Birine duygularını söylemek, yeni bir ortama katılmak, iş başvurusu yapmak, toplantıda fikrini ifade etmek veya bir ilişkide kendi ihtiyacını dile getirmek günlük yaşamın doğal parçalarıdır. Ancak bu durumların ortak bir özelliği vardır: Karşımızdaki kişinin vereceği cevabı tamamen kontrol edemeyiz.
“Ya beni istemezse?”
“Ya söylediğim şeyi beğenmezlerse?”
“Ya dışlanırsam?”
“Ya ona göre yeterince iyi değilsem?”
gibi düşünceler zaman zaman herkesin zihninden geçebilir. Reddedilmek çoğu insan için hoş olmayan bir deneyimdir. Buna karşılık reddedilme korkusu, reddedilme ihtimalinin henüz ortada gerçek bir ret yokken bile kişinin davranışlarını belirgin biçimde etkilemeye başlamasıyla daha görünür hale gelebilir.
Kişi hoşlandığı biriyle konuşmaktan vazgeçebilir, bir fırsata başvurmayabilir, fikirlerini söylemekten çekinebilir veya ilişkilerinde karşı tarafın sevgisinden sürekli emin olmaya çalışabilir.
Bu deneyim tek başına belirli bir psikolojik tanı anlamına gelmez. Önemli olan korkunun ne kadar yoğun olduğu, hangi alanlarda ortaya çıktığı ve kişinin yapmak istediği şeylerden ne ölçüde uzaklaşmasına neden olduğudur.

Reddedilme Korkusu Nedir?
Reddedilme korkusu, kişinin başka insanlar tarafından kabul edilmeme, istenmeme, beğenilmeme, dışlanma veya değer görmeme ihtimaline karşı belirgin bir kaygı yaşaması şeklinde düşünülebilir.
Bu korku yalnızca romantik ilişkilerde ortaya çıkmaz.
Kişi;
- arkadaş grubuna katılırken,
- yeni insanlarla tanışırken,
- iş görüşmesine giderken,
- toplantıda söz alırken,
- sosyal medyada bir şey paylaşırken,
- birinden yardım isterken,
- kendi sınırını ifade ederken,
- “hayır” derken
reddedilme ihtimalini düşünebilir.
Belirli düzeyde çekinmek olağandır. Çünkü başka insanların nasıl tepki vereceğini her zaman bilemeyiz.
Korku kişinin seçimlerini sürekli değiştirmeye başladığında ise daha yakından değerlendirilmesi anlamlı olabilir.
İnsan Neden Reddedilmekten Korkar?
İnsan sosyal ilişkiler içerisinde yaşayan bir varlıktır. Kabul görmek, ait hissetmek ve yakın ilişkiler kurmak birçok kişi için önemlidir.
Bu nedenle reddedilmek yalnızca bir isteğin gerçekleşmemesi gibi hissedilmeyebilir.
Kişi reddedilmeyi:
“Demek ki yeterince iyi değilim.”
“Bende bir sorun var.”
“Kimse beni istemeyecek.”
“Sevilmeye değer değilim.”
gibi kendisine yönelik daha genel sonuçlarla ilişkilendirebilir.
Asıl zorlayıcı olan bazen ret cevabının kendisinden çok kişinin reddedilmeye verdiği anlamdır.
Örneğin iki kişi aynı iş görüşmesinden olumsuz cevap alabilir.
Bir kişi:
“Bu pozisyon için uygun görülmedim.”
diye düşünebilir.
Diğeri ise:
“Ben zaten hiçbir yerde başarılı olamayacağım.”
sonucuna ulaşabilir.
Olay aynıdır ancak kişinin kendisine ilişkin çıkardığı sonuç farklıdır.
Reddedilme Korkusu Neden Olur?
Reddedilme korkusunun herkes için geçerli tek bir nedeni yoktur.
Bazı kişiler geçmişte yaşadıkları reddedilme, dışlanma veya yoğun eleştirilme deneyimlerinden etkilenebilir. Bazıları ilişkilerinde daha fazla güvence arayabilir. Bazıları ise kendi değerini büyük ölçüde başka insanların onayına göre değerlendirebilir.
Olası etkenler arasında:
- geçmişte yaşanan reddedilme deneyimleri,
- akran ilişkilerinde dışlanma,
- yoğun eleştirinin bulunduğu ilişkiler,
- önceki romantik ilişkilerde yaşanan güçlükler,
- kişinin kendisine yönelik yüksek beklentileri,
- özdeğerin başkalarının değerlendirmelerine fazla bağlanması,
- sosyal durumlarda olumsuz değerlendirilme kaygısı,
- yakın ilişkilerde yaşanan güvensizlikler
yer alabilir.
Ancak bunlardan birinin bulunması kişinin neden reddedilme korkusu yaşadığını tek başına açıklamaz.
Özellikle internette sık görülen “reddedilme korkusunun nedeni kesinlikle çocukluktur” gibi ifadeler gereğinden fazla genelleyicidir.
Geçmiş deneyimler önemli olabilir ancak bugünkü ilişkiler, mevcut yaşam koşulları ve kişinin düşünce biçimleri de birlikte değerlendirilmelidir.
Reddedilme Duyarlılığı Nedir?
Reddedilme korkusuyla ilişkili kavramlardan biri reddedilme duyarlılığıdır.
Reddedilme duyarlılığı, kişinin olası reddedilmeyi daha kaygılı biçimde beklemesi, belirsiz kişiler arası durumlarda reddedilme işaretlerini daha kolay fark etmesi ve algılanan reddedilmeye daha yoğun tepki verebilmesiyle ilişkilendirilen bir kavramdır.
Örneğin partnerin mesajına geç cevap vermesi tek başına belirsiz bir durumdur.
Bir kişi:
“Muhtemelen meşgul.”
diye düşünebilir.
Başka biri:
“Kesin benden uzaklaşıyor.”
şeklinde yorumlayabilir.
Bu örneklerden herhangi biri kişinin “reddedilme duyarlılığı yüksek” olduğu anlamına gelmez. Ancak benzer yorumların farklı durumlarda sürekli tekrar etmesi kişinin ilişki deneyimini etkileyebilir.
Reddedilme Korkusunun Belirtileri Nelerdir?
Reddedilme korkusu herkeste aynı biçimde görülmez.
Bazı kişiler kaygısını açık biçimde hissederken bazı kişiler korkuyu daha çok davranışlarında fark edebilir.
Örneğin:
- yeni bir ilişkiye başlamaktan kaçınmak,
- hoşlanılan kişiye yaklaşamamak,
- sosyal ortamlarda fikirlerini söylememek,
- eleştiriye karşı yoğun hassasiyet,
- küçük davranışları reddedilme işareti olarak yorumlamak,
- sürekli güvence aramak,
- insanları memnun etmeye çalışmak,
- sınır koymakta zorlanmak,
- “hayır” diyememek,
- bir şeyi yapmadan önce başkalarının ne düşüneceğini fazla düşünmek,
- görüşme veya mesaj sonrasında söylenenleri tekrar tekrar analiz etmek,
- hata yapmaktan aşırı çekinmek,
- reddedilme ihtimali olan fırsatlardan uzak durmak
gibi örüntüler görülebilir.
Bunların herhangi birinin bulunması tek başına psikolojik bir sorun anlamına gelmez.
Asıl önemli olan korkunun kişinin günlük yaşamını ne ölçüde yönettiğidir.
“Ya Beni Sevmezlerse?” Düşüncesi
Reddedilme korkusunun merkezinde bazen yalnızca dışlanma değil, sevilmeme veya kabul edilmeme düşüncesi bulunabilir.
Kişi yeni bir insanla tanıştığında:
“Beni beğenecek mi?”
diye düşünebilir.
Bu düşünce tek başına olağandışı değildir.
Ancak konuşma boyunca kişinin bütün dikkati karşısındaki kişinin değerlendirmesine yönelirse iletişim daha zor hale gelebilir.
Kişi:
“Yanlış bir şey söyledim mi?”
“Ses tonum garip miydi?”
“Benden sıkıldı mı?”
“Yeterince eğlenceli miyim?”
gibi sorularla kendi davranışlarını sürekli izleyebilir.
Bu noktada sohbet karşılıklı bir iletişim olmaktan çıkıp kişinin kendisini kanıtlamaya çalıştığı bir performansa dönüşebilir.
Sosyal iletişim sırasında değerlendirilme kaygısının nasıl işleyebildiğini daha ayrıntılı incelemek için İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Neden Olur? başlıklı yazı da okunabilir.
Romantik İlişkilerde Reddedilme Korkusu
Reddedilme korkusu romantik ilişkilerde daha görünür hale gelebilir çünkü ilişki kişi açısından duygusal olarak önemlidir.
Partnerin:
- geç cevap vermesi,
- daha sessiz olması,
- yalnız zaman geçirmek istemesi,
- arkadaşlarıyla plan yapması,
- bir konuda aynı fikirde olmaması
kişide reddedilmeye ilişkin düşünceler oluşturabilir.
Örneğin:
“Benden sıkıldı.”
“Eskisi kadar sevmiyor.”
“Yakında ayrılacak.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan, düşüncenin ortaya çıkmasıyla gerçeğin aynı şey olmadığını fark edebilmektir.
Partnerin davranışının gerçekten ilişkiyle ilgili olması mümkündür.
Ancak davranışın yorgunluk, iş yoğunluğu veya başka bir durumla bağlantılı olması da mümkündür.
Belirsizliği doğrudan reddedilme olarak yorumlamak ilişki içerisinde yeni sorunların oluşmasına katkıda bulunabilir.
Sürekli “Beni Seviyor musun?” Diye Sormak
Kişi reddedilmekten korktuğunda partnerinden sık sık güvence almaya çalışabilir.
“Beni hâlâ seviyor musun?”
“Bir şey mi oldu?”
“Benden sıkıldın mı?”
“Beni bırakmayacaksın değil mi?”
gibi sorular kısa süreli rahatlama sağlayabilir.
Partner:
“Hayır, bir şey yok.”
dediğinde kişi rahatlayabilir.
Ancak bir süre sonra yeni bir belirsizlik ortaya çıkabilir.
Bu durumda şu döngü oluşabilir:
Belirsizlik → reddedilme düşüncesi → kaygı → güvence arama → kısa süreli rahatlama → yeni belirsizlik
Sorun kişinin partnerinden sevgi veya güvence istemesi değildir.
Yakın ilişkilerde güvence ve destek önemli olabilir.
Daha çok kişinin içsel rahatlığını yalnızca tekrar tekrar dışarıdan alınan güvenceyle sağlayıp sağlamadığı değerlendirilebilir.
Reddedilme Korkusu ile Terk Edilme Korkusu Aynı Şey midir?
Birbirleriyle ilişkili olabilseler de aynı kavram değildir.
Reddedilme korkusu daha geniştir.
Kişi romantik ilişki dışında arkadaş grubu, iş, okul veya sosyal çevrede de kabul edilmeme korkusu yaşayabilir.
Terk edilme korkusu ise daha çok kişinin yakın olduğu birinin ilişkiden uzaklaşması veya bağlantıyı kaybetmesi ihtimaliyle ilişkilidir.
Örneğin:
“Beni işe almayacaklar.”
düşüncesi reddedilmeyle ilgilidir ancak terk edilmeyle ilgili değildir.
“Partnerim beni bırakacak.”
düşüncesi ise her iki temayla da ilişkili olabilir.
Dolayısıyla bu kavramları tamamen aynı anlamda kullanmak yerine bağlama göre değerlendirmek daha uygundur.
Onaylanma İhtiyacı ile Reddedilme Korkusu Arasındaki İlişki
Başkaları tarafından beğenilmek veya takdir edilmek çoğu insan için hoş bir deneyimdir.
Sorun onay istemek değildir.
Ancak kişi kendi kararlarının doğruluğunu sürekli başka insanların tepkilerine göre belirlemeye başladığında onay ihtiyacı daha belirleyici hale gelebilir.
Örneğin kişi:
- kıyafet seçerken,
- kariyer kararı verirken,
- sosyal medyada paylaşım yaparken,
- bir ilişkide ihtiyaçlarını söylerken,
- bir daveti reddederken
öncelikle:
“İnsanlar benim hakkımda ne düşünür?”
sorusuna odaklanabilir.
Reddedilme korkusu arttığında kişi kabul edilmek için kendi isteklerinden daha fazla ödün verebilir.
Bu durumda başkalarıyla kıyaslama da kişinin kendi değerini dışarıdan değerlendirmesini güçlendirebilir. Konunun bu yönü Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak Neden Olur? başlıklı yazıda daha ayrıntılı ele alınmaktadır.
İnsanları Memnun Etmeye Çalışmak
Reddedilme korkusunun olası davranışsal yansımalarından biri sürekli insanları memnun etmeye çalışmak olabilir.
Kişi:
“Hayır dersem bana kızar.”
“İtiraz edersem beni sevmez.”
“Onu hayal kırıklığına uğratmamalıyım.”
diye düşünebilir.
Bu nedenle istemediği durumlarda bile “evet” diyebilir.
Kendi planını değiştirebilir.
Rahatsız olduğu bir davranışı dile getirmeyebilir.
Bir süre sonra çevresindeki insanların beklentileri kişinin kendi ihtiyaçlarından daha önemli hale gelebilir.
Başlangıçta amaç ilişkiyi korumaktır.
Fakat uzun vadede kişi kendi sınırlarının görünmez hale geldiğini hissedebilir.
Reddedilme Korkusu ve Hayır Diyememek
“Hayır” demek karşıdaki kişinin isteğini reddetmek anlamına gelir.
Bu nedenle reddedilmekten yoğun biçimde çekinen biri için ironik şekilde başkasını reddetmek de zor olabilir.
Kişi:
“Hayır dersem beni yanlış anlayacak.”
“Bir daha benimle görüşmez.”
“Bencil olduğumu düşünecek.”
şeklinde sonuçlar bekleyebilir.
Oysa her sınır ilişkisel bir kopuş anlamına gelmez.
İki kişinin yakın olması her talebe evet demeleri gerektiği anlamına da gelmez.
Sağlıklı sınırlar, kişinin hem karşıdaki insanı hem de kendi ihtiyaçlarını dikkate alabildiği bir ilişki alanının parçası olabilir.
Eleştirilme Korkusu ile Reddedilme Korkusu
Eleştirilmek ile reddedilmek aynı şey değildir.
Bir insan yaptığımız bir davranışı beğenmeyebilir ancak bizi bir bütün olarak reddetmeyebilir.
Buna rağmen kişi eleştiriyi doğrudan:
“Beni istemiyorlar.”
“Beni yetersiz buluyorlar.”
şeklinde yorumlayabilir.
Örneğin iş yerinde yöneticinin:
“Bu raporda birkaç değişiklik gerekiyor.”
demesi göreve yönelik bir geri bildirim olabilir.
Kişi bunu:
“Beni başarısız buluyor.”
şeklinde değerlendirdiğinde eleştiri daha geniş bir özdeğer meselesine dönüşebilir.
Burada yapılabilecek ayrımlardan biri şudur:
Bir davranışımın eleştirilmesi ile benim değerimin reddedilmesi aynı şey mi?
Her zaman değil.
Reddedilme Korkusu İş Hayatını Etkileyebilir mi?
Reddedilme korkusu yalnızca yakın ilişkilerde ortaya çıkmaz.
İş ve eğitim yaşamında da etkili olabilir.
Örneğin kişi:
- istediği işe başvurmaktan,
- terfi talep etmekten,
- proje sunmaktan,
- ücret görüşmesi yapmaktan,
- soru sormaktan,
- toplantıda fikir belirtmekten
kaçınabilir.
Çünkü her girişim reddedilme ihtimali taşır.
Kişi hiç başvurmazsa reddedilmez.
Ancak aynı zamanda kabul edilme ihtimalini de ortadan kaldırmış olur.
Bu nedenle reddedilme korkusunun önemli sonuçlarından biri yalnızca kişinin ne yaptığı değil, yapmak istediği halde nelerden vazgeçtiği olabilir.
Reddedilme Korkusu Sosyal Hayatı Nasıl Etkileyebilir?
Yeni insanlarla tanışmak doğal olarak belirsizlik içerir.
Karşıdaki kişinin bizi sevip sevmeyeceğini önceden bilemeyiz.
Reddedilmekten yoğun biçimde çekinen kişi bu belirsizliği azaltmak için sosyal ortamlardan uzak durabilir.
Partiye gitmez.
Yeni insanlarla konuşmaz.
Mesaj atmak yerine karşı tarafın başlamasını bekler.
Bir gruba katılmak istemesine rağmen gitmez.
Kısa vadede bu davranış kaygıyı azaltabilir.
Çünkü kişi reddedilme ihtimali olan durumdan uzaklaşmıştır.
Ancak uzun vadede şu düşünce güçlenebilir:
“Bu tür durumlarla baş edemem.”
Böylece kaçınma, korkunun sürmesine katkıda bulunabilir.
Reddedilme Korkusu ile Sosyal Kaygı Aynı Şey midir?
Hayır.
Reddedilme korkusu sosyal kaygıyla ilişkili olabilir ancak ikisini tamamen aynı kavram olarak değerlendirmek doğru değildir.
Sosyal kaygıda kişi sosyal ortamlarda olumsuz değerlendirilmekten, utanç verici bir durum yaşamaktan veya başkalarının önünde zor durumda kalmaktan belirgin biçimde kaygı duyabilir.
Reddedilme korkusu ise kişinin yakın ilişkilerinden iş yaşamına kadar daha farklı durumlarda kabul edilmeme ihtimaline odaklanabilir.
Dolayısıyla:
“Reddedilmekten korkuyorum.”
demek tek başına sosyal fobi veya başka bir tanı anlamına gelmez.
Reddedilme Sonrası Her Şeyi Tekrar Tekrar Düşünmek
Reddedilme korkusu yalnızca olay öncesinde yaşanmayabilir.
Gerçek veya algılanan bir reddedilmenin ardından kişi olanları uzun süre zihninde tekrar edebilir.
“Ben neyi yanlış yaptım?”
“Bunu söylemeseydim farklı olur muydu?”
“Bende ne eksik?”
“Beni neden istemedi?”
gibi sorular tekrar tekrar ortaya çıkabilir.
2026 tarihli bir meta-analiz, reddedilme duyarlılığı ile ruminasyon olarak adlandırılan tekrarlayıcı, kendine odaklı düşünme biçimi arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu bildiriyor; bu iki kavram aynı şey olmasa da bilişsel bazı özellikleri paylaşabiliyor.
Reddedilme üzerine düşünmek her zaman sorun değildir.
Kişi yaşananlardan bir şey öğrenebilir.
Ancak düşünme artık yeni bir bilgi üretmiyor ve yalnızca aynı soruların tekrarına dönüşüyorsa kişinin duygusal yükünü artırabilir.
Reddedilmek Kişinin Değersiz Olduğu Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Reddedilmek iki taraf arasındaki uyumsuzluğu, koşulları, beklentileri veya başka birçok faktörü yansıtabilir.
Bir kişinin romantik ilgimize karşılık vermemesi:
“Sevilmeye değer değilim.”
anlamına gelmez.
Bir işverenin başka bir adayı seçmesi:
“Başarısız bir insanım.”
sonucunu otomatik olarak doğurmaz.
Bir arkadaş grubuyla uyum sağlayamamak da kişinin bütün sosyal ilişkilerinde istenmeyeceği anlamına gelmez.
Reddedilmenin can acıtması mümkündür.
Ama acı verici olması, reddedilmenin kişinin bütün değerine yönelik objektif bir değerlendirme olduğu anlamına gelmez.
Reddedilme Korkusu ve Kendini Değersiz Hissetmek
Reddedilme korkusunun yoğun olduğu dönemlerde kişi başkalarının tepkilerini kendi değerinin kanıtı gibi kullanabilir.
Kabul edildiğinde:
“Demek ki iyiyim.”
Reddedildiğinde:
“Demek ki bende sorun var.”
Bu durumda kişinin kendisine yönelik değerlendirmesi oldukça dışa bağımlı hale gelebilir.
Başka insanların düşüncelerinden tamamen bağımsız olmak gerçekçi değildir.
Hepimiz ilişkilerden etkileniriz.
Ancak kişinin kendisine ilişkin bütün değerlendirmesinin başka bir kişinin kabulüne bağlı hale gelmesi duygusal olarak kırılgan bir sistem oluşturabilir.
Reddedilme Korkusu İlişkilerde Aynı Döngüleri Oluşturabilir mi?
Bazen kişi reddedilmekten korktuğu için yaptığı davranışlarla farkında olmadan ilişkide yeni gerilimler oluşturabilir.
Örneğin:
Partnerin mesafeli görünmesi → “Beni terk edecek” düşüncesi → yoğun güvence arama → partnerin bunalmış hissetmesi → geri çekilmesi → kişinin “Bak, gerçekten uzaklaşıyor” diye düşünmesi.
Bu her ilişkide aynı şekilde gerçekleşmez.
Ancak reddedilme duyarlılığı üzerine yapılan klasik çalışmalar, reddedilmeyi kaygıyla bekleyen kişilerin belirsiz sosyal davranışları reddedilme şeklinde yorumlamaya daha yatkın olabileceğini ve bunun kişilerarası döngülerle ilişkili olabileceğini göstermiştir.
İlişkide benzer tartışmaların nasıl tekrar edebildiğini daha ayrıntılı ele almak için İlişkide Hep Aynı Sorunları Yaşıyorum: Neden Tekrarlanır? başlıklı içerik incelenebilir.
Reddedilmeden Önce Kendini Geri Çekmek
Reddedilmekten korunmanın yollarından biri hiç risk almamaktır.
Kişi:
“Nasıl olsa beni istemeyecek.”
diyerek duygularını söylemeyebilir.
“Nasıl olsa kabul edilmeyeceğim.”
diyerek başvuru yapmayabilir.
“Nasıl olsa beni sevmiyor.”
diyerek ilişkiyi karşı taraftan önce bitirmeyi düşünebilir.
Bu davranış kısa vadede kişinin reddedilme anıyla karşılaşmasını önler.
Ancak aynı zamanda kişinin gerçekten ne olacağını öğrenmesini de engeller.
Kişi zaman içerisinde:
“Ben reddedilmekten korunuyorum.”
değil,
“Ben reddedilmeyeceğimden emin olmadığım hiçbir şeye yaklaşmıyorum.”
noktasına gelebilir.
Reddedilme Korkusu Nasıl Yenilir?
Google sorgularında “reddedilme korkusu nasıl yenilir?” ve “reddedilme korkusu nasıl aşılır?” ifadeleri belirgin bir alt niyet oluşturuyor. Ancak psikolojik süreçlerde “yenmek” veya tamamen ortadan kaldırmak her zaman en gerçekçi hedef olmayabilir.
İnsan hayatında reddedilme ihtimali tamamen ortadan kaldırılamaz.
Her insanın bizi beğenmesini, kabul etmesini veya seçimlerimize olumlu karşılık vermesini sağlayamayız.
Bu nedenle daha gerçekçi amaç:
Reddedilme ihtimali bulunduğu halde kişinin kendi değerleri doğrultusunda hareket edebilmesi olabilir.
Örneğin kişi:
- düşüncesini ifade edebilir,
- başvuru yapabilir,
- biriyle tanışmayı deneyebilir,
- kendi sınırını belirtebilir,
- karşı tarafın cevabını kontrol etmeye çalışmadan isteğini söyleyebilir.
Burada başarı yalnızca olumlu cevap almak değildir.
Kişinin belirsizliğe rağmen hareket edebilmesi de önemlidir.
Düşünce ile Gerçeği Ayırmak
Reddedilme korkusu yoğunlaştığında zihindeki tahminler gerçek gibi hissedilebilir.
“Beni istemeyecek.”
“Kesin yanlış anlayacak.”
“Beni küçük düşürecekler.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Bu noktada şu sorular kullanılabilir:
Şu anda bildiğim gerçek ne?
Tahmin ettiğim şey ne?
Aklıma gelen en kötü senaryo nedir?
Başka hangi açıklamalar mümkün?
Örneğin mesajına cevap gelmemesi bir gerçektir.
“Benden sıkıldı.”
ise olası açıklamalardan biridir.
Bu ayrım kişinin mutlaka olumlu düşünmesi gerektiği anlamına gelmez.
Ama belirsiz bir durumu tek açıklamaya indirgememeye yardımcı olabilir.
Reddedilmeyi Kişisel Bir Hükme Dönüştürmemek
Reddedilme yaşandığında şu iki cümle arasındaki fark önemlidir:
“Bu kişi benimle ilişki kurmak istemedi.”
ve
“Ben ilişki kurulmaya değer biri değilim.”
İlk cümle belirli bir durumu anlatır.
İkinci cümle ise tek bir deneyimden kişinin bütün kimliği hakkında sonuç çıkarır.
Benzer şekilde:
“Bu işe kabul edilmedim.”
ile
“Ben başarısızım.”
aynı şey değildir.
Reddedilme korkusu üzerinde çalışırken kişinin özellikle bu genellemeleri fark etmesi önemli olabilir.
Küçük Sosyal Risklere Alan Açmak
Reddedilme ihtimalinden tamamen uzak durmak korkuyu kısa süreli azaltabilir.
Bunun yerine kişinin kendi kapasitesine uygun küçük sosyal riskler düşünülebilir.
Örneğin:
- bir ortamda kısa bir fikir söylemek,
- daha önce konuşulmayan biriyle sohbet başlatmak,
- küçük bir ricada bulunmak,
- istemediği bir konuda nazikçe “hayır” demek,
- bir öneride bulunmak.
Amaç kişiyi en zor duruma aniden sokmak değildir.
Kişinin reddedilme ihtimalinin bulunduğu durumlarla daha esnek bir ilişki kurabilmesi hedeflenebilir.
Reddedilmekten Korkarken Özdeğer Nasıl Korunabilir?
Özdeğer yalnızca kişinin kendisi hakkında sürekli olumlu düşünmesi değildir.
Kişinin hata yapabildiği, reddedilebildiği veya bazı insanlarla uyum sağlayamadığı halde kendisini bütünüyle değersiz olarak değerlendirmemesiyle de ilişkilidir.
Bir insan:
bir konuda başarısız olabilir,
bir ilişkide reddedilebilir,
birinin beklentisini karşılayamayabilir,
yanlış bir şey söyleyebilir.
Bunların hiçbiri kişinin bütün değerini tanımlamak zorunda değildir.
Bu bakışın oluşması çoğu zaman tek bir olumlu cümleyle gerçekleşmez. Kişinin kendi beklentileri, ilişkileri ve kendisine yönelik değerlendirme biçimleri üzerinde daha uzun süre düşünmesini gerektirebilir.
Reddedilme Korkusunda Neler Yapılmamalı?
Korkuyu azaltmaya çalışırken bazı davranışlar kısa vadede rahatlatıcı olsa da döngünün sürmesine katkıda bulunabilir.
Örneğin:
- sürekli güvence istemek,
- herkesin fikrini almadan karar verememek,
- hoşnutsuzluk ihtimalinden kaçınmak için her şeye evet demek,
- mesajları veya konuşmaları defalarca analiz etmek,
- reddedilme ihtimali olan bütün durumlardan kaçınmak,
- karşı tarafın davranışlarını sürekli test etmek
geçici rahatlama sağlayabilir.
Buradaki amaç bu davranışları “yanlış” ilan etmek değildir.
Daha çok kişinin:
“Bunu yaptığımda yalnızca kısa süre mi rahatlıyorum?”
sorusunu düşünmesidir.
Reddedilme Korkusu Ne Zaman Profesyonel Olarak Ele Alınabilir?
Reddedilme korkusu herkes için psikoterapi gerektiren bir durum değildir.
Ancak kişi korku nedeniyle yaşamında istediği alanlara katılamıyorsa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.
Örneğin:
- ilişkiye başlamaktan sürekli kaçınmak,
- sosyal ortamlardan geri çekilmek,
- iş veya eğitim fırsatlarına başvurmamak,
- fikirlerini ifade edememek,
- kendi sınırlarını koruyamamak,
- sürekli onay ve güvence aramak,
- reddedilme ihtimali üzerine uzun süre düşünmek
kişinin yaşamını belirgin biçimde sınırlıyorsa bu deneyimler psikoterapi içerisinde ele alınabilir.
Amaç kişinin bir daha asla reddedilmekten korkmamasını sağlamak değildir.
Daha çok korkunun kişinin seçimlerini ne ölçüde belirlediğini anlamak ve farklı davranış seçenekleri üzerinde çalışmaktır.
Psikoterapide Reddedilme Korkusu Nasıl Ele Alınabilir?
Psikoterapide reddedilme korkusu tek başına bir tanı olarak değerlendirilmek zorunda değildir.
Kişinin korkuyu hangi bağlamlarda yaşadığı ele alınabilir.
Örneğin:
- Kimler tarafından reddedilmek daha zor geliyor?
- Romantik ilişkilerde mi, arkadaşlıklarda mı, iş yaşamında mı daha yoğun?
- Reddedilme ihtimali olduğunda kişi kendisi hakkında ne düşünüyor?
- Başka insanların onayı kişinin kararlarında ne kadar belirleyici?
- Eleştiri nasıl yorumlanıyor?
- Hangi durumlardan kaçınılıyor?
- Güvence arama davranışı bulunuyor mu?
- Geçmişteki deneyimler bugünkü durumlara nasıl anlam verilmesini etkiliyor?
- Kişinin kendisine yönelik beklentileri nasıl?
gibi alanlar değerlendirilebilir.
Psikoterapinin amacı kişiye hangi ilişkiye girmesi veya hangi kararı vermesi gerektiğini söylemek değildir. Kişinin reddedilme korkusuyla bağlantılı düşünce, duygu ve davranış örüntülerini kendi yaşam bağlamı içerisinde değerlendirebileceği bir çalışma alanı sağlamaktır.
Bireysel görüşmelerin kapsamı hakkında daha ayrıntılı bilgi Kadıköy Bireysel Psikoterapi sayfasında yer almaktadır.
Reddedilme Korkusu İçin Online Psikoterapi Görüşmesi Yapılabilir mi?
Reddedilme korkusuyla ilişkili sosyal, bireysel ve ilişkisel deneyimler uygun koşullarda online psikoterapi görüşmelerinde de ele alınabilir.
İstanbul dışında yaşayan veya düzenli biçimde kliniğe gelemeyen yetişkinler açısından online görüşme bir seçenek olabilir.
Online görüşmelerde de kişinin:
- reddedilme ihtimaline verdiği anlam,
- kendisine yönelik düşünceleri,
- ilişkilerdeki tekrar eden örüntüleri,
- kaçınma davranışları,
- onay ihtiyacı,
- sınır koyma biçimi
üzerinde çalışılabilir.
Online veya yüz yüze görüşmenin uygunluğu kişinin ihtiyaçlarına ve görüşme koşullarına göre değerlendirilmelidir.
İstanbul Anadolu Yakası’nda yüz yüze psikoterapi ve klinik çalışma çerçevesi hakkında bilgi için Kadıköy Psikolog sayfası incelenebilir.
Reddedilme İhtimalinden Kaçmadan Yaşamak
Reddedilme korkusuyla ilgili zorlayıcı noktalardan biri, kişinin hayatını reddedilmeyeceğinden emin olduğu alanlarla sınırlandırabilmesidir.
Oysa yeni bir ilişki kurmak, yeni bir işe başvurmak, fikir söylemek, sınır koymak veya birinden bir şey istemek her zaman belirli ölçüde belirsizlik taşır.
Karşı tarafın cevabı her zaman kontrolümüzde değildir.
Kontrol edilebilecek alan daha çok kişinin:
ne istediğini fark etmesi,
bunu nasıl ifade ettiği,
bir olumsuz cevabı kendisinin bütün değerine dönüştürüp dönüştürmediği
ve reddedilme ihtimali karşısında nasıl hareket ettiği olabilir.
Reddedilme korkusu, kişiye “Hiç risk alma” dediğinde kısa vadede güvenli bir alan yaratabilir. Ancak bu alan giderek küçülüyorsa kişinin istediği ilişkilerden, deneyimlerden veya fırsatlardan da uzaklaşmasına neden olabilir.
Amaç herkes tarafından kabul edilmek değildir.
Bu mümkün de değildir.
Daha sürdürülebilir hedef, başka insanların tercihlerini tamamen kontrol edemediğimizi kabul ederken kendi değerimizi yalnızca bu tercihlerin sonucuna bağlamamaktır.
İnternet üzerindeki psikoloji içerikleri genel bilgilendirme amacı taşır; kişiye özel psikolojik değerlendirme veya tanı yerine geçmez.