İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Neden Olur?

Yeni tanışılan biriyle konuşurken kelimeleri toparlamakta zorlanmak, önemli bir görüşmede sesin titrediğini fark etmek veya kalabalık bir ortamda konuşmaya başlamadan önce heyecan hissetmek birçok kişinin zaman zaman yaşayabileceği deneyimlerdir.

Bazı kişiler yakın arkadaşları veya aileleriyle oldukça rahat konuşurken tanımadığı biriyle iletişim kurduğunda daha fazla gerilebilir. Bazıları ise iş toplantısı, telefon görüşmesi, sunum, mülakat veya yeni bir sosyal ortama girme gibi belirli durumlarda benzer bir heyecan yaşayabilir.

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmak tek başına psikolojik bir sorun veya sosyal fobi anlamına gelmez. Heyecanın hangi durumlarda ortaya çıktığı, ne kadar yoğun olduğu, kişinin iletişimini ne ölçüde etkilediği ve konuşmaktan kaçınmaya neden olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü sosyal iletişim sırasında yaşanan heyecanın altında her kişi için aynı neden bulunmaz. Kişinin hata yapmaya ilişkin düşünceleri, nasıl değerlendirileceğine yönelik kaygıları, geçmiş deneyimleri veya kendisinden beklentileri konuşma sırasında yaşanan duygusal ve bedensel tepkileri etkileyebilir.

İnsanlarla Konuşurken Neden Heyecanlanıyorum?

Bir konuşma sırasında yalnızca ne söyleyeceğimizi düşünmeyiz. Aynı zamanda karşımızdaki kişinin bizi nasıl değerlendirdiğine ilişkin tahminlerde de bulunabiliriz.

Özellikle kişi görüşmeyi bir iletişimden çok kendi performansının değerlendirileceği bir durum gibi görmeye başladığında heyecan artabilir.

Konuşma öncesinde zihinden şu tür düşünceler geçebilir:

  • “Yanlış bir şey söylersem ne olur?”
  • “Ya ne söyleyeceğimi unutursam?”
  • “Beni sıkıcı bulur mu?”
  • “Sesimin titrediğini fark eder mi?”
  • “Ya yüzüm kızarırsa?”
  • “Kendimi iyi ifade edemezsem ne düşünür?”
  • “Konuşacak konu bulamazsam garip görünür müyüm?”

Bu düşüncelerin ortaya çıkması kişinin mutlaka sosyal kaygı yaşadığı anlamına gelmez. Ancak dikkatin giderek konuşmanın kendisinden uzaklaşıp kişinin kendi performansına yönelmesine neden olabilir.

Kişi bir yandan sohbeti sürdürmeye çalışırken diğer yandan nasıl göründüğünü, sesini, bedenini veya karşısındaki kişinin yüz ifadesini kontrol etmeye başlayabilir. Bu da doğal iletişim akışını zorlaştırabilir.

Yeni İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Normal mi?

Tanımadığımız bir kişiyle ilk kez iletişim kurduğumuzda belirli düzeyde heyecan yaşamak olağan olabilir.

Yakın olduğumuz kişilerle konuşurken ortam daha öngörülebilirdir. Karşımızdaki kişinin bizi tanıdığını ve iletişim sırasında meydana gelebilecek küçük duraksamaları nasıl değerlendireceğini yaklaşık olarak biliriz.

Yeni bir kişiyle konuşurken ise daha fazla belirsizlik vardır.

Karşımızdaki kişinin:

  • bizi nasıl değerlendireceğini,
  • konuşmaya nasıl karşılık vereceğini,
  • hangi konulara ilgi duyduğunu,
  • aramızdaki iletişimin nasıl ilerleyeceğini

henüz bilmiyor olabiliriz.

Bu belirsizlik bazı kişilerde daha fazla heyecana yol açabilir.

Dolayısıyla yeni insanlarla konuşurken heyecanlanmak tek başına olağandışı bir durum değildir. Burada belirleyici olan heyecanın varlığından çok, kişinin yaşamında nasıl bir etki oluşturduğudur.

Konuşurken Kalp Çarpıntısı, Terleme veya Titreme Neden Olabilir?

Heyecan yalnızca düşüncelerle yaşanan bir deneyim değildir. Beden de algılanan stres veya kaygıya tepki verebilir.

Bir görüşme öncesinde veya konuşma sırasında:

  • kalp atışlarının hızlandığını hissetmek,
  • ellerde terleme,
  • yüzde sıcaklık veya kızarma hissi,
  • ellerde ya da seste titreme,
  • nefes alışverişinde değişiklik,
  • ağız kuruluğu,
  • karında gerginlik

gibi bedensel değişimler yaşanabilir.

Kaygı ve heyecan sırasında sempatik sinir sisteminin etkinleşmesi kalp hızında artış, solunum değişiklikleri, terleme ve titreme gibi fiziksel tepkilerle ilişkili olabilir. Bu tepkiler vücudun stres karşısındaki doğal yanıtlarının parçalarıdır.

Ancak benzer fiziksel belirtilerin farklı nedenlerle de ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Yeni başlayan, belirgin veya kişiyi endişelendiren fiziksel belirtilerde gerekli tıbbi değerlendirmelerin yapılması önemlidir.

Konuşurken Ne Söyleyeceğini Unutmak Neden Olur?

İnsanlarla konuşurken heyecanlanan kişilerin sık ifade ettiği deneyimlerden biri de konuşma sırasında zihnin bir anda boşalmış gibi hissedilmesidir.

Kişi yalnızken ne söyleyeceğini biliyor olabilir. Hatta görüşmeden önce konuşmayı zihninde birkaç kez canlandırmış olabilir. Ancak karşısındaki kişiyle iletişim başladığında kelimeleri toparlamakta zorlanabilir.

Bunun nedenlerinden biri dikkatin aynı anda çok fazla noktaya yönelmesi olabilir.

Kişi bir yandan:

“Ne söyleyeceğim?”

diye düşünürken diğer yandan:

“Sesim nasıl geliyor?”

“Acaba sıkıldı mı?”

“Göz teması kuruyor muyum?”

“Şu an garip mi duruyorum?”

gibi sorularla kendi performansını takip edebilir.

Dikkatin bu kadar bölünmesi, konuşmanın doğal akışına odaklanmayı zorlaştırabilir.

Bu durumda kişinin gerçekten konuşma becerisinin yetersiz olması gerekmez. Kaygının yarattığı yoğun öz-izleme iletişim performansını geçici olarak etkileyebilir.

Konuşurken Ses Titremesi Neden Heyecanı Daha Fazla Artırabilir?

Konuşma sırasında sesin titrediğini fark etmek bazı kişiler için kaygının ikinci bir kaynağı haline gelebilir.

İlk heyecan:

“Bu konuşma nasıl geçecek?”

düşüncesiyle başlayabilir.

Ardından kişi sesinin değiştiğini fark ettiğinde:

“Sesim titriyor.”

“Kesin heyecanlandığımı anladı.”

“Şimdi daha kötü olacak.”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Böylece kişi artık yalnızca konuşmayla değil, heyecanlandığının fark edilmesi ihtimaliyle de ilgilenmeye başlayabilir.

Bu durum bir döngü oluşturabilir:

Heyecan → bedensel değişiklik → değişikliği fark etme → olumsuz yorumlama → daha fazla heyecan

Sesin titremesi, yüzde kızarma veya ellerin terlemesi kişinin düşündüğünden çok daha az dikkat çekici de olabilir. Fakat kişi kendi bedenine yoğun biçimde odaklandığında bu belirtileri olduğundan daha görünür hissedebilir.

İnsanlarla Konuşurken Yüz Kızarması

Yüz kızarması sosyal ortamlarda kişinin kontrol etmekte en çok zorlandığını düşündüğü bedensel tepkilerden biri olabilir.

Özellikle:

“Yüzüm kızarırsa herkes heyecanlandığımı anlayacak.”

düşüncesi varsa kişi kızarıp kızarmadığını sürekli kontrol etmeye başlayabilir.

Burada yalnızca kızarma değil, kişinin kızarmaya verdiği anlam önem kazanır.

Kişi yüzünün kızarmasını:

“Rezalet oldu.”

“Artık beni özgüvensiz sanacak.”

“Normal davranamıyorum.”

şeklinde yorumluyorsa kaygı daha da artabilir.

Oysa bedenin heyecan sırasında tepki vermesi insan iletişiminin olağan parçalarından biri olabilir.

İnsanlarla Konuşurken Kendini İzlemek

Sosyal iletişim sırasında dikkatin sürekli kişinin kendisine yönelmesi konuşmayı zorlaştırabilir.

Kişi karşısındaki insanı dinlemek yerine aynı anda:

  • nasıl göründüğünü,
  • ne kadar göz teması kurduğunu,
  • ellerini nereye koyduğunu,
  • ses tonunu,
  • yüzünün kızarıp kızarmadığını,
  • söylediği cümlelerin yeterince iyi olup olmadığını

takip ediyor olabilir.

Bu durumda konuşma iki ayrı görev haline gelir.

Bir tarafta karşıdaki kişiyle iletişim kurmaya çalışılırken diğer tarafta kişi kendi performansını sürekli denetler.

Bu yoğun öz-izleme, kişinin aslında doğal biçimde yapabildiği bir iletişimi daha zor bir görev gibi deneyimlemesine neden olabilir.

“Saçma Bir Şey Söylersem” Düşüncesi

Konuşma heyecanının merkezinde zaman zaman hata yapmaya yönelik yüksek hassasiyet bulunabilir.

Kişi sohbet içerisinde duraksamayı, yanlış kelime kullanmayı veya bir an için ne söyleyeceğini unutmayı kabul edilmesi zor bir hata olarak görebilir.

Oysa günlük iletişim kusursuz değildir.

İnsanlar konuşurken:

  • kelimeleri karıştırabilir,
  • cümlesini yeniden kurabilir,
  • kısa süre sessiz kalabilir,
  • karşısındaki kişiyi yanlış anlayabilir,
  • ne söyleyeceğini düşünmek için zaman isteyebilir.

Bunlar tek başına başarısız bir iletişim anlamına gelmez.

Ancak kişi kendisinden kusursuz konuşma beklediğinde küçük bir duraksama bile ciddi bir hata gibi algılanabilir.

Karşımdaki Kişinin Beni Yargıladığını Düşünmek

İnsanlarla iletişim sırasında karşımızdaki kişinin ne düşündüğünü doğrudan bilmemiz mümkün değildir.

Buna rağmen zihin belirsizliği doldurmaya çalışabilir.

Karşıdaki kişi kısa cevap verdiğinde:

“Benden sıkıldı.”

Telefonuna baktığında:

“Anlattıklarımı önemsemiyor.”

Yüz ifadesi değiştiğinde:

“Yanlış bir şey söyledim.”

gibi yorumlar yapılabilir.

Ancak aynı davranışların çok farklı nedenleri olabilir.

Kısa cevap veren kişi yorgun olabilir. Telefonuna bakmasının görüşmeyle ilgisi olmayabilir. Yüz ifadesindeki değişiklik başka bir düşünceden kaynaklanabilir.

Sosyal iletişimde kişinin tahminleri ile karşı tarafın gerçekte ne düşündüğü aynı olmak zorunda değildir.

Konuşmadan Önce Günlerce Düşünmek

Bazı kişilerde konuşma heyecanı yalnızca iletişim sırasında ortaya çıkmaz.

Yaklaşan:

  • toplantı,
  • sunum,
  • mülakat,
  • randevu,
  • telefon görüşmesi,
  • sosyal etkinlik

günler öncesinden zihinsel olarak tekrar edilmeye başlanabilir.

Kişi konuşmanın nasıl ilerleyeceğini defalarca prova edebilir.

“Şunu sorarsa böyle cevap vereceğim.”

“Burada sessizlik olursa bunu söyleyeceğim.”

“Kesin şu konuda konuşacak.”

gibi ayrıntılı senaryolar kurulabilir.

Belirli bir hazırlık yapmak işlevsel olabilir. Ancak her ihtimali önceden kontrol etmeye çalışmak görüşmeyi zihinsel olarak olduğundan daha tehdit edici hale getirebilir.

Konuşma Sonrasında Her Cümleyi Tekrar Düşünmek

Heyecan bazı kişilerde konuşma bittikten sonra da devam edebilir.

Kişi eve döndüğünde veya görüşme sona erdiğinde konuşmayı zihninde yeniden oynatabilir:

“Keşke bunu söylemeseydim.”

“Orada neden sustum?”

“Kesin garip olduğumu düşündü.”

“Şu cevabı vermeliydim.”

Bu tür değerlendirmeler, kişinin geçmiş bir konuşmayı bugünkü bilgisiyle tekrar analiz etmesine neden olabilir.

Konuşma sırasında birkaç saniyelik sıradan bir duraksama sonrasında saatlerce düşünülebilir.

Böyle bir durumda kişinin zihninde kalan görüşme ile karşıdaki kişinin deneyimi birbirinden oldukça farklı olabilir.

Kaçınmak Heyecanı Azaltır mı?

Kişi belirli konuşmalarda yoğun heyecan yaşadığında bu durumlardan uzak durmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir.

Örneğin:

  • telefon etmek yerine mesaj göndermek,
  • toplantıda söz almamak,
  • soru sormaktan vazgeçmek,
  • yeni insanlarla tanışmamak,
  • sunum yapmamak,
  • sosyal etkinlikleri ertelemek

kaygının o an yaşanmamasını sağlayabilir.

Ancak sürekli kaçınma, kişinin “Bu durumu ancak uzak durursam yönetebilirim” düşüncesini güçlendirebilir.

Bir sonraki benzer durumda heyecan daha da önemli hale gelebilir.

Bu nedenle psikolojik açıdan yalnızca kişinin ne kadar heyecanlandığına değil, heyecan nedeniyle hayatında nelerden vazgeçmeye başladığına da bakmak önemlidir.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Özgüven Eksikliği midir?

Her zaman değil.

Özgüven ve sosyal iletişimde yaşanan heyecan birbirleriyle ilişkili olabilir ancak aynı kavram değildir.

Bir kişi mesleki becerileri konusunda kendisine güvenebilir fakat tanımadığı insanlarla konuşurken yoğun heyecan yaşayabilir.

Başka bir kişi yakın çevresinde oldukça rahatken kalabalık bir toplantıda söz almakta zorlanabilir.

Dolayısıyla konuşma heyecanını yalnızca “özgüven eksikliği” ile açıklamak kişinin deneyimini gereğinden fazla basitleştirebilir.

Daha anlamlı olan:

Hangi kişilerle?

Hangi ortamlarda?

Hangi düşünceler ortaya çıktığında?

Ne kadar yoğun?

sorularına bakmaktır.

Utangaçlık ile İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Aynı Şey midir?

Utangaçlık ve konuşma sırasında yaşanan heyecan birbiriyle kesişebilir ancak her zaman aynı deneyimi ifade etmez.

Bazı insanlar daha çekingen bir mizaca sahip olabilir ve yeni ortamlara alışmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir.

Buna rağmen istedikleri sosyal ilişkilere katılabilir ve günlük yaşamlarını sürdürebilirler.

Başka bir kişi ise kendisini genel olarak utangaç olarak tanımlamasa bile belirli sosyal durumlarda yoğun değerlendirilme kaygısı yaşayabilir.

Bu nedenle tek başına “utangaçım” veya “özgüvenim düşük” gibi tanımlar yerine kişinin hangi durumlarda ve nasıl zorlandığını değerlendirmek daha açıklayıcıdır.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Sosyal Fobi midir?

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmak tek başına sosyal fobi anlamına gelmez.

Yeni biriyle tanışırken, iş görüşmesine girerken veya kişinin kendisi için önemli gördüğü biriyle konuşurken heyecan yaşanabilir.

Sosyal fobi veya sosyal kaygı değerlendirmesinde yalnızca heyecanın bulunup bulunmadığına bakılmaz.

Yaşanan kaygının:

  • ne kadar yoğun olduğu,
  • ne kadar süredir devam ettiği,
  • hangi sosyal durumlarda ortaya çıktığı,
  • kişinin kaçınmasına neden olup olmadığı,
  • iş, eğitim veya ilişkilerini ne ölçüde etkilediği

gibi farklı özellikler birlikte değerlendirilebilir.

Bu nedenle internet üzerindeki bir belirti listesine bakılarak kişinin kendisine sosyal fobi tanısı koyması uygun değildir.

Sosyal fobi ve sosyal kaygının daha kapsamlı biçimde nasıl ele alındığı hakkında bilgi için Kadıköy Sosyal Fobi Tedavisi sayfası incelenebilir.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmayı Nasıl Azaltabiliriz?

Amaç bir konuşmaya başlamadan önce hissedilen bütün heyecanı ortadan kaldırmak olmak zorunda değildir.

Belirli düzeyde heyecan, kişinin önem verdiği bir durum karşısında verdiği doğal bir tepki olabilir.

Daha gerçekçi hedef, heyecan ortaya çıktığında kişinin iletişim kurmaya devam edebilmesidir.

Bunun için öncelikle heyecanı artıran düşünceler fark edilebilir.

“Konuşmam kusursuz olmalı.”

“Herkes beni değerlendirecek.”

“Duraksarsam kötü görünürüm.”

gibi beklentilerin ne kadar gerçekçi olduğu üzerinde düşünülebilir.

Ayrıca dikkati sürekli kişinin kendi bedeninden ve performansından karşılıklı konuşmanın içeriğine yöneltmek yararlı olabilir.

Karşıdaki kişinin ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışmak yerine gerçekten ne söylediğine odaklanmak, iletişimi bir performanstan çok karşılıklı etkileşim olarak değerlendirmeyi kolaylaştırabilir.

Konuşmayı Önceden Prova Etmek Faydalı mı?

Önemli bir görüşme veya sunum öncesinde hazırlanmak faydalı olabilir.

Ancak bütün konuşmayı kelimesi kelimesine ezberlemek bazı kişilerde farklı bir baskı oluşturabilir.

Konuşma planlanan senaryodan çıktığında:

“Şimdi ne söyleyeceğim?”

kaygısı artabilir.

Bunun yerine aktarılmak istenen birkaç temel noktayı belirlemek daha esnek bir hazırlık sağlayabilir.

Gündelik sohbetlerde ise her sessizliği önceden doldurmaya veya her soruya mükemmel cevap hazırlamaya çalışmak doğal iletişim akışını zorlaştırabilir.

Sosyal Ortamlardan Tamamen Uzaklaşmak Yerine

Heyecan nedeniyle bazı sosyal durumlar sürekli ertelendiğinde kişinin yaşam alanı zaman içerisinde daralabilir.

Bu nedenle amaç kişinin kendisini hazırlıksız biçimde en zorlayıcı duruma itmesi değildir.

Daha ulaşılabilir sosyal etkileşimlerden başlayarak kişinin iletişim içerisinde kalabilmesi değerlendirilebilir.

Örneğin bazı kişiler açısından:

  • kısa bir soru sormak,
  • tanıdığı biriyle sohbeti biraz daha uzun sürdürmek,
  • toplantıda kısa bir fikir paylaşmak,
  • telefonla kısa bir görüşme yapmak

daha yönetilebilir başlangıçlar olabilir.

Ancak herkes için aynı uygulamanın uygun olacağı varsayılmamalıdır. Yaşanan heyecanın niteliği ve yoğunluğu kişiden kişiye farklıdır.

Psikoterapide Konuşma Heyecanı Nasıl Ele Alınabilir?

Psikoterapide insanlarla konuşurken heyecanlanmak, tek başına bir tanı olarak ele alınmaz.

Görüşmelerde kişinin özellikle hangi sosyal durumlarda zorlandığı ve bu durumların öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşadığı değerlendirilebilir.

Örneğin:

  • konuşmadan önce zihinden geçen düşünceler,
  • bedensel heyecan belirtilerine verilen anlam,
  • başkalarının değerlendirmelerine ilişkin beklentiler,
  • konuşma sırasında kişinin kendisini sürekli izlemesi,
  • görüşme sonrasında konuşmayı tekrar tekrar değerlendirmesi,
  • kaçınılan sosyal durumlar

üzerinde çalışılabilir.

Bazı kişiler yalnızca tanımadığı insanlarla iletişimde zorlanırken bazı kişiler otorite figürleriyle, iş ortamında veya romantik ilişkilerde konuşurken daha fazla heyecan yaşayabilir.

Bu nedenle psikoterapi süreci kişinin sosyal yaşamındaki gerçek deneyimleri doğrultusunda şekillenir.

İstanbul Anadolu Yakası’nda yüz yüze psikoterapi hakkında bilgi almak için Bağdat Caddesi Psikolog sayfası üzerinden Klinik Psikolog Anıl Hatipoğlu’nun çalışma biçimi ve klinik konumu incelenebilir.

Online Psikoterapide Sosyal Kaygı ve Konuşma Heyecanı Ele Alınabilir mi?

İnsanlarla iletişim sırasında yaşanan yoğun heyecan ve sosyal değerlendirilme düşünceleri uygun durumlarda online psikoterapi görüşmelerinde de ele alınabilir.

İstanbul dışında yaşayan veya yüz yüze görüşmelere düzenli biçimde ulaşamayan yetişkinler açısından online görüşme bir seçenek oluşturabilir.

Online psikoterapide de kişinin hangi sosyal durumlarda zorlandığı, konuşma öncesinde zihninden geçen düşünceler, bedensel tepkileri ve kaçınma biçimleri değerlendirilebilir.

Online görüşmenin kendisi de bazı kişiler için başlangıçta heyecan verici olabilir. Görüntülü görüşmede konuşurken duraksamak veya ne anlatacağını bilememek, görüşmenin yanlış ilerlediği anlamına gelmez.

Psikoterapi kişinin iletişim performansının değerlendirildiği bir sınav değildir.

Online veya yüz yüze görüşme biçiminin uygunluğu kişinin ihtiyaçları ve çalışma koşulları doğrultusunda değerlendirilir.

Ne Zaman Profesyonel Değerlendirme Düşünülebilir?

İnsanlarla konuşurken zaman zaman heyecanlanmak günlük yaşamın olağan deneyimlerinden biridir.

Ancak heyecan kişinin yapmak istediği şeylerden düzenli olarak vazgeçmesine neden olmaya başladıysa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.

Örneğin kişi yalnızca heyecanlanacağı düşüncesiyle:

  • iş görüşmelerinden,
  • eğitim fırsatlarından,
  • sosyal etkinliklerden,
  • yeni ilişkiler kurmaktan,
  • toplantılarda konuşmaktan,
  • telefon görüşmelerinden

sürekli kaçınıyorsa bu durum günlük yaşam üzerindeki etkisi açısından ele alınabilir.

Aynı şekilde konuşmanın günler öncesinden yoğun biçimde düşünülmesi veya görüşme sonrasında uzun süre kişinin kendisini eleştirmesi de değerlendirmede önem taşıyabilir.

Bunların varlığı yine tek başına sosyal fobi tanısı anlamına gelmez. Psikolojik değerlendirme kişinin deneyiminin süresi, yoğunluğu ve günlük yaşam üzerindeki etkisini birlikte ele alır.

İletişimin Kusursuz Olması Gerekmez

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmak, özellikle belirsiz veya kişi için önemli görülen sosyal durumlarda ortaya çıkabilir.

Burada hedef bütün heyecanı ortadan kaldırmak olmak zorunda değildir.

İnsanlarla iletişim kurarken zaman zaman duraksamak, kelimeyi yanlış söylemek, kısa bir sessizlik yaşamak veya ne söyleyeceğini düşünmek doğal olabilir.

İletişimin amacı kusursuz bir performans sergilemek değil, karşıdaki kişiyle temas kurabilmektir.

Heyecan kişinin sosyal yaşamını belirlemeye, iletişimden kaçınmasına veya istediği halde önemli yaşam alanlarına katılamamasına neden oluyorsa bu deneyimin altında bulunan düşünce, duygu ve davranış örüntülerini daha yakından değerlendirmek anlamlı olabilir.

İnternet üzerinde yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; kişiye özel psikolojik değerlendirme veya tanı yerine geçmez.

Benzer İçerikler
Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Ortada belirgin bir problem olmadığı halde içinizde açıklayamadığınız bir huzursuzluk mu var? Her […]

Devamını Oku
Çift Terapisinin İlişkilere Etkisi Nedir? İlişkide Neleri Değiştirebilir?

Bir ilişkide sorunların olması o ilişkinin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. İki farklı […]

Devamını Oku
Bağdat Caddesi Online Psikolog Randevusu: Online Psikoterapi Süreci Nasıl İlerler?

Bağdat Caddesi çevresinde yaşarken veya çalışırken psikolojik destek almak istiyor ancak kliniğe düzenli […]

Devamını Oku
Anlaşılmadığını Hissetmek Neden Olur? “Kimse Beni Anlamıyor” Hissi

Bir şey anlatırken karşınızdaki kişinin söylediklerinizi duymasına rağmen sizi gerçekten anlamadığını mı hissediyorsunuz? […]

Devamını Oku
İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nedir? Siberkondri ve Sağlık Kaygısı

Başınız ağrıdığında ilk olarak Google’a mı yazıyorsunuz? Vücudunuzda küçük bir değişiklik fark ettiğinizde […]

Devamını Oku
Maruz Bırakma Terapisi Nedir? Exposure Terapisi Nasıl Uygulanır?

Korktuğunuz bir durumdan uzak durduğunuzda kısa süreli olarak rahatlayabilirsiniz. Topluluk önünde konuşmaktan korkuyorsanız […]

Devamını Oku
RANDEVU OLUŞTURUN
Ön görüşme talebinizi iletin.

Randevu takvimi ve randevu detaylarını netleştirmek için sizinle iletişime geçeceğiz.

Diğer iletişim kanallarımız
WhatsApp Hattı

+90 532 346 27 60