Terapide Ne Konuşulur? Psikologla Neler Konuşabilirsiniz?

Psikoterapiye başlamayı düşünen veya ilk görüşmesine hazırlanan birçok kişinin aklından benzer sorular geçebilir:

“Terapide ne konuşulur?”

“Psikoloğa ne anlatacağım?”

“Nereden başlayacağımı bilmiyorum.”

“Ya konuşacak bir şey bulamazsam?”

“Her şeyi anlatmak zorunda mıyım?”

“Psikolog bana sürekli soru mu soracak?”

Bu soruların ortaya çıkması anlaşılabilir. Günlük yaşamda çoğu konuşmanın konusu bellidir. İş toplantısında iş konuşulur, arkadaş buluşmasında karşılıklı sohbet edilir, doktora gidildiğinde belirli bir sağlık şikâyeti anlatılır. Psikoterapide ise kişinin yaşamındaki birçok alan konuşmanın konusu olabileceği için nereden başlanacağını kestirmek daha zor gelebilir.

Terapide ne konuşulacağına ilişkin tek ve değişmez bir liste yoktur. Başvuru nedeniniz, o dönemde yaşadığınız güçlükler, terapi yaklaşımı, ihtiyaçlarınız ve görüşmeler ilerledikçe ortaya çıkan konular seansların içeriğini şekillendirebilir.

Bazı seanslarda son bir haftada yaşanan bir olay konuşulabilir. Bazı görüşmelerde çocukluk veya geçmiş ilişkiler gündeme gelebilir. Bir başka seansta karar vermekte zorlandığınız bir konu, iş hayatınız, partnerinizle yaşadığınız bir tartışma veya kendiniz hakkında tekrar eden bir düşünce ele alınabilir.

Hatta bazen:

“Bugün ne konuşacağımı bilmiyorum.”

demek bile terapinin başlangıç noktası olabilir.

Terapide Ne Konuşulur?

Psikoterapide yalnızca psikolojik belirtiler konuşulmaz.

Kişinin yaşam deneyiminin önemli bir bölümü terapi içerisinde ele alınabilir.

Örneğin:

  • Son dönemde yaşanan olaylar
  • Duygular
  • Tekrar eden düşünceler
  • İlişkiler
  • Aile
  • Çocukluk ve geçmiş deneyimler
  • İş veya eğitim hayatı
  • Kaygılar
  • Korkular
  • Öfke
  • Üzüntü
  • Suçluluk
  • Utanç
  • Yetersizlik veya değersizlik düşünceleri
  • Kişisel sınırlar
  • Karar verme güçlükleri
  • Gelecekle ilgili belirsizlikler
  • Yas ve kayıplar
  • Kendinizle ilgili merak ettiğiniz özellikler
  • Terapide yaşadığınız duygu ve düşünceler

görüşmelerin konusu olabilir.

Bu liste zorunlu bir terapi gündemi değildir.

Her danışanın psikoterapi süreci aynı konuları aynı sırayla içermez.

İlk Terapi Seansında Ne Konuşulur?

İlk terapi seansı, çoğunlukla kişinin başvuru nedeninin ve terapi sürecine ilişkin ihtiyaçlarının anlaşılmaya başlandığı bir değerlendirme görüşmesidir.

İlk seansta genellikle şu konular üzerinde durulabilir:

  • Psikoterapiye gelmenize neden olan durum
  • Yaşadığınız güçlüğün ne zamandır devam ettiği
  • Günlük yaşamınızı nasıl etkilediği
  • İş, eğitim ve ilişkilerinizde meydana gelen değişiklikler
  • Daha önce aldığınız psikolojik veya psikiyatrik destekler
  • Genel yaşam koşullarınız
  • Psikoterapiden beklentileriniz
  • Görüşmelerde ele almak istediğiniz konular
  • Terapi sürecinin genel çerçevesi
  • Seans düzeni ve gizlilik ilkeleri

İlk görüşmenin amacı bütün yaşam hikâyenizi tek seansta anlatmanız değildir.

Aynı şekilde psikoloğun ilk elli dakika içerisinde hayatınızdaki bütün sorunların nedenini belirlemesi veya size kesin bir çözüm sunması da beklenmemelidir.

İlk görüşme daha çok karşılıklı olarak sürecin başlangıç çerçevesinin oluştuğu bir değerlendirme alanıdır.

İlk Seansta Nereden Başlamalıyım?

Psikoterapiye ilk kez giden bir kişi anlatacak çok şeyi olduğu halde nereden başlayacağını bilemeyebilir.

Böyle bir durumda en doğru başlangıç cümlesini bulmak zorunda değilsiniz.

Örneğin:

“Son zamanlarda kendimi iyi hissetmiyorum.”

“İlişkimde sürekli aynı sorunları yaşıyorum.”

“Çok fazla düşünüyorum.”

“Neden burada olduğumu tam olarak anlatamıyorum.”

“Bir arkadaşım psikoloğa gitmemi önerdi.”

“Hayatımda belirgin bir problem yok ama kendimi anlamakta zorlanıyorum.”

gibi bir cümle yeterli olabilir.

Psikolog konuşmanın devamında yaşadığınız durumu daha iyi anlayabilmek için sorular sorabilir.

Dolayısıyla ilk görüşmeye hazırlanmış bir konuşma metniyle gelmeniz gerekmez.

Psikolog İlk Seansta Ne Sorar?

Sorular psikoloğun çalışma yaklaşımına ve kişinin başvuru nedenine göre değişebilir.

Ancak ilk görüşmelerde genel olarak:

“Neden görüşme almaya karar verdiniz?”

“Bu durum ne zamandır devam ediyor?”

“Günlük yaşamınızı nasıl etkiliyor?”

“Daha önce buna benzer bir dönem yaşadınız mı?”

“Daha önce psikolojik destek aldınız mı?”

“Şu anda hayatınızda sizi en çok zorlayan alan nedir?”

“Psikoterapiden beklentiniz nedir?”

gibi sorular sorulabilir.

Soruların amacı kişinin doğru veya yanlış cevap verip vermediğini değerlendirmek değildir.

Daha çok kişinin yaşadığı deneyimi kendi yaşam koşulları içerisinde anlayabilmek için bir çerçeve oluşturmaktır.

Terapide Geçmiş mi Konuşulur, Bugün mü?

Her ikisi de konuşulabilir.

Psikoterapi yalnızca çocukluğu anlatmak anlamına gelmez.

Aynı şekilde yalnızca son bir haftada yaşanan olaylarla da sınırlı değildir.

Hangi döneme daha fazla odaklanılacağı kullanılan psikoterapi yaklaşımına, kişinin başvuru nedenine ve süreç içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçlara göre değişebilir.

Örneğin kişi bugün ilişkilerinde sürekli aynı problemi yaşadığını anlatabilir.

Başlangıçta güncel ilişki ele alınabilir.

Daha sonra kişinin benzer durumları önceki ilişkilerinde de yaşadığı fark edilebilir.

Ardından geçmiş ilişkiler veya aile içerisindeki iletişim biçimleri gündeme gelebilir.

Burada geçmiş yalnızca geçmiş olduğu için konuşulmaz.

Amaç geçmiş deneyimlerin bugün yaşanan durumlarla ilişkisi olup olmadığını değerlendirmektir.

Terapide Çocukluk Konuşmak Zorunlu mu?

Hayır.

Psikoterapinin mutlaka çocukluk anılarını ayrıntılı biçimde konuşmak anlamına geldiği düşüncesi oldukça yaygındır.

Bazı terapi yaklaşımlarında erken dönem yaşantılar daha merkezi olabilir.

Başka yaklaşımlarda güncel düşünce, duygu ve davranış örüntülerine daha fazla ağırlık verilebilir.

Bunun yanında kişi çocukluk deneyimlerini ele almak istemesine rağmen henüz bunun için hazır hissetmeyebilir.

Bu durumda psikoterapi kişinin sınırlarını yok sayarak ilerlememelidir.

Geçmiş deneyimler gerektiğinde ve kişinin mevcut çalışma süreci içerisinde anlamlı olduğunda ele alınabilir.

Terapide Günlük Hayatta Yaşanan Küçük Şeyler Konuşulur mu?

Evet.

Terapi için mutlaka çok büyük bir olay getirmeniz gerekmez.

Bazen oldukça sıradan görünen bir olay önemli bir çalışma alanı oluşturabilir.

Örneğin:

Bir arkadaşınızın mesajınıza geç cevap vermesi.

İş yerinde aldığınız küçük bir eleştiri.

Partnerinizle yaptığınız kısa bir konuşma.

Bir toplantıda fikrinizi söylemekten vazgeçmeniz.

Bir daveti istemediğiniz halde kabul etmeniz.

Bunlar ilk bakışta küçük olaylar gibi görünebilir.

Ancak olayın kişide ne uyandırdığına bakıldığında daha geniş bir örüntü görülebilir.

Örneğin arkadaşın mesajına geç cevap vermesi:

“Ben önemli değilim.”

düşüncesini,

iş yerindeki eleştiri:

“Yeterince iyi değilim.”

düşüncesini,

bir daveti reddedememek ise:

“Hayır dersem insanlar beni sevmez.”

düşüncesini ortaya çıkarabilir.

Bu nedenle terapide konuşulan bir olayın ne kadar “büyük” olduğundan çok, kişinin yaşamındaki anlamı önemli olabilir.

Terapide Duygular Konuşulur mu?

Psikoterapide duygular önemli bir çalışma alanıdır.

Ancak görüşmeye gelen kişinin bütün duygularını kolaylıkla tanımlaması beklenmez.

Bazı kişiler:

“Üzgünüm.”

veya:

“Kaygılıyım.”

demekte zorlanmaz.

Bazıları ise:

“Ne hissettiğimi bilmiyorum.”

diyebilir.

Bu da terapide ele alınabilecek bir durumdur.

Örneğin kişi yaşadığı bir olayı ayrıntılı biçimde anlatabilir ancak:

“Bunu yaşadığınızda ne hissettiniz?”

sorusu geldiğinde cevap vermekte zorlanabilir.

Bu durum kişinin terapide başarısız olduğu anlamına gelmez.

Duyguları fark etmek ve adlandırmak da psikoterapi içerisinde zamanla ele alınabilecek bir alan olabilir.

Terapide Düşünceler Konuşulur mu?

Evet.

Kişinin belirli olaylar sırasında zihninden geçen düşünceler görüşmelerin önemli bir parçası olabilir.

Örneğin kişi bir arkadaş grubuna girdiğinde:

“Kimse beni istemiyor.”

bir iş görüşmesi öncesinde:

“Kesin başarısız olacağım.”

partneri geç cevap verdiğinde:

“Benden uzaklaşıyor.”

veya bir hata yaptıktan sonra:

“Ben hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”

diye düşünüyor olabilir.

Psikoterapide yalnızca düşüncenin içeriğine değil, kişinin bu düşünceye ne kadar inandığına, hangi durumlarda ortaya çıktığına ve davranışlarını nasıl etkilediğine de bakılabilir.

Aynı Şeyi Sürekli Düşünüyorsam Terapide Konuşabilir miyim?

Evet.

Tekrarlayan düşünceler psikoterapide sıklıkla ele alınabilecek konular arasındadır.

Kişi:

geçmişte yaptığı bir hatayı,

bir konuşmada söylediği cümleyi,

gelecekte olabilecek bir problemi,

bir kararın doğru olup olmadığını

tekrar tekrar düşünüyor olabilir.

Önemli olan yalnızca ne düşündüğü değil, düşünmenin nasıl bir döngü oluşturduğudur.

Kişi her düşündüğünde yeni bir sonuca mı ulaşıyor?

Yoksa aynı sorular zihinde tekrar tekrar mı dönüyor?

Bu tür bir zihinsel yoğunluk yaşıyorsanız Zihnimi Susturamıyorum: Zihin Neden Sürekli Düşünür? başlıklı içerikte tekrarlayıcı düşünme ve zihinsel döngüler ayrıca ele alınmaktadır.

Terapide İlişkiler Konuşulur mu?

Romantik ilişkiler, aile ilişkileri, arkadaşlıklar ve iş ilişkileri psikoterapinin konusu olabilir.

Örneğin kişi:

“İlişkilerimde sürekli aynı şey oluyor.”

“İnsanlara güvenmekte zorlanıyorum.”

“Partnerime hayır diyemiyorum.”

“İnsanların beni bırakmasından korkuyorum.”

“Arkadaş ortamında kendimi hep dışarıda hissediyorum.”

gibi deneyimleri anlatabilir.

Bu noktada terapi yalnızca karşıdaki kişinin davranışlarını değerlendirmekten ibaret değildir.

Kişinin:

ilişkide nasıl davrandığı,

hangi durumlarda geri çekildiği,

neleri söylemekte zorlandığı,

hangi beklentileri taşıdığı,

hangi davranışlara nasıl anlam verdiği

de ele alınabilir.

Terapide İş Hayatı Konuşulur mu?

Evet.

Psikoterapi yalnızca duygusal veya romantik ilişkilerle ilgili bir alan değildir.

İş hayatındaki:

  • performans baskısı,
  • tükenmişlik,
  • eleştirilme korkusu,
  • hata yapma kaygısı,
  • iş arkadaşlarıyla yaşanan sorunlar,
  • yöneticiyle ilişkiler,
  • kariyer kararsızlığı,
  • iş değişikliği,
  • çalışma sınırları

gibi konular da görüşmelerde ele alınabilir.

Örneğin kişi iş yükünün fazla olduğunu anlatırken aslında hiçbir talebi reddedemediğini fark edebilir.

Bu durumda iş sorunu aynı zamanda sınır koyma konusu haline gelebilir.

Terapide Aile Konuşulur mu?

Aile ilişkileri birçok kişinin yaşamında önemli bir yer tuttuğu için terapi içerisinde gündeme gelebilir.

Ancak terapi:

“Bütün sorunların nedeni ailedir.”

şeklinde bir yaklaşım gerektirmez.

Aile ilişkileri kişinin:

kendisi hakkında geliştirdiği düşünceleri,

çatışmayla kurduğu ilişkiyi,

yakınlık ve mesafeyi,

duygularını ifade etme biçimini,

sorumluluk algısını

anlamak açısından gerektiğinde değerlendirilebilir.

Kişinin bugün ailesiyle nasıl bir ilişki kurduğu da geçmiş deneyimler kadar önemli olabilir.

Terapide Cinsellik Konuşulabilir mi?

Kişi ihtiyaç duyuyorsa cinsellikle ilgili konular da psikoterapi içerisinde konuşulabilir.

Cinsellik birçok kişi için oldukça kişisel ve mahrem bir alan olabilir.

Bu nedenle kişinin ilk seansta ayrıntılı biçimde cinsel yaşamını anlatması gerektiği düşünülmemelidir.

Kişi hazır olduğunda:

cinsellikle ilgili kaygıları,

ilişki içerisindeki zorlanmaları,

beden algısını,

yakınlıkla ilgili düşüncelerini

görüşmeye getirebilir.

Psikoterapide mahrem konuların ele alınması kişinin sınırlarına ve görüşmenin çalışma çerçevesine uygun biçimde ilerlemelidir.

Terapide Kendimle İlgili Hoşlanmadığım Şeyleri Konuşabilir miyim?

Evet.

Bazen kişinin anlatmaktan en çok çekindiği konular aynı zamanda üzerinde en fazla düşündüğü konular olabilir.

Örneğin:

“Kıskanç olduğumu düşünüyorum.”

“Bazen çok öfkeleniyorum.”

“İnsanlara karşı kötü düşüncelerim oluyor.”

“İlgi görmek istiyorum.”

“Hata yaptığımda kendimden nefret ediyorum.”

gibi düşünceler kişide:

“Psikolog beni kötü biri olarak görür mü?”

kaygısı oluşturabilir.

Bu kaygının kendisi de terapi içerisinde konuşulabilir.

Psikoterapinin amacı kişinin ahlaki olarak iyi veya kötü olduğuna karar vermek değildir.

Kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını anlamaya çalışabileceği profesyonel bir çalışma alanı oluşturmaktır.

Psikolog Beni Yargılar mı?

Psikoterapiye başlamadan önce en sık karşılaşılabilecek kaygılardan biri budur.

Kişi:

“Bunu anlatırsam hakkımda ne düşünür?”

diye merak edebilir.

Hatta anlatacağı şeyden çok psikoloğun vereceği tepkiye odaklanabilir.

Bu düşünce terapiye özgü olmayabilir.

Kişi günlük yaşamında da insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü yoğun biçimde değerlendiriyor olabilir.

Böyle bir durumda:

“Burada bile yargılanmaktan korkuyorum.”

demek terapi açısından oldukça anlamlı bir başlangıç olabilir.

Çünkü kişinin terapistle kurduğu ilişkide ortaya çıkan bazı düşünceler, başka ilişkilerinde yaşadığı örüntüler hakkında da bilgi sağlayabilir.

Başkalarının değerlendirmelerine yoğun biçimde odaklanma konusunda Başkalarının Ne Düşündüğünü Önemsemek Neden Olur? başlıklı içerik de incelenebilir.

Terapide Her Şeyi Anlatmak Zorunda mıyım?

Hayır.

Psikoterapi kişinin bütün özel yaşamını ilk görüşmeden itibaren eksiksiz biçimde anlatmak zorunda olduğu bir sorgulama alanı değildir.

Bazı konuları anlatmaya hazır olmayabilirsiniz.

Bir konu açıldığında:

“Bunun hakkında konuşmak istemiyorum.”

“Şu anda bunu anlatmaya hazır değilim.”

“Bu konuyu ileride ele almak istiyorum.”

diyebilirsiniz.

Bununla birlikte konuşmayı zorlaştıran şeyin kendisi de terapi açısından önemli olabilir.

Örneğin kişi konunun kendisinden çok:

“Bunu anlatırsam hakkımda kötü düşünülür.”

diye korkuyor olabilir.

Bu durumda ayrıntıyı anlatmaya hazır olmasa bile:

“Bu konudan bahsetmek benim için zor çünkü yargılanmaktan çekiniyorum.”

demek mümkündür.

Terapide Bir Şeyi Saklamak Yanlış mı?

İnsanların bazı konuları anlatmaya hazır hale gelmesi zaman alabilir.

Bu nedenle kişinin kendisini henüz güvende hissetmediği veya paylaşmaya hazır olmadığı bir konuyu hemen açıklamaması tek başına terapiye karşı yanlış bir davranış olarak görülmemelidir.

Ancak kişi belirli bir konuyu anlatmaktan neden kaçındığını fark edebilir.

Utanç mı?

Suçluluk mu?

Yargılanma korkusu mu?

Terapistin tepkisinden çekinmek mi?

Konuyu kendisinin de kabul etmekte zorlanması mı?

Bazen terapi açısından önemli olan yalnızca saklanan içerik değil, saklama ihtiyacının neden ortaya çıktığıdır.

Terapide Yalan Söylersem Ne Olur?

İnsanlar zaman zaman kendilerini daha iyi göstermek, utandıkları bir konuyu gizlemek veya karşılarındaki kişinin tepkisinden çekindikleri için bazı bilgileri farklı anlatabilir.

Bu yalnızca terapiye özgü bir davranış değildir.

Ancak psikoterapi kişinin kendi yaşamını değerlendirdiği bir süreç olduğu için önemli bilgilerin sürekli farklı aktarılması değerlendirmeyi zorlaştırabilir.

Kişi daha sonra:

“Geçen seans bunu tam olarak doğru anlatmadım.”

diyebilir.

Bu da terapide konuşulabilecek bir konudur.

Neden gerçeği değiştirme ihtiyacı hissedildiği bazen önemli bir çalışma alanı oluşturabilir.

Terapide Ağlamak Zorunda mıyım?

Hayır.

Psikoterapinin etkili olması için kişinin mutlaka ağlaması gerekmez.

Bazı kişiler görüşmeler sırasında kolayca duygulanabilir.

Bazıları çok yoğun konuları anlatırken bile ağlamayabilir.

Ağlamak kişinin terapide daha fazla çalıştığını veya ağlamamak duygularından uzak olduğunu tek başına göstermez.

İnsanların duygularını ifade etme biçimleri farklıdır.

Amaç belirli bir duygusal tepki üretmek değil, kişinin yaşadığı deneyimi anlamaktır.

Terapide Ağlarsam Ne Olur?

Ağlamak terapi içerisinde ortaya çıkabilecek doğal tepkilerden biridir.

Kişi konuşurken gözlerinin dolduğunu fark ettiğinde:

“Özür dilerim.”

diyebilir.

Ancak duygulanmak için özür dilemek gerekmez.

Kişi konuşmaya devam edebilir, bir süre durabilir veya ne hissettiğini ifade etmeye çalışabilir.

Psikoterapi içerisinde ağlamanın neden ortaya çıktığı da konuşulabilir.

Bazen üzüntü, bazen öfke, bazen rahatlama veya uzun süredir ifade edilmeyen başka bir duyguyla bağlantılı olabilir.

Terapide Sessiz Kalmak Normal mi?

Evet.

Bir terapi seansında her dakika konuşmak zorunda değilsiniz.

Sessizlik farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.

Kişi:

  • ne söyleyeceğini düşünüyor olabilir,
  • duygulanmış olabilir,
  • bir şeyi hatırlamaya çalışıyor olabilir,
  • anlatmaya hazır olup olmadığını değerlendiriyor olabilir,
  • terapistin ne düşündüğünü merak ediyor olabilir,
  • konuşmak istediği şeyi kelimelere dökemiyor olabilir.

Bu nedenle sessizliğin tek bir anlamı yoktur.

Sessizlik bazen kişinin kendisi açısından da merak edilebilir:

“Şu anda neden konuşmakta zorlandım?”

Bu soru yeni bir çalışma alanı açabilir.

Sessizlik Terapinin Tıkandığı Anlamına mı Gelir?

Her zaman değil.

Kişi terapide sessizlik olduğunda:

“Boşa zaman geçiriyorum.”

“Bir şey söylemeliyim.”

“Psikolog benim konuşmamı bekliyor.”

diye kaygılanabilir.

Bu düşüncelerin kendisi de terapiye getirilebilir.

Örneğin kişi günlük yaşamında da her sessizliği doldurmak zorunda hissediyor olabilir.

Karşısındaki kişinin sessizliğini:

“Bana kızdı.”

şeklinde yorumluyor olabilir.

Bu nedenle terapi odasındaki sessizlik bazen yalnızca bir duraklama değil, kişinin sessizlikle ve belirsizlikle kurduğu ilişkinin de görünür hale geldiği bir an olabilir.

“Terapide Konuşacak Bir Şey Bulamıyorum” Ne Demek?

Terapi sürecinin bazı dönemlerinde kişi seansa:

“Bu hafta ne konuşacağımı bilmiyorum.”

diyerek gelebilir.

Bu durum terapinin bittiği veya artık konuşulacak konu olmadığı anlamına gelmez.

Kişi gerçekten sakin bir hafta geçirmiş olabilir.

Önceki seanslarda önemli konular konuşulduktan sonra yeni bir gündem oluşmamış olabilir.

Ya da kişi konuşabileceği bir konu bulunduğu halde henüz onun farkında olmayabilir.

Bazen:

“Bugün konuşacak bir şey bulamıyorum.”

cümlesinden sonra şu sorular ortaya çıkabilir:

“Son seansın ardından aklımda ne kaldı?”

“Bu hafta hangi anda yoğun bir duygu hissettim?”

“Kaçındığım bir konu var mı?”

“Şu anda burada sessizlik beni nasıl hissettiriyor?”

Böylece “konu bulamamak” da seansın konusu olabilir.

Her Seansa Bir Konuyla Gelmek Gerekir mi?

Hayır.

Bazı kişiler seans öncesinde konuşacaklarını not etmeyi yararlı bulabilir.

Özellikle hafta içerisinde:

“Bunu terapide konuşmalıyım.”

düşüncesi ortaya çıkıyorsa kısa not almak hatırlamaya yardımcı olabilir.

Ancak her seans için gündem hazırlamak zorunlu değildir.

Kişinin terapiyi de yapılması gereken başka bir performans görevine dönüştürmesi mümkün olabilir.

“Bu hafta yeterince önemli bir konu getirmeliyim.”

“Seansı iyi kullanmalıyım.”

“Boş konuşmamalıyım.”

gibi düşünceler terapiye ek bir baskı oluşturabilir.

Bu düşünceler ortaya çıkıyorsa onları da konuşmak anlamlı olabilir.

Terapide Önemsiz Bir Konu Konuştuğumu Düşünürsem?

Kişi bazen:

“Bunun için terapiye gelmeye değer mi?”

diye düşünebilir.

Örneğin küçük bir tartışmayı uzun uzun anlattığı için seansın boşa gittiğini düşünebilir.

Ancak görünürde küçük olan bir olay kişinin önemli bir ilişki örüntüsünü ortaya çıkarabilir.

Ayrıca kişinin:

“Benim yaşadıklarım yeterince önemli değil.”

şeklindeki düşüncesi başlı başına değerlendirmeye değer olabilir.

Kişi günlük yaşamında da kendi sorunlarını başkalarının sorunlarıyla karşılaştırıp sürekli küçümsüyor olabilir.

Bu nedenle terapiye getirilen konunun “yeterince büyük” olduğunu kanıtlamak gerekmez.

Terapide Aynı Konuyu Tekrar Tekrar Konuşmak Normal mi?

Olabilir.

Bazı konular tek bir seansta tamamen anlaşılmaz veya çözümlenmez.

İlişkide yaşanan bir problem, kayıp, geçmiş bir olay veya kişinin kendisine yönelik düşünceleri farklı zamanlarda yeniden gündeme gelebilir.

Ancak her tekrar aynı değildir.

Bazen kişi aynı olaya farklı bir açıdan bakar.

Yeni bir bağlantı fark eder.

Daha önce ifade edemediği bir duygu ortaya çıkar.

Başka bir zamanda ise konuşma aynı yerde dönüyor gibi hissedilebilir.

Bu durumda:

“Bu konuyu tekrar tekrar konuşuyoruz ama ilerlemiyor gibi hissediyorum.”

demek de terapi içerisinde değerlendirilebilir.

Terapide Hep Sorunlardan mı Konuşulur?

Hayır.

Psikoterapi yalnızca problemlerin sıralandığı bir alan değildir.

Kişinin:

iyi giden ilişkileri,

başarıları,

kendisiyle ilgili fark ettiği değişiklikler,

değerleri,

hedefleri,

mutlu olduğu deneyimleri

de görüşmelerde yer alabilir.

Örneğin kişi geçmişte zorlandığı bir durumda bu kez farklı davrandığını anlatabilir.

Bu değişikliğin nasıl gerçekleştiği değerlendirilebilir.

Terapi yalnızca:

“Bu hafta ne kötü gitti?”

sorusuna değil:

“Bu hafta ne farklıydı?”

sorusuna da alan açabilir.

Terapide Başarılar Konuşulur mu?

Evet.

Bazı insanlar problemlerini oldukça ayrıntılı anlatabilirken iyi giden şeyleri hızlıca geçebilir.

“Bu hafta iyiydi.”

deyip ardından hemen başka bir soruna geçebilir.

Oysa iyi giden bir durum da bilgi taşır.

Örneğin kişi ilk kez bir talebe hayır diyebilmiş olabilir.

Daha önce kaçındığı bir konuşmayı yapmış olabilir.

Kaygı yaşadığı halde bir etkinliğe katılmış olabilir.

Bunların nasıl mümkün olduğu üzerinde konuşmak, kişinin hangi kaynaklarının işe yaradığını anlamaya yardımcı olabilir.

Terapide Geçmişteki Travmatik Olayları Anlatmak Zorunlu mu?

Hayır.

Kişinin yaşadığı zorlayıcı veya travmatik deneyimlerin ayrıntılarını ilk görüşmeden itibaren anlatması gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur.

Bu tür konular kişinin ihtiyaçları, hazır oluşu, güvenlik durumu ve kullanılan psikoterapi yaklaşımı çerçevesinde ele alınmalıdır.

Kişi:

“Geçmişimde önemli bir olay var ama şu anda ayrıntıya girmek istemiyorum.”

diyebilir.

Bu da terapist açısından anlamlı bir bilgidir.

Psikoterapide kişinin sınırları göz ardı edilerek mümkün olduğunca hızlı ve ayrıntılı anlatım yapması hedeflenmez.

Terapide Terapist Hakkında Düşündüklerimi Söyleyebilir miyim?

Evet.

Terapistle kurulan ilişki de psikoterapinin konuşulabilecek parçalarından biridir.

Örneğin:

“Geçen seans söylediğiniz şeye kızdım.”

“Bazen beni yargıladığınızı düşünüyorum.”

“Bu soruyu sorduğunuzda rahatsız oldum.”

“Bugün size bir şey anlatmakta zorlanıyorum.”

gibi düşünceler görüşmeye getirilebilir.

Kişi günlük hayatında yaşadığı bazı ilişki örüntülerini terapistle olan ilişkisinde de deneyimleyebilir.

Örneğin herkesi memnun etmeye çalışan bir kişi terapistin de kendisinden memnun olmasını isteyebilir.

Reddedilmekten korkan bir kişi terapistin kendisi hakkında kötü düşünmesinden çekinebilir.

Bu tür deneyimlerin açık biçimde konuşulabilmesi terapötik çalışmanın önemli bir parçası olabilir.

Terapistle Aynı Fikirde Olmak Zorunda mıyım?

Hayır.

Psikoterapi, psikoloğun söylediği her şeyin danışan tarafından kabul edildiği bir ilişki değildir.

Kişi:

“Ben bunu böyle düşünmüyorum.”

“Bu yorum bana uymadı.”

“Burada farklı düşünüyorum.”

diyebilir.

Terapistin bir yorumuna katılmamak terapinin başarısız olduğu anlamına gelmez.

Aksine kişinin kendi deneyimi hakkında söz sahibi olması önemlidir.

Terapi içerisinde fikir ayrılıklarının nasıl konuşulduğu da ilişkinin bir parçasıdır.

Terapide Psikolog Bana Tavsiye Verir mi?

Psikoterapi genellikle kişinin hayatıyla ilgili hazır kararların psikolog tarafından verildiği bir danışmanlık biçimi olarak düşünülmemelidir.

Psikolog:

“Bu ilişkiyi bitir.”

“Bu işe geç.”

“Şu kişiyle görüşme.”

gibi kişinin yerine yaşam kararları vermeyi amaçlamaz.

Bunun yerine kişinin:

ne istediğini,

hangi seçenekleri gördüğünü,

hangi korkuların kararını etkilediğini,

hangi değerlerin önemli olduğunu

daha açık biçimde değerlendirmesine yardımcı olacak bir çalışma yürütülebilir.

Bazen somut beceri veya uygulamalar üzerinde çalışılabilir; ancak terapinin genel amacı kişinin kendi yaşamının kararlarını terapiste devretmesi değildir.

Terapide Psikolog Hep Dinler mi?

Psikoterapide dinleme önemli bir yere sahiptir ancak terapi yalnızca kişinin konuşup psikoloğun sessizce dinlediği bir süreç olmak zorunda değildir.

Terapist:

  • sorular sorabilir,
  • dikkat çektiği örüntüleri paylaşabilir,
  • bazı ifadeleri netleştirebilir,
  • kişinin belirli bir düşüncesini daha ayrıntılı değerlendirmesine yardımcı olabilir,
  • kullanılan yaklaşıma göre çeşitli çalışmalar önerebilir.

Bunun miktarı ve biçimi terapi yaklaşımına göre değişebilir.

Bazı yaklaşımlar daha yapılandırılmış ilerlerken bazıları danışanın çağrışımlarına ve terapötik ilişkiye daha geniş alan bırakabilir.

Terapide Ne Konuşacağımı Önceden Hazırlamalı mıyım?

Zorunlu değildir.

Ancak isteyen kişiler seans öncesinde kısa notlar tutabilir.

Örneğin:

“Bu hafta beni en çok ne etkiledi?”

“Geçen seanstan sonra aklımda ne kaldı?”

“Tekrar eden bir düşüncem oldu mu?”

“Bir ilişkide farklı davrandığım bir an oldu mu?”

“Konuşmaktan kaçındığım bir şey var mı?”

gibi başlıklar kullanılabilir.

Ancak notların amacı seansı kusursuz geçirmek değildir.

Psikoterapide plansız gelen bir duygu veya o anda akla gelen bir düşünce de çalışmanın parçası olabilir.

Terapide Konuşurken Doğru Kelimeleri Bulmak Zorunda mıyım?

Hayır.

Bazı duyguları anlatmak oldukça güç olabilir.

Kişi:

“Nasıl anlatacağımı bilmiyorum.”

“Garip gelecek ama…”

“Ne hissettiğimi bilmiyorum.”

“Bunu kelimeye dökemiyorum.”

diyebilir.

Bunlar geçersiz cevaplar değildir.

Hatta kişinin bir deneyimi neden ifade etmekte zorlandığı da önemli olabilir.

Psikoterapi, kişinin kendisini edebi veya kusursuz bir dille anlatmasının beklendiği bir yer değildir.

Terapide Konuşmak İstemediğim Bir Gün Olursa?

Bazı günler kişi yorgun, yoğun veya konuşmaya isteksiz olabilir.

Bunu da ifade edebilirsiniz.

“Bugün konuşmak istemiyorum.”

“Bugün biraz uzak hissediyorum.”

“Seansa gelmek bile zor geldi.”

gibi ifadeler görüşmenin başlangıcı olabilir.

Kişinin terapiye gelmek istemediği anlar bazen yalnızca yorgunlukla ilgilidir.

Bazen ise terapide konuşulan belirli bir konu, terapistle yaşanan bir durum veya terapi sürecine ilişkin başka bir duygu etkili olabilir.

Bunun hangi anlama geldiğini önceden varsaymak yerine birlikte değerlendirmek daha uygundur.

Terapide Gizlilik Nasıl Ele Alınır?

Psikoterapi görüşmeleri mesleki gizlilik çerçevesinde yürütülür.

Gizliliğin kapsamı ve sınırları psikoterapi sürecinin başlangıcında danışana açıklanmalıdır.

Kişinin terapiye rahat biçimde katılabilmesi açısından:

“Burada anlattıklarım nasıl korunuyor?”

sorusuna açık bir yanıt alabilmesi önemlidir.

Özellikle ilk görüşmede gizlilik, seans düzeni, kayıt süreçleri ve profesyonel sınırlar hakkında soru sorulabilir.

Online Terapide Ne Konuşulur?

Online psikoterapide konuşulan konular yüz yüze psikoterapiden tamamen farklı olmak zorunda değildir.

Kişi online görüşmede de:

duygularını,

düşüncelerini,

ilişkilerini,

güncel sorunlarını,

geçmiş deneyimlerini,

kararlarını

ele alabilir.

Buradaki önemli fark görüşmenin fiziksel ortamıdır.

Online görüşme sırasında kişinin mahremiyet sağlayabileceği, başkalarının konuşmayı duymayacağı ve mümkün olduğunca kesintisiz bir ortamda bulunması önemlidir.

Yüz yüze veya online görüşmenin uygunluğu kişinin ihtiyaçlarına ve koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Terapi Konuları Zaman İçerisinde Değişebilir mi?

Evet.

Bir kişi terapiye belirli bir nedenle başlayabilir.

Örneğin başlangıçta:

“İşim yüzünden çok kaygılıyım.”

diyebilir.

Bir süre sonra çalışma sırasında:

her şeyi kusursuz yapmaya çalıştığını,

başkalarının düşüncelerini fazla önemsemesini,

hayır demekte zorlandığını,

kendisini sürekli eleştirdiğini

fark edebilir.

Böylece terapi başlangıçtaki konuyu terk etmeden daha geniş bir çerçeveye ilerleyebilir.

Psikoterapi her zaman düz bir çizgi halinde ilerlemez.

Bazı konular tekrar gündeme gelebilir ve başlangıçta önemli görünmeyen başka alanlar zaman içerisinde daha merkezi hale gelebilir.

Terapide Ne Konuşulur Sorusunun Tek Bir Cevabı Yoktur

Terapide ne konuşulur? sorusunun en kısa cevabı şu olabilir:

Kişinin yaşamında anlamak, değiştirmek veya daha yakından değerlendirmek istediği konular konuşulabilir.

Bunun mutlaka dramatik bir olay olması gerekmez.

Bir duygu olabilir.

Bir düşünce olabilir.

Bir ilişki olabilir.

Yıllardır tekrar eden bir davranış olabilir.

Geçmişte yaşanmış bir olay olabilir.

Henüz verilmemiş bir karar olabilir.

Ya da yalnızca:

“Son zamanlarda kendimi eskisi gibi hissetmiyorum.”

cümlesi olabilir.

Psikoterapiye başlamadan önce bütün sorunlarınızı tanımlamış, nedenlerini anlamış veya konuşacağınız konuları sıraya koymuş olmanız gerekmez.

Bazen terapinin önemli bir bölümü zaten:

“Ben aslında ne yaşıyorum?”

sorusunu anlamaya çalışmaktır.

İstanbul Anadolu Yakası’nda yüz yüze psikoterapi süreci, klinik konumu ve görüşme çerçevesi hakkında bilgi için Kadıköy Psikolog sayfası incelenebilir.

Psikoterapi kişinin bir sınavdan geçtiği, doğru cevaplar vermesi veya seansı iyi performans göstererek tamamlaması gereken bir alan değildir.

Ne söyleyeceğinizi bilememek, sessiz kalmak, aynı konuya dönmek, bir şeyi anlatmakta zorlanmak veya psikoloğun sizin hakkınızda ne düşündüğünü merak etmek de terapi içerisinde konuşulabilir.

Dolayısıyla terapide konuşulabilecek en önemli konulardan biri, bazen tam olarak o anda yaşadığınız şeydir.

İnternet üzerinde yer alan psikoloji içerikleri genel bilgilendirme amacı taşır; kişiye özel psikolojik veya tıbbi değerlendirme ve tanı yerine geçmez.

Benzer İçerikler
Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Ortada belirgin bir problem olmadığı halde içinizde açıklayamadığınız bir huzursuzluk mu var? Her […]

Devamını Oku
Çift Terapisinin İlişkilere Etkisi Nedir? İlişkide Neleri Değiştirebilir?

Bir ilişkide sorunların olması o ilişkinin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. İki farklı […]

Devamını Oku
Bağdat Caddesi Online Psikolog Randevusu: Online Psikoterapi Süreci Nasıl İlerler?

Bağdat Caddesi çevresinde yaşarken veya çalışırken psikolojik destek almak istiyor ancak kliniğe düzenli […]

Devamını Oku
Anlaşılmadığını Hissetmek Neden Olur? “Kimse Beni Anlamıyor” Hissi

Bir şey anlatırken karşınızdaki kişinin söylediklerinizi duymasına rağmen sizi gerçekten anlamadığını mı hissediyorsunuz? […]

Devamını Oku
İnternetten Hastalık Arama Hastalığı Nedir? Siberkondri ve Sağlık Kaygısı

Başınız ağrıdığında ilk olarak Google’a mı yazıyorsunuz? Vücudunuzda küçük bir değişiklik fark ettiğinizde […]

Devamını Oku
Maruz Bırakma Terapisi Nedir? Exposure Terapisi Nasıl Uygulanır?

Korktuğunuz bir durumdan uzak durduğunuzda kısa süreli olarak rahatlayabilirsiniz. Topluluk önünde konuşmaktan korkuyorsanız […]

Devamını Oku
RANDEVU OLUŞTURUN
Ön görüşme talebinizi iletin.

Randevu takvimi ve randevu detaylarını netleştirmek için sizinle iletişime geçeceğiz.

Diğer iletişim kanallarımız
WhatsApp Hattı

+90 532 346 27 60