku veya güvenlik problemi bulunuyor mu?

Bu sorular ilişkinin mevcut yapısını değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Her Tartışma “İletişim Problemi” Değildir

İlişki içeriklerinde sık kullanılan açıklamalardan biri:

“Her şey iletişimdir.”

şeklindedir.

Ancak bazı problemler yalnızca daha iyi cümle kurmakla çözülmez.

Çiftin:

para kullanımında ciddi görüş ayrılığı,

çocuk isteği konusunda farklı kararları,

sadakatle ilgili farklı sınırları,

yaşanacak şehir konusunda uyuşmayan hedefleri

olabilir.

Bu durumda sorun tarafların birbirini anlamaması değil, gerçekten farklı şeyler istemesi olabilir.

İyi iletişim bu farkı ortadan kaldırmayabilir.

Ancak tarafların ne kadar uzlaşabileceklerini ve hangi farklılıkların kendileri için temel olduğunu daha açık değerlendirmelerine yardımcı olabilir.

Tartışma ile Psikolojik Şiddeti Birbirinden Ayırmak

Her yoğun tartışmayı “normal çift kavgası” olarak değerlendirmek doğru değildir.

Hakaret, sürekli aşağılama, tehdit, korkutma, takip, sosyal çevreden izole etme, ekonomik kontrol, cinsel zorlama, fiziksel şiddet veya kişinin güvenliğini tehdit eden davranışlar yalnızca iletişim sorunu değildir.

Bu tür durumlarda:

“Daha sakin konuşun.”

veya:

“Birbirinizi daha iyi dinleyin.”

gibi genel iletişim önerileri yeterli değildir.

Öncelik kişinin güvenliği olmalıdır.

Yakın ve ciddi bir fiziksel güvenlik riski varsa rutin çift görüşmesini beklemek yerine uygun acil yardım kaynaklarına başvurulmalıdır. Türkiye’de acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranabilir.

Sürekli Kavga Eden Çiftler Ne Yapabilir?

İlk adım tartışmaları tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak olmak zorunda değildir.

Bunun yerine çift son birkaç tartışmasını geriye dönük inceleyebilir.

Tartışmayı kim başlattı sorusundan çok:

“Nasıl başladı?”

“Ben ne söyledim?”

“Partnerim ne yaptı?”

“Ben bunu nasıl yorumladım?”

“Sonra ben ne yaptım?”

“Partnerim buna nasıl cevap verdi?”

soruları değerlendirilebilir.

Böylece kişinin yalnızca partnerinin hatalarını değil, döngü içerisindeki kendi yerini de görmesi kolaylaşabilir.

Tartışma Döngüsünü Birlikte İsimlendirmek

Çift bazı durumlarda karşı tarafı problem olarak görmek yerine problemi aralarındaki döngü olarak tanımlayabilir.

Örneğin:

“Sen sürekli kaçıyorsun.”

yerine:

“Tartıştığımızda ben daha fazla konuşmaya çalışıyorum, sen daha fazla geri çekiliyorsun ve bu ikimizi de daha fazla geriyor.”

denebilir.

Bu değişiklik küçük görünse de önemli bir fark yaratabilir.

Sorun:

sen

veya:

ben

olmaktan çıkıp:

aramızda tekrar eden süreç

haline gelir.

Tartışma Sonrası Konuşmayı Yeniden Açmak

Çift sakinleştikten sonra konuşmaya geri dönebilir.

Bu aşamada aynı tartışmayı tekrar başlatmak yerine:

“Az önce ne oldu?”

sorusuna bakılabilir.

Örneğin:

“Ben eleştirildiğimi hissettiğim anda savunmaya geçtim.”

“Sen sustuğunda beni önemsemediğini düşündüm.”

“Ben sesimi yükselttiğimde sen daha fazla uzaklaştın.”

Bu tür değerlendirmeler çiftin bir sonraki çatışmada döngüyü daha erken fark etmesine yardımcı olabilir.

Tek Bir Değişiklikle Başlamak

Sürekli tartışan çiftler bazen ilişki içerisindeki bütün sorunları aynı anda çözmeye çalışır.

Ancak bu oldukça zor olabilir.

Bunun yerine tek bir değişiklik belirlenebilir.

Örneğin:

Genelleme yapmamak.

Tartışmada hakaret kullanmamak.

Geçmişteki olayları mevcut konuya taşımamak.

Mola verildiğinde konuşmaya ne zaman dönüleceğini söylemek.

Partner konuşurken cevabı hazırlamak yerine önce ne söylediğini anlamaya çalışmak.

Tek bir davranış değişikliği bütün ilişkiyi düzeltmeyebilir.

Ancak tartışma döngüsünü daha görünür hale getirebilir.

Partnerim Değişmek İstemiyorsa

Bir ilişkinin etkileşim biçimi iki kişi tarafından oluşturulur.

Ancak kişi yalnızca kendi davranışlarını kontrol edebilir.

Partnerin davranışlarını zorla değiştirmek mümkün değildir.

Kişi kendi iletişim biçimini değerlendirebilir, sınırlarını ifade edebilir ve ilişki içerisinde neyi kabul edip etmeyeceğini belirleyebilir.

Ancak:

“Ben doğru iletişim kurarsam partnerim kesinlikle değişir.”

şeklinde bir garanti yoktur.

Özellikle karşı taraf sorumluluk almıyor, sürekli sınır ihlal ediyor veya davranışlarının etkisini değerlendirmeyi reddediyorsa ilişkinin gerçek koşulları ayrıca ele alınmalıdır.

Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulabilir?

Çift terapisine başvurmak için ilişkinin tamamen çıkmaza girmesini beklemek gerekmez.

Çiftler:

aynı tartışmalar sürekli tekrar ettiğinde,

konuşmalar hızla suçlama ve savunmaya dönüştüğünde,

bir taraf konuşurken diğeri sürekli geri çekildiğinde,

geçmiş kırgınlıklar bugünkü ilişkiyi etkilemeye devam ettiğinde,

duygusal uzaklaşma arttığında,

problemleri kendi aralarında konuşmak giderek zorlaştığında

profesyonel değerlendirmeyi düşünebilir.

Psikoterapide amaç tartışmanın sonunda kimin haklı olduğunu belirlemek değildir.

Daha çok çiftin oluşturduğu ilişki döngüsünün nasıl çalıştığı değerlendirilebilir.

Aile ve çift görüşmelerinin çalışma çerçevesine ilişkin ayrıntılı bilgi Kadıköy Aile ve Çift Terapisi sayfasında yer almaktadır.

Çift Terapisinde Sürekli Tartışmalar Nasıl Ele Alınabilir?

Çift terapisinde yalnızca:

“Son tartışmada kim ne yaptı?”

sorusuna odaklanılmayabilir.

Çiftin tekrar eden etkileşim biçimleri değerlendirilebilir.

Tartışmalar hangi durumlarda başlıyor?

Bir taraf ne yaptığında diğeri tetikleniyor?

Eleştiri nasıl ifade ediliyor?

Savunma nasıl ortaya çıkıyor?

Kim konuşmayı takip ediyor, kim geri çekiliyor?

Tarafların asıl ihtiyaçları ne?

Geçmiş kırgınlıklar bugünkü konuşmalara nasıl taşınıyor?

Tartışmalar nasıl sona eriyor?

Sonrasında ilişki yeniden kurulabiliyor mu?

Bu alanların amacı taraflardan birini ilişkinin problemi ilan etmek değildir.

Aynı zamanda bütün sorumluluğu “döngüye” yükleyerek kişilerin davranışlarının sorumluluğunu ortadan kaldırmak da değildir.

Her iki kişinin hem kendi davranışlarını hem de davranışların karşılıklı etkisini değerlendirmesi gerekir.

Bireysel Psikoterapi de Değerlendirilebilir mi?

Bazen çiftin iki üyesi birlikte çalışmak istemeyebilir.

Kişi kendi ilişki örüntülerini bireysel psikoterapide de değerlendirebilir.

Örneğin:

Neden eleştirildiğimde çok yoğun tepki veriyorum?

Neden partnerim geri çekildiğinde hemen terk edileceğimi düşünüyorum?

Neden sınır koyamıyorum?

Neden tartışma sonrasında saatlerce aynı konuşmayı düşünüyorum?

gibi konular bireysel çalışmanın konusu olabilir.

Ancak bireysel psikoterapi, çiftin ortak ilişki dinamiğinin bütün taraflarını tek başına temsil etmez.

İki çalışma biçiminin amacı ve kapsamı farklıdır.

İlişkide Sürekli Tartışmak Her Zaman Çözülebilir mi?

Her ilişki için:

“Doğru iletişim kurulursa sorun kesinlikle çözülür.”

demek gerçekçi değildir.

Bazı çiftler tartışma döngülerini fark edip önemli değişiklikler yapabilir.

Bazı çiftler ise temel yaşam hedeflerinde veya değerlerinde ciddi farklılıklar olduğunu görebilir.

Bazı ilişkilerde bir veya iki taraf değişim için yeterli motivasyonu göstermeyebilir.

Bazı ilişkilerde ise güvenlik sorunları bulunabilir.

Bu nedenle çift çalışmasının amacı ilişkiyi her koşulda devam ettirmek değildir.

Amaç ilişkiyi daha açık biçimde değerlendirebilmek ve tarafların kendi seçimlerini daha bilinçli yapabilecekleri bir çalışma alanı oluşturmaktır.

İlişkide Sürekli Tartışmak Aslında Neyi Gösteriyor Olabilir?

Sürekli tartışmanın arkasında tek bir mesaj yoktur.

Bazen:

“Beni duy.”

Bazen:

“Beni önemse.”

Bazen:

“Bana alan bırak.”

Bazen:

“Beni kontrol etmeye çalışma.”

Bazen:

“Bu sorumluluğu tek başıma taşımak istemiyorum.”

Bazen de:

“Bu konuda gerçekten farklı şeyler istiyoruz.”

olabilir.

Bu nedenle her tartışmayı yalnızca iletişim hatası olarak görmek de, her tartışmayı ilişkinin bittiğinin göstergesi olarak yorumlamak da gereğinden fazla basit kalabilir.

Daha anlamlı olan, çiftin aynı döngüye nerede girdiğini ve bu döngünün neyi korumaya ya da ifade etmeye çalıştığını anlamaktır.

İlişkide Sürekli Tartışmayı Azaltmak İçin En Önemli Ayrım

Bir tartışmanın ortasında şu iki hedef birbirinden oldukça farklıdır:

“Partnerime neden haklı olduğumu göstermek.”

ve

“Aramızda ne olduğunu anlamak.”

İlk hedefte kişi savunma için kanıt toplar.

İkinci hedefte hem kendi deneyimini hem karşı tarafın deneyimini anlamaya çalışabilir.

Bu, kişinin kendi sınırlarından veya görüşlerinden vazgeçmesi anlamına gelmez.

İki insan aynı konuda farklı düşünüp yine de birbirlerinin deneyimini anlamaya çalışabilir.

İlişkide sağlıklı çatışma, her zaman aynı fikirde olmak değildir.

Farklılığın hakaret, tehdit, küçümseme veya karşı tarafı ortadan kaldırma çabasına dönüşmeden konuşulabilmesidir.

İlişkide sürekli tartışmak yorucu olabilir. Ancak yalnızca “daha az kavga etmeliyiz” demek çoğu zaman yeterli değildir.

Daha önemli sorular şunlar olabilir:

“Biz tartışırken hangi döngüye giriyoruz?”

“Ben neyi anlatmaya çalışıyorum?”

“Partnerim benim davranışımı nasıl yorumluyor?”

“Ben onun davranışına hangi anlamı veriyorum?”

“Konuşmanın sonunda gerçekten birbirimizi daha iyi anlıyor muyuz?”

Çünkü bazı çiftlerde tartışılan konu sürekli değişse bile tartışmanın yapısı değişmez.

Döngü görünür hale geldiğinde, çiftin yalnızca son kavgaya değil ilişkinin nasıl çalıştığına bakması mümkün olabilir.

İnternet üzerinde yer alan psikoloji içerikleri genel bilgilendirme amacı taşır; kişiye özel psikolojik değerlendirme, çift değerlendirmesi veya tanı yerine geçmez.

Benzer İçerikler
Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Ortada belirgin bir problem olmadığı halde içinizde açıklayamadığınız bir huzursuzluk mu var? Her […]

Devamını Oku
Çift Terapisinin İlişkilere Etkisi Nedir? İlişkide Neleri Değiştirebilir?

Bir ilişkide sorunların olması o ilişkinin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. İki farklı […]

Devamını Oku
Bağdat Caddesi Online Psikolog Randevusu: Online Psikoterapi Süreci Nasıl İlerler?

Bağdat Caddesi çevresinde yaşarken veya çalışırken psikolojik destek almak istiyor ancak kliniğe düzenli […]

Devamını Oku
Anlaşılmadığını Hissetmek Neden Olur? “Kimse Beni Anlamıyor” Hissi

Bir şey anlatırken karşınızdaki kişinin söylediklerinizi duymasına rağmen sizi gerçekten anlamadığını mı hissediyorsunuz? […]

Devamını Oku
İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nedir? Siberkondri ve Sağlık Kaygısı

Başınız ağrıdığında ilk olarak Google’a mı yazıyorsunuz? Vücudunuzda küçük bir değişiklik fark ettiğinizde […]

Devamını Oku
Maruz Bırakma Terapisi Nedir? Exposure Terapisi Nasıl Uygulanır?

Korktuğunuz bir durumdan uzak durduğunuzda kısa süreli olarak rahatlayabilirsiniz. Topluluk önünde konuşmaktan korkuyorsanız […]

Devamını Oku
RANDEVU OLUŞTURUN
Ön görüşme talebinizi iletin.

Randevu takvimi ve randevu detaylarını netleştirmek için sizinle iletişime geçeceğiz.

Diğer iletişim kanallarımız
WhatsApp Hattı

+90 532 346 27 60